8. Hukuk Dairesi 2017/10815 E. , 2017/7811 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin haricen satın aldığı 1000 m2 taşınmaz üzerine çeşitli yaş ve nitelikte ağaçlar diktiğini, imar uygulaması sonrasında 1200 ada 25 parsel sayılı taşınmaz olarak adına tescil edildiğini ancak bir kısım ağaçların tapulu yerin dışında kaldığını açıklayarak tapulu alan dışında kalan ağaçların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili, dava konusu yerin Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunduğunu açıklayarak davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen ağaçların bir kısmının DSİ kanalı içerisinde, bir kısmının ise ...- ... karayolunda kaldığı, kanal olarak kayıtlı ... ada ... parselde davacının tapu maliki olmadığı bundan ayrı ... ada ... parsel (imar uygulaması ile ... ada ...) sayılı taşınmazın ağaçların bulunduğu yer ile ilgisinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacının maliki olmadığı taşınmazda dikilen ağaçların davacıya aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Muhdesat aidiyet tespiti davalarında, husumetin muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın malik ya da maliklerinin tümüne karşı, taşınmazın tapusuz olması halinde ise, Hazine ile ilgili Köy veya Belediye Tüzel Kişiliğine karşı yöneltilmesi zorunludur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu tespitine karar verilmesi istenen ağaçların bir kısmının Kadirli-Sumba yolu içerisinde ve tapulama harici yerde kaldığı belirlendiğinden, Hazine"ye karşı husumet yöneltilerek öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması, HMK"nun 124. maddesinde belirtilen hükümlerin göz önünde bulundurulması; davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları konusunda kendilerine süre ve imkan tanınması, savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması gereklidir.
Bundan ayrı, 26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde "Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir" denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır. Gerçekten de; 04.11.2015 havale tarihli fen bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu edilen ağaçların bir kısmının kanal vasıflı ... ada ... parsel sayılı taşınmazda, bir kısmının ise ...-... karayolu üzerinde kaldığının belirlendiği, Mahkemece imar çalışmaları neticesinde davacı adına tescil edildiği bildirilen ... ada ... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma çalışmalarının mevcut olup olmadığının sorulduğu, ancak dava konusu edilen ağaçların bulunduğu kısımda kamulaştırma çalışmaları yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, dava konusu ağaçların kamulaştırılan bölümünde kalıp kalmadığı konusunda tereddüt oluşmuştur.
Hal böyle olunca; 26.10.2015 tarihli keşif neticesinde, keşife katılan fen bilirkişi tarafından düzenlenen 04.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide gösterilen dava konusu muhdesatların bulunduğu alan hakkında kamulaştırma işlemi yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, yapılmış ise kamulaştırmaya ilişkin evraklar ve krokisi dosya arasına alınarak, muhdesatların bulunduğu bölümün kamulaştırılıp kamulaştrılmadığının tespit edilmesi ve bu hususları gösterir rapor alınması gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan araştırma ve incelemeler yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, açıklanan nedenlerle hükmün 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK"nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,taraflarca HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.