1. Hukuk Dairesi 2018/1012 E. , 2019/945 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı tarafın yaptığı istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu ipteli ve tescil olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Davacı, miras bırakan...in maliki olduğu 437 ada 118 parselde kayıtlı 4 nolu bağımsız bölümünü kızı olan davalı ..."na satış suretiyle temlik ettiğini, devrin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, miras bırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satışın gerçek olduğunu, ayrıca babalarından kalan dükkanın bedelinin yarısının davacıya verilmesi ve diğer yarı payı ile de dava konusu evin alınması nedeniyle denklik ve adalet duygusu ile de hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı tarafın yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1941 doğumlu miras bırakan..."in 20.11.2012 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 1979/50 Esas ve 1979/238 Karar sayılı kararı ile ... ve ...
... tarafından evlat edinilen davacı kızı ... ile davalı kızı..."in kaldığı, miras bırakanın maliki olduğu 437 ada 118 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümünün çıplak mülkiyetini 19.12.2007 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, çekişme konusu taşınmazın kat mülkiyetinin 04.01.2015 tarihinde terkin edilerek arsa olarak tescilinin yapıldığını, 8.1.2016 tarihinde ise yeniden kat irtifakı tesisi yapılmak suretiyle 4 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK"nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olayda, davacı tanık deliline dayanmamıştır.
Bu durumda, toplanan deliller, yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde davacının, mirasbırakanın temliki mal kaçırma amacıyla yaptığına dair iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.