8. Hukuk Dairesi 2017/2638 E. , 2017/1582 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili ve DSİ vekili, ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 68 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binaların vekil edenleri tarafından yaptırılmış olduğu gerekçesiyle muhdesatların vekil edenlerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... vekili, Hazine vekili ve ..., ... ile dahili davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, dahili davalı ... davaya katılmak istemediğini açıklamış, diğer davalılar ... ve ... savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, dava konusu binaların harici satış senedi ile davacılar tarafından satın alındığı, binalara ait giderlerin davacılar tarafından karşılandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, Fen bilirkişi...."ın 9.4.2014 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen betonarme binanın davacı ... ..., B harfi ile gösterilen betonarme bina ve C harfi ile gösterilen samanlığın davacı ... tarafından yaptırıldığının ve kendilerine ait olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili ile davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hüküm süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, 22.08.2016 havale tarihli dilekçesinde, kararın temyizinden Maliye Bakanlığı"nın 09.08.2016 gün ...-14335 sayılı yazıları ile vazgeçilmesi uygun görüldüğünden, temyiz dilekçesinin işlemden kaldırılması talep edildiğinden davalı Hazine vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dahili davalı ... vekili ile davalılar ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklarda girer (TMK 718 ın). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 ın.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Diğer yandan, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu"nun “Beyanlar" başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü"nün 60.maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu"nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü"nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re"sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1 -h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay"ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; davada taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, taşınmaz ve muhtesatın kamulaştırmaya konu olduğuna dair herhangi bir iddia, savunma, bilgi ve belge de bulunmadığı dikkate alındığında, davacıların muhdesatın tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır. Davacıların dava konusu 68 parsel üzerindeki muhdesatlar yönünden tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle reddine, taraflarca HUMK"nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu"nun 13/j maddesi uyarınca Hazine"den harç alınmasına mahal olmadığına ve peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 13.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.