20. Hukuk Dairesi 2017/5835 E. , 2019/6915 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
...... 35 ada 21 parsel sayılı 907,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalı adına tapuda kayıtlı olup üzerinde ""tamamı ormanda kalmıştır"", ""6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi şerhi, 30.05.1995, y:1927"" ve ""Haciz 19.01.2007, y:1205, ..... 5. İcra 2006/7254"" şerhleri mevcuttur.
Davacı ... Yönetimi vekili 15.01.2014 tarihli dilekçesi ile dava konusu ...... mahallesinde bulunan ve tapuda 35 ada 21 parsel sayılı taşınmazın Dindere Devlet Ormanları sınırları içerisinde kaldığını, orman kadastro komisyonu tarafından yapılan çalışmaların 17.06.1981 tarihinde ilân edilerek kesinleştiğini beyan etmiş ve dava konusu 21 sayılı parselin tamamının ...... Devlet Ormanı sınırları içerisinde kalmasından dolayı davalıya ait tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile, ......bulunan ve tapuda 35 ada 21 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline; davalı tarafın taşınmazın güncel değerinin taraflarına ödenmesi ile ilgili ayrı dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 14.06.1978 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 12.9.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu taşınmaz tapuda tarla olarak davalı adına kayıtlıdır. Ancak, beyanlar hanesinde taşınmaz üzerinde ""Haciz 19.01.2007, y:1205, İstanbul 5. İcra 2006/7254"" şerhi gözükmektedir. Orman Yönetimi, taşınmazın tapu kaydında şerh sahibine husumet yöneltmeden dava açmıştır. Mahkemece, ilgili şerhe konu haciz dosyası ve alacaklısı araştırılmadan şerh sahibinin davaya katılımı sağlanmaksızın, husumet yaygınlaştırılmadan yokluğunda dava görülüp sonuçlandırılmıştır. Ancak taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup, mahkemece re"sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir. Yine dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro tutanaklarının tamamı dosya içine alınmamış ve taşınmazın konumu açıkça belirlenmemiştir. Dava tahdide dayalı tapu iptali tescil davası olup bilirkişi raporunda taşınmazın kısmen tahdit içinde kaldığı açıklanmış olmasına rağmen, mahkemece taşınmazın tamamının tahdit içinde kaldığı yönünde hüküm kurulmuş olması dosyadaki mevcut raporlar karşısında anlaşılamadığı gibi dava konusu taşınmazın tapu kaydında 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi şerhi mevcut olduğu halde, hükme konu bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 2/B"ye konu olmadığı açıklanmış olup, tapu kaydı ile bilirkişi raporu arasındaki bu çelişkinin neden kaynaklandığı da araştırılmamıştır. Ayrıca, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için
Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen "Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gözönüne alındığında somut olayda Orman Yönetiminin açtığı dava nedeniyle davalı aleyhine harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yükletilmesi yönündeki hükümde doğru olmamıştır.
Bu nedenlerle; mahkemece öncelikle, taşınmaz üzerindeki ""Haciz 19.01.2007, y:1205, ..... 5. İcra 2006/7254"" şerhi sahibinin davaya katılımı sağlanmalı ileri süreceği delilleri toplanmalı, daha sonra çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 14.06.1978 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 12.9.1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri dosya içine alındıktan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36/A maddesi hükmü de gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25/11/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.