
Esas No: 2021/516
Karar No: 2021/1556
Karar Tarihi: 22.09.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/516 Esas 2021/1556 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/516
Karar No : 2021/1556
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 08/12/2020 tarih ve E:2020/2054, K:2020/12312 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Mahallesi, … ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan parselasyon işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 08/12/2020 tarih ve E:2020/2054, K:2020/12312 sayılı kararıyla;
İmar mevzuatına göre parselasyon işleminin, imar planlarındaki arazi kullanım kararlarının hayata geçirilmesi ve mevcut tapu kayıtları esas alınarak arsa ve arazilerin düzenlenmesi amacıyla yapılan subjektif nitelikte bir imar uygulaması olduğu,
Parselasyon işlemi ile kadastral mülkiyet dokusunun, imar planlarında belirlenen kullanım kararlarına göre yeniden düzenlemeye tabi tutulduğu, kullanım kararlarında ise herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle, doğrudan mülkiyet hakkına yönelik sübjektif nitelikte bir idari işlem olan parselasyon işlemine karşı komşu parsel maliki, belde sakini, yatırımcı kuruluş vb. sıfatlarla dava açılmasının mümkün olmadığı, ancak parsel maliklerince dava açılabileceği,
Uyuşmazlıkta da, Maliye Hazinesine ait alan açısından esasen dayanak imar planlarına yönelik iddialar ile subjektif nitelikte bir idari işlem olan parselasyon işleminin iptalinin istenildiği, davacı Belediyenin davaya konu edilen taşınmazlarla herhangi bir mülkiyet bağının bulunmadığı ve dava konusu parselasyon işlemi ile kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin varlığını ortaya koyacak nitelikte bir iddiasının da bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu alan ve çevre alanlardaki imara ilişkin yetki ve sorumlulukların idarelerine ait olduğu, ilçe sınırları içerisinde imara ilişkin bütün gelişmelerin idarelerince takip edildiği, imar planlarının kent için bütüncül ve tamamlayıcı olması, çevre imar dengelerinin bozulup bozulmadığının kontrolü gibi hususların doğrudan idarelerini ilgilendirdiği, her ne kadar ilgili mevzuat ile muhtelif kamu idarelerine imar planı yapım sorumluluğu verilmiş olsa da, ilgili idarelerce yapılan imar planı ve değişiklikleri sonucunda ortaya çıkan yeni nüfusun belediye hizmetlerine ilişkin ihtiyaçlarını karşılama, bunlara ilişkin yatırım ve ek hizmet tesisleri üretme yükümlülüğünün de idarelerinde olduğu, bu nedenle idarelerinin davaya konu alanda mülkiyet bağının bulunmaması sebebiyle menfaat ilişkisinin bulunmadığına ilişkin değerlendirmenin doğru olmadığı, idarelerince, dava konusu parselasyon işleminin dayanağı niteliğindeki imar planlarına karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/14223 sayılı dosyasında dava da açıldığı, bu nedenle Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ: Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 08/12/2020 tarih ve E:2020/2054, K:2020/12312 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 22/09/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilen davalar olarak tanımlanmıştır.
İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasında en etkin araçlardan biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında "menfaat ihlali" olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun subjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır.
Bu bağlamda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gereği şeklinde tanımlanmış olup, dava açma ehliyetinin iptal davasına konu olan kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay içtihatlarıyla, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazlar üzerinde mülkiyet bağı bulunmamakla birlikte, davacı belediyenin, imar mevzuatı çerçevesinde, bu taşınmazların çevresinde ve ilçe sınırları içerisinde uygulama imar planı ve parselasyon yapmak, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi vermek gibi yetki ve sorumlulukları bulunmaktadır. Ayrıca, dava konusu taşınmazlara belediye hizmetlerinin büyük bir kısmının davacı Belediye tarafından sunulacağı da açıktır.
Bu nedenle, dava konusu parselasyon işleminin dayanağı niteliğindeki imar planlarına karşı, Danıştay Altıncı Dairesi nezdinde ayrıca dava açtığı da görülen davacı Belediyenin, kendi yetki ve sorumluluk sahasında bulunan ancak özelleştirme kapsam ve programına alınması sebebiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9 ve ek-3. maddesindeki düzenlemeler gereğince Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca parselasyon işlemi uygulanan dava konusu taşınmazlarla arasında menfaat ilişkisinin bulunmadığından bahsedilemez.
Buna göre, davacı belediyenin subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşıldığından işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararında usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.