22. Hukuk Dairesi 2014/20553 E. , 2015/33548 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi, sosyal yardım (giyim yardımı) ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili davacının, davalı asıl işveren bakanlığa ait işyerinde altişverenlerin işçisi olarak 26.01.2003-06.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini ücretlerinin düzenli ödenmemesi, fazla çalışma, asgari geçim indirimi ve sosyal alacaklarının verilmemesi sebepleriyle haklı olarak feshettiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi, sosyal yardım alacağı (giyim yardımı) ve fazla çalışma ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı bakanlık vekili, husumet itirazı ve zamanaşımı def"inde bulunarak,davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı bakanlığa ait işyerinde 04.06.2003-06.09.2012 tarihleri arasında çalıştığı, fazla çalışma yapmadığı, sosyal yardım alacağını ıspat edemediği, asgari geçim indiriminin ödendiği, bu sebeplerle işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple fesih şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği, giyim yardımına hak kazanıp kazanmadığı ve asgari geçim indirimi alacağı bulunup bulunmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu"nun 32. maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanunu"nun 14. maddesinin aksine, 4857 sayılı Kanun"un ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir.
1475 sayılı Kanun döneminde, toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 81. maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesinde de benzer bir düzenleme yer almaktadır. 4857 sayılı Kanun"da ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir.
Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir.
4857 sayılı Kanun"un 24. maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda davacının, iş sözleşmesini, ücretlerinin düzenli ödenmemesi ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiğini ileri sürdüğü davalının, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, fesih gerekçelerinin yerinde olmadığını iddia ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının geniş anlamda ücret alacağı bulunmadığı ve fazla çalışma yapmadığından işçinin iş sözleşmesini haklı sebeplerle fesih şartlarının bulunmadığı kabul edilmiş ise de ücretlerin düzenli ödenip ödenmediği konusunda araştırma yapılmamıştır. Dosya içeriğinden, işverenin ücretlerin düzenli ödendiğini banka kayıtlarıyla ıspatlayamadığı görülmektedir. Davacı tanıklarıda, ücretlerin düzenli ödenmediğini doğrulamaktadırlar. Kaldı ki, bordro sunulmayan 2009-2011 yılları arasındaki dönemde asgari geçim indiriminin ödendiği işverence ıspatlanamadığı gibi davacı ve davalı tanıklarının beyanları da dikkate alındığında, davacıya hakettiği giyim yardımının yapıldığı da ispatlanamamıştır. Hal böyle olunca, ücretlerin düzenli ödenmemesi ve geniş anlamda ücret içinde yer alan asgari geçim indirimi ve giyim yardımının yapıldığınında ıspatlanamaması karşısısında, 4857 sayılı Kanun"un 24/II-e. bendince, işçinin haklı fesih şartlarının oluştuğu gözetilmeden, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olmuştur.
Öte yandan, asgari geçim indirimi ödenmesine dair uygulamanın başladığı tarihten bordo sunulan 2011 yılına kadar olan dönemde, asgari geçim indirimi alacağının ödendiği işverence ıspat edilememiştir. Bu durumda, anılan tarihler arası için hesaplama yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.