Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/3942
Karar No: 2018/5182
Karar Tarihi: 31.05.2018

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/3942 Esas 2018/5182 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2017/3942 E.  ,  2018/5182 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : 17. İş Mahkemesi

    KARAR
    A) Davacı İstemi:
    Davacı, 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile Kurumca kesilen yetim aylığının, kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte tekrar bağlanarak ödenmesine ve davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, kesilen sağlık hizmetlerinin ve maaş ödemelerinin tekrar bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
    B) Davalı Cevabı:
    Davalı SGK vekili özetle; Kurum denetmen raporuyla davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarının belirlendiğini ileri sürerek tesis edilen işlemin yerinde olduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.
    C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
    İlk derece Mahkemesince; “...davacının eşinden 1990 yılında ayrılmasına rağmen 10 yıl geçtikten sonra babasının ölümü üzerine aylık almaya başladığı dikkate alındığında esasen maaş almak için muvazaalı bir boşanmanın bulunmadığı kanaati ortaya çıktığı, Yüksek Yargıtay"ın görüşleri dikkate alınarak konu değerlendirildiğinde, Kurum denetmeninin bu konudaki gerekçesinin en önemli dayanağı olan davacı ile eşinin birlikte oturduğu mal sahipleri tarafından verilen beyan olup, ancak bu kişi yargılama sırasında mahkemenin huzurunda dinlenmiş olup, beyanında; davacının kendisinin sahibi olduğu dairesinde bundan 10 yıl öncesine kadar kiracı olarak taşındığını ve oturması nedeniyle tanıdığını, kendisinin de 42 nolu binanın 6 nolu dairesinde oturduğunu, davacının bundan 10 yıl önce eski eşinden boşanarak 2 çocuğu ile birlikte kendi dairesine taşındıklarını ve 3 kişi ile birlikte oturduklarını, davacının boşandığı eşinin kendisinin 2 nolu dairesine ayda ortalama 1 veya 2 kez çocuklarını görmek için geldiğini ve çoğu zaman binanın dışında çocukları ile görüştüğünü, ...... davacı ile birlikte boşandığı eşi ..."nin 2 nolu dairesinde 13 yıl önceden beri 1 yıl öncesine kadar kiracı olarak oturduklarını söylemediğini, bunu düzelttiğini, davacının eşinin kendisinden uzak bir mahalleye taşındığını bildirdiklerini, bu beyan dikkate alındığında ...’in denetmenin tesbitinin aksine beyanda bulunduğu açık bir şekilde görüldüğü, Tanık Beyanları, Cumhuriyet Savcılığı nezdinde davacı ve eşinin beyanları ve yine kızı ...’un beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin alkol bağımlılığı sebebiyle anlaşamayıp, 1990 yılında boşanarak ayrıldıkları ve bu ayrılıktan sonra davacının bir müddet ...’da oturduktan sonra daha sonra kızı ile oturduğunu ve ondan sonra da ...’da ikamet ettiği, daha sonra ise ...’da birlikte oturduğu oğlu ...’nin işlerinin bozulması sebebiyle şu anda Etilerde bir akrabasının yanında kaldığı beyanları birlikte değerlendirildiğinde ” gerekçesiyle “ A-)Davacı tarafın, davalı ... aleyhine açtığı davanın KABÜLÜ ile, davacının kesilen aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak yasal faizi ile birlikte kendisine ÖDENMESİNE, ayrıca; kuruma borçlu olmadığına dair TESPİTİN KABÜLÜNE,
    B-)Bu dosya ile birleşen ... 20. İş Mahkemesinin 2013/495 Esas Sayılı dosyasındaki davanın REDDİNE, “ karar verilmiştir.
    İstinaf Başvurusu ;
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen karara ilişkin olarak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtilerek , usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
    D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
    Bölge Adliye Mahkemesince; “ Dairemiz tarafından yapılan incelemede; dava konusu ile ilgili delil olarak belirtilen denetim tutanağında beyanı alındığı anlaşılan davalının eski ev sahibi ..."in duruşmadaki beyanında tarafların ayrı yaşadıklarını ifade etmesi, diğer tanıklarında davacının oğlu ile birlikte yaşadığına dair beyanları ile ilgililerin seçim kayıtlarının da farklı adreslerde kayıtlı olduğu anlaşılmakla ve dava konusu ile ilgili dosya kapsamında toplanan delillere göre 5510 sayılı Yasanın 56/2 maddesi ile 96/1 maddesinin yasal şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla ve İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülmekle, davalı kurum istinaf isteminin esastan reddine karar verilmekle, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesiyle , “... 17. İş Mahkemesinin 22/09/2016 tarihli, 2012/570 Esas-2016/468 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,” karar verilmiştir.
    E) Temyiz:
    Davalı SGK vekili; “Kurum işlemi yerindedir. Davacıya çift aylık bağlanamayacağından davanın reddi gerekir. ” gerekçeleriyle davanın reddini talep etmiştir.
    F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
    Dava; 5510 sayılı Yasa"nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması ve davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
    Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
    Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
    Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir.
    5510 sayılı Yasa"nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum"ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 21.8.1990 tarihinde eşi ...’den boşandığı, 17.11.2000 tarihinde vefat eden babası ... üzerinden yetim aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 02/04/2012 tarih NÜ/50 sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak 20/10/2008-19/06/2012 dönemi ödenen aylıklar ve işleyen faizinin borç çıkarıldığı, davalı Kurumun aynı nedenle ...’a açtığı itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin İstanbul 20.İş Mahkemesinin 2013/495 esas sayılı dosyasının bu dosyayla birleştirildiği, anlaşılmıştır.
    Somut olayda denetmen raporunda; ... Mah. Büklüm sok. no 42/2 Halıcıoğlu ... adresinde yapılan incelemede 2 nolu dairede ...,... çiftinin yaşamadığı ve 2 nolu dairede kiracı olarak yaklaşık 1 yıldır ... ve ailesinin yaşadığının belirlendiği, çevrede yapılan araştırmada ... ve ailesinin bir yıl önce 2 nolu daireden ayrıldıkları, 2 nolu dairenin maliki ...Hanımın binada 6 numaralı dairede ikamet ettiği bilgisine ulaşıldığı, ev sahibi ...’in yazılı beyanında; binanın 2 nolu dairesinin kendisine ait olduğu, ... Eşi ... ve çocukları ... ve ... ile 2 nolu dairede 13 yıl kiracı olarak oturduktan sonra yaklaşık 1 yıl önce binadan ayrıldıkları, şu an aynı mahallede buraya yakın bir sokağa taşındıkları, ...-... çifti ve çocukları aynı hanede ikamet ettikleri, Ordulu olduklarını beyan ettiği, denetmence birlikte yaşadıkları kanaatine varıldığı, tanığın mahkemede beyanını değiştirdiği görülmüştür.
    Tüm bu hususlar, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen raporun içeriği, tutanak tanığı ...’in denetmene verdiği ifadesini Mahkemede nedensiz değiştirmesini izah edememesi, adres kayıtlarında çiftin çocuklarına ait adresleri dönüşümlü olarak beyan etmeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi isabetsiz olmuştur.
    O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge adliye Mahkemesince davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ:
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

    (M)

    KARŞI OY

    Davacının 21/08/1990 yılında şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanması, yetim aylığının 2000 yılında bağlanması, seçmen kütüklerine kayıtlı adreslerin farklı olması, kolluk tarafından aksi tespit yapılamaması ve tek tutanak tanığı ..."in beyanını değiştirmesi ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesi yerinde olduğundan kararın onanması gerektiğini düşündüğümden Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.


    Muhalif Üye
    ...



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi