20. Hukuk Dairesi 2017/5301 E. , 2019/6441 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... köyünde yapılıp 09.12.2006 ilâ 29.01.2007 tarihleri arasında ilân edilen genel arazi kadastro çalışmaları sonucunda 212 ada 2 parsel sayılı 1111,05 m² yüzölçümlü, 212 ada 3 parsel sayılı 1654,02 m² yüzölçümlü, 212 ada 4 parsel sayılı 2366,26 m² yüzölçümlü ve 212 ada 5 parsel sayılı 1028 m² yüzölçümlü taşınmazlar sırasıyla belgesizden ..., ..., ... ve ... adına yapılan tesbit tutanakları itirazsız kesinleştiğinden tapu siciline tescil edilmişlerdir.
Davacı Hazine vekili 02.04.2007 havale tarihli dava dilekçeleri ile, dava konusu taşınmazların imar ve ihya edilmedikleri, genelde taşlık, kayalık, çalılık ve boş arazi niteliğinde bulunduklarından Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları ve zilyetlikle kazanım şartlarının davalılar yararına oluşmadığı iddiasıyla davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tescilleri istemiyle ayrı ayrı dava açmış, mahkemece, aralarında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davalar birleştirilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu 212 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların 16.06.2010 havale tarihli bilirkişiler .....tarafından düzenlenen rapora ekli ifraz krokisinde gösterilen alanların tapu kaydının iptali ile köyün son ada ve parsel numarası ile orman vasfında Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25/06/2015 tarih ve 2015/6164 E. - 2015/ 6428 K. sayılı ilamıyla “Mahkemece, davanın kabulüne ve çekişmeli 212 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların orman niteliğiyle tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı Hazine tarafından dava konusu taşınmazların imar ve ihya edilmedikleri, genelde taşlık, kayalık, çalılık ve boş arazi niteliğinde bulundukları iddiasıyla açıldığı halde, mahkemece talep ile bağlı olunduğu ve talepten başkasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, talep aşılmak suretiyle taşınmazların orman niteliğiyle tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır. Ayrıca, dava konusu taşınmazlar, yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1944 yılında yapılıp 1949 yılında kesinleşen orman tahdidine ilişkin harita ve tutanaklara göre, .... mahallesinin “Köy toplu arazi ve bahçelerini ihtiva ettiğinden köy namına terk edildiği” belirtilmek suretiyle tahdit dışında bırakılmış ve sonra yapılan aplikasyonlarda da durumu değişmemiş, teknik bilgisine başvurulan ziraat bilirkişileri ayrı ayrı düzenledikleri raporlarında da taşınmazların tarla niteliğinde özel mülkiyete tabi bulunan yerlerden oldukları yönünde görüş bildirdikleri nazara alındığında, 1944 yılındayapılan orman tahdidi tutanaklarındaki belirtmelerdeki köy toplu arazi içindeki bahçe veya tarım arazisi niteliğini halen korudukları, niteliklerinde değişme bulunmadığı ve davacı Hazinenin iddialarının eldeki davada ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.” gereğine değinilerek bozulmuş, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebi Dairenin 04/04/2016 tarih ve 2016/4045 E. - 2016/3857 K. sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
Mahkemece; davacının 21/09/2016 tarihli duruşmaya katılmadığı ve herhangi bir mazeret bildirmediği için dosyanın işlemden kaldırıldığı ve 3 aylık yasal süre içerisinde de dosyayı yenilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede 1944 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 1949 yılında ilân edilerek kesinleşen orman tahdidi ile 1999 yılında yapılıp 22.03.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması vardır. Daha sonra 2005 yılında yapılıp 28.02.2006 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi gereğince vasıf ve mülkiyet değişikliği dışındaki fennî ve teknik hataların düzeltilmesi çalışması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 07/11/2019
gününde oy birliği ile karar verildi.