Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/4335
Karar No: 2019/1002
Karar Tarihi: 14.02.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/4335 Esas 2019/1002 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalılar çekişmeli taşınmazı uygun bir fiyatla aldıklarını savunmuşlar ve iyiniyetli olduklarını iddia etmişlerdir. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Ancak temyiz incelemesinde, davacının borcu olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin yanılgılı değerlendirme olduğu belirtilmiştir. Davalının iyiniyetli olmadığı ve davacının borcu varsa tespit edilerek mahkeme veznesine depo edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kararda Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi ve Temyiz Kanunu'nun 428. maddesi detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2016/4335 E.  ,  2019/1002 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... "ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, maliki olduğu 1817 ada 21 parsel sayılı ( 245 m2’lik arsa, fiiliyatta üzerinde apartman bulunan ) taşınmazını davalı ...’in kullanacağı kredinin...isimli şirket ortakları tarafından ödenmesinden sonra iade edilmesi koşuluyla 06.08.2004 tarihinde davalı ...’e devrettiğini, aynı gün aralarında protokol yaptıklarını, ne var ki davalı ...’in aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak çekişmeli taşınmazı 19.03.2008 tarihinde diğer davalı ...’e temlik ettiğini, Doğan’ın temlik tarihinden beşbuçuk yıl sonra ihtarname göndererek kira bedellerini istediğini, o ana kadar tasarrufta bulunmadığını, davalıların birlikte hareket ederek muvazaalı devir yaptıklarını ileri sürerek, tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
    Davalı ..., ... isimli şirketin ortaklarının talebi üzerine kredi kullandığını ve şirkete verdiğini, karşılığında davacının taşınmazını borç ödendikten sonra iade edilmek şartıyla devir aldığını, ne var ki kredi borçlarının düzenli ödenmediğini, mali itibarının bu nedenle sarsıldığını, yine davacının oğlu ve aynı zamanda firmanın ortaklarından olan ...’ın talebi üzerine çekişmeli taşınmazın diğer davalı ...’a satıldığını, bu satıştan davacının da haberdar olduğunu, satıştan çok sonra dava açılmasının kötüniyeti gösterdiğini davalı ..., yurt dışında yaşadığını, yatırım yapmak maksadıyla dava konusu taşınmazı diğer davalı ...’den satın aldığını ve onun beyanı üzerine satış bedelini...isimli firma ortaklarına elden ödediğini, davacı ve diğer davalı ile firma yetkilileri arasındaki olayları bilmediğini, tarafları önceden tanımadığını, tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece, çekişmeli temlikten davacının haberdar olduğu, davalı ...’ın bedeli karşılığında taşınmazı satın aldığı, olayları bilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Davacı ...’in maliki olduğu dava konusu 1817 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tamamını 06.08.2004 tarih ve 5904 yevmiye no’lu işlemle 184.000,00 TL bedelle davalı ...’e, ...’in de 19.03.2008 tarih ve 3285 yevmiye no’lu işlemle 250.000,00 TL bedelle diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
    Hemen belirtilmelidir ki, 06.08.2004 tarih ve ‘’ Taşınmaz Satım Protokolü ‘’ başlıklı belgenin, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işlemin yazılı delili olduğunda kuşku yoktur.
    Bu durumda, ilk el konumunda bulunan davalı ...’e dava konusu taşınmazın inançlı işleme dayalı olarak temlik edildiği ortadadır.
    Ne var ki, davalı ...’den çekişmeli taşınmazı temellük eden diğer davalı ...’ın (ikinci el) iyiniyetli olması halinde 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacağı şüphesizdir.
    Öte yandan, vakıa ve karinelerden, halin icaplarından kendisinden beklenen özeni sarfetmemiş olması itibariyle kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacağı belirmiş olan kimsenin TMK’nın 1023. maddesinden yararlanamayacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.
    Somut olayda, davalı ...’ın yurt dışında yaşadığı, dava konusu taşınmazı ...’den 19.03.2008 tarihinde satın alma yoluyla edindiği, her ne kadar çekişmeli taşınmaz tapuda arsa olarak gözükmekte ise de, fiiliyatta üzerinde 8 katlı ve 16 daireden oluşan bir binanın bulunduğu, söz konusu dairelerin kiracılar tarafından kullanıldığı, davacı ...’e ait 01.01.2008 ile 10.02.2014 tarihleri arasındaki ... bankası hesap hareketlerinin incelenmesinde; farklı isimlerin kira bedeli açıklaması altında davacının hesabına düzenli para yatırdıkları, İSKİ Bilgi İşlem Merkezi abone bilgilerini gösterir 10.02.2014 tarihli belgenin incelenmesinde ise; dava konusu taşınmazdaki 16 daireden 9 adedinin aboneliğinin davacı ... adına olduğu, diğer dairelerin aboneleri arasında olan ...ile ...Reklam isimli şirketin aynı zamanda davacının ... hesabına kira bedeli ödeyen şahıslar arasında olduğu, davalı ... ...’ün ilk defa ... 17. Noterliği’nin 26.09.2013 tarih ve 17827 yevmiye no’lu ihtarnamesi ile muhatapları arasında davacının da bulunduğu 7 kişiye ihtar göndererek dava konusu taşınmazdaki dairelerin kiralarını istediği, kira bedellerinin ihtarnamenin keşide edildiği tarihe kadar davacı tarafından alındığının banka kayıtları ile sabit olduğu tespit edilmiştir. Üzerinde 16 adet daire bulunan bir taşınmazı edinen kimsenin 5-5,5 yıl gibi uzun bir müddet taşınmaza vaziyet etmemesi ve kiraların eski malik tarafından alınıyor olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durum, son malik davalı ...’ın taşınmaza emanetçi konumuyla malik olduğu izlenimi uyandırmaktadır.
    Öte yandan, 06.08.2004 tarihli belgede davalı ...’in vekili olan ve olayların odağında bulunan davalı ... tanığı ...’un beyanına göre de, dayısının damadı olan ... aracılığıyla davalı ... ile irtibat kurulduğunu beyan ettiği gözetildiğinde davalı ...’ın sıradan bir alıcı olmadığı, ayrıca davalı ...’ın Merkez Bankasından temin ettiği parayı tapudaki işlem sonrası elden...isimli şirket yetkililerine ( gelen kayıtlardan bu kişilerin ..., ... ve ... olduğu ) ödediğini beyan etmiş ise de; taşınmazın değeri ve ödendiği iddia olunan bedelin miktarı değerlendirildiğinde kayda dayalı bir ödemenin yapılmamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
    Bu açıklamalar ışığında, davalı ...’ün iyiniyetli olmadığı, bir başka deyişle durumu bilen ya da kendisinden beklenen özeni göstermesi halinde bilebilecek konumda olduğu açıktır.
    Hal böyle olunca, davacının 06.08.2004 tarihli belge uyarınca borcu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, borcu var ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin mahkeme veznesine depo ettirilmesi, depo eder ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi