20. Hukuk Dairesi 2019/3457 E. , 2019/6615 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği .....evleri mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, taşınmazın satın alındığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 25.06.2013 tarih ve 2013/2042 - 7201 E.K. sayılı ilamı ile “Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazı 01/04/1993 tarihinde satın aldığı davanın açıldığı tarih itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece ulaşılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, davacı çekişmeli taşınmazı 1993 tarihinde satın aldığı ve satın aldığı....le birlikte zilyetliğinin 20 yılı aştığını belirterek eklemeli zilyetliğe dayanmıştır. Davacının 1993 yılında başlayan zilyetliği, iktisap için yeterli değilse de önceki maliklerin zilyetliğinden TMK"nın 996 (MK. 909) maddesi hükmü gereği davacı yararlanabilir. Mahkemece, önceki zilyet .....zilyetliğinin başlangıç tarihi belirlenip, iddia ve savunma doğrultusunda yargılama yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davalı Hazine vekili, 23.01.2015 tarihli dileçesi ile çekişmeli taşınmazın TMK"nın 713/6. maddesi uyarınca Hazine adına tescilini istemiş, yargılama sonucunda davacının tescil talebinin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğundan reddine, bilirkişi .....tarafından hazırlanan 30/10/2014 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 547,72 m² yerin orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 20.04.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 1954 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu vardır. Arazi kadastrosunun kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece usul ve kanuna aykırı olarak hüküm kurulmuştur.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu 20.04.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Bu çalışmada dava konusu taşınmaz orman tahdit sınırları dışarısında bırakılmıştır. Dava konusu taşınmazın orman tahdidi dışında bırakıldığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre de geçmiştir. Bu nedenle taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece yapılması gereken, dava tarihi olan 21/11/2011’den geriye doğru en geç 1991 yılında dava konusu taşınmazda imar ve ihya ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesidir.
Bu nedenle; mahkemece, 1980"li ve 1990"lı yıllara ait hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, dava konusu taşınmaza komşu 453 ada 1 parsel ve 454 ada 1 parsel hakkında açılan kadastro mahkemesinin 2001/102 Esas - 2002/22 Karar sayılı dosyası getirtilip dava konusu taşınmazdan bu dosyada nasıl bahsedildiği tespit edilerek; taşınmazın bulunduğu yörede kesinleşmiş uygulama imar planı bulunup bulunmadığının, varsa taşınmazın uygulama imar planı içerisinde olup olmadığının, uygulamanın askı ilan tarihleri ile kesinleştiği tarihin belediye başkanlığından sorulup 1/1000 ölçekli planın getirtilerek ve çekişmeli taşınmazın bu plandaki konumu gösterilerek; dava konusu taşınmazın arazi kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığı sorularak önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte 1980-1990 yılları arasında hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip taşınmazın toprak yapısı incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları HMK’nın 259. ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, ziraat mühendisinden taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılacak yerlerden olup olmadığı yönünde rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, murisi yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı da dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 14/11/2019 günü oy birliği ile karar verildi.