
Esas No: 2019/461
Karar No: 2019/541
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2019/461 Esas 2019/541 Karar Sayılı İlamı
T.C. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019 / 461 KARAR NO : 2019 / 541 KARAR TR : 30.9.2019 |
ÖZET : Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacının, iki kardeşinin bulunduğu ve ailesinin ikamet ettiği Van ilindeki herhangi bir cezaevine veya yakın illerdeki bir cezaevine nakil edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı"nın/Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün işleminin iptali istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. |
K A R A R
Davacı : Ş. Y.
Davalı : Hasımsız/ Adalet Bakanlığı (Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü)
O L A Y : Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan Davacı dilekçesinde; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerin İnfazı Hakkında Tüzük"ün 165.maddesine istinaden 08/01/2019 tarihinde Adalet Bakanlığına nakil talebinde bulunduğunu; iki kardeşinin Van F-Tipi cezaevinde tutuklu bulunduğunu, ailesinin de Van"da ikamet ettiğini; babasının vefat ettiğini, annesinin yaşlı ve hasta olduğunu; ailesinin ziyarete gelemediklerini, mağduriyet yaşadıklarını; 2011 yılında Erzurum H-Tipinden Uzaktan Eğitim nedeniyle Ankara Sincan 2 Nolu F-Tipi Cezaevine nakil olduğunu, 15 Temmuz 2016 darbesi nedeniyle istemi ve iradesi dışında şu an bulunduğu Cezaevine getirildiğini; hem kardeşlerinin bulunduğu hem de ailesinin ikamet ettiği Van"daki herhangi bir cezaevine ya da yakın illerden birine naklinin yapılması talebinin, Adalet Bakanlığının 22/01/2019 tarihli ve 35211520-208.01.01-3288/11075 sayılı kararıyla, ilgili cezaevlerinde "yer olmaması ve Kanunen uygun olmaması" gerekçesiyle reddedildiğini; Adalet Bakanlığının öne sürmüş olduğu gerekçelerin gerçekçi olmadığını, talep ettiği cezaevlerinde boş yer bulunduğunu belirterek; Adalet Bakanlığının ilgili kararına itirazen, mağduriyetini azaltmak için naklinin Van"daki herhangi bir cezaevine yahut Patnos L Tipi ve Doğubeyazıt T-Tipine yapılmasını istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
TEKİRDAĞ İDARE MAHKEMESİ:28.2.2019 gün ve E: 2019/210, K: 2019/244 sayı ile, “(…) 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu"nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" başlıklı 4. maddesinin 2. fıkrasında; hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, infaz hakimliklerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Anılan Yasanın “İnfaz Hakimliğine Şikayet ve Usulü” başlıklı 5. maddesinde ise; ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabileceği hükmüne yer verilmiştir
Dolayısıyla 4675 sayılı Yasa hükümleri uyarınca Ceza İnfaz Kurumu kararlarına karşı yapılan şikayetlerin “İnfaz Hakimliklerince” incelenerek karara bağlanacağı ve şikayet üzerine “İnfaz Hakimliklerince” verilen kararlara karşı yapılacak itirazların da ilgili Ağır Ceza Mahkemelerine yapılacağı hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacının, iki kardeşinin bulunduğu ve ailesinin ikamet ettiği Van ilindeki herhangi bir cezaevine veya yakın illerdeki bir cezaevine nakil edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığının 22/01/2019 tarih ve 35211520-208.01.01.-3288/11075 sayılı işlemin tesis edilmesi üzerine, bu kararın iptali (itiraz) istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
4675 sayılı Kanunun anılan 4/2 maddesine göre hükümlülerin nakil talepleriyle ilgili şikayetleri karara bağlama görev ve yetkisi infaz hakimlerinde olduğundan davanın Van ili ya da yakın illerden birine nakil olma talebin reddine dair dava konusu işlemin görüm ve çözümü adli yargının (İnfaz Hakimliğinin) görev alanı içinde bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 14/3-a ve 15/1-a maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine…” karar vermiş, bu karar istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
Davacı bu kez, aynı gerekçe ve istemlerle; ancak “Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 18/03/2019 tarih, 35211520-208.01.01.11180/43200 sayılı yazısına (Nakil istem talebi cevabına) itirazımdır.” demek suretiyle, adli yargı yerinde dava açmıştır.
TEKİRDAĞ 2. İNFAZ HAKİMLİĞİ:24.4.2019 gün ve E:2019/723, K:2019/912 sayı ile, “(…) Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 01/04/2019 tarih 2019/5926 sayılı yazıları ile, kurumlarında tutuklu/ hükümlü olarak bulunan Şükrü YILDIZ"ın 01/04/2019 tarihli dilekçesi hakimliğimize gönderilmiştir.
Başvuru ilgili dilekçesi ile özetle, " Ailesinin Van ilinde ikamet ettiğini ,11/02/2019 tarihinde bulunduğu kurum aracılığı ile Cezaevi ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünde paralı nakil talebinde bulunduğunu, iki kardeşinin bulunduğu Van T ve Van F Tipi ya da Patnos L Tipi Cezaevlerinden birine naklini talep ettiğini, Bakanlığın talep etmiş olduğu cezaevlerinin kapasitelerinin dolu olması gerekçesiyle naklini uygun görmediğini, bu nedenle Adalet Bakanlığının gerekçesinin gerçek olmadığını, hem ailesinin hem de kendisinin daha fazla mağdur olmaması için Van F Tipi, M Tipi ya da Patnos L Tipi Doğabeyazıt F Tipi Cezaevlerinden birine naklinin yapılmasını" talep etmiştir.
Konuya ilişkin ilgili C.Savcısı yazılı mütalaasında; Uyuşmazlık Mahkemesi kararı uyarınca başvurunun görev yönünden reddi gerektiği kamu adına talep olunmuştur.
Dosyanın incelemesinde; Uyuşmazlık Mahkemesinin 27/10/2018 tarih 2018/595-593 Esas ve Karar sayılı kararına göre, Adalet Bakanlığının "nakil talebinin reddine" dair kararların iptaline yönelik taleplerde görevli yargı yerinin İdare Mahkemeleri olması nedeniyle dilekçenin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Başvuru konusunun (Adalet Bakanlığının nakil talebinin reddine dair verilen karara itiraz) infaz hakimliğinin 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu"nun 4. maddesinde belirtilen görevleri dışında kaldığı anlaşıldığından 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 6/1. Maddesi gereğince DİLEKÇENİN REDDİNE,
Başvurucunun Adalet Bakanlığının nakil talebinin reddine dair kararın iptali konusunda görevli ve yetkili İdare Mahkemesine müracaat hususunda MUHTARİYETİNE…” karar vermiş; itiraz edilmesi üzerine Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi : 16.5.2019 gün ve Değişik İş No: 2019/1056 sayı ile, “(…) GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği’nin 24/04/2019 tarih 2019/723 esas 2019/912 karar sayılı kararı ile "Başvuru konusunun (Adalet Bakanlığının nakil talebinin reddine dair verilen karar itiraz) İnfaz Hakimliğinin 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunun 4. Maddesinde belirtilen görevleri dışında kaldığı anlaşıldığından 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanunun 6/1 maddesi gereğince dilekçenin reddine" karar verildiği görülmüş, dosya içeriğine ve Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliğinin kararındaki gerekçeye göre; Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, hükümlü/tutuklu Şükrü Yıldız"ın itirazının reddine dair karar verilmiştir.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği’nin 24/04/2019 tarih 2019/723 esas 2019/912 karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, herhangi bir usul ve yasa hükmüne aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen İTİRAZIN REDDİNE,
Hükümlü/tutuklunun dilekçesinde belirttiği Tekirdağ İdare Mahkemesinin 2019/210 Esas 2019/244 Karar nolu 28/02/2019 tarihli kararının mahkemesince celbi ile görev ihtilafının giderilmesi hususunda Uyuşmazlık Mahkemesine dosyanın gönderilmesi için gereğinin mahkemesince takdir ve ifasına,
Karar örneğinin, Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği’nce itiraz edene tebliğine,
Karar ile birlikte dosyanın gereği yapılmak üzere Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği’ne İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, C. Savcısının görüşüne uygun ve kesin olmak üzere…” karar vermiş; İnfaz Hakimliği, Ağır Ceza Mahkemesinin kararı doğrultusunda görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dava dosyalarını Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN"ın katılımlarıyla yapılan 30.9.2019 günlü toplantısında:
I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, olay kısmında belirtildiği üzere, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davada; idari yargı yerince adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen adli yargı yerinin sahip olduğu seçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1-2247 sayılı Yasanın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.” hükmüne göre, idare mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine adli yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasanın 19. maddesindeki “Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, adli yargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da içermesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre olumsuz görev uyuşmazlığı doğması durumunda her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma istencini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme oranla daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesine başvurma olanağını tanımıştır.
Olayda, adli yargı yerince, görevsizlik kararı verildikten sonra yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin kararı/önerisi doğrultusunda, İnfaz Hakimliğince; bir üst yazı ekinde dava dosyalarının, görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymamakta ise de, Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliğince re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından ve usule ilişkin başkaca bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacının, iki kardeşinin bulunduğu ve ailesinin ikamet ettiği Van ilindeki herhangi bir cezaevine veya yakın illerdeki bir cezaevine nakil edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı"nın/ Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2.maddesinde, “1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Ana.Mah.nin 21/9/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000 - 4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
3. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya yaptığı işlemler idari yargı denetimi dışındadır.” hükmü yer almıştır.
Diğer taraftan; 29.3.1984 kabul tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 2. maddesinde: Ceza İnfaz Kurumlarının, kurulması idari görevleri yönünden gözetim ve denetiminin yapılması ve geliştirilmesi Adalet Bakanlığının görevleri arasında sayılmış; Kanunun 11. Maddesinde; “hükümlü ve tutukluların sevk ve nakil işlerini yürütmek” Bakanlığın Ana hizmet Birimlerinden birisi olan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında gösterilmiş;
5275 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”un 53. ve devamı maddelerinde “Hükümlülerin Nakilleri”nin nasıl olacağı ve uygulanacak kurallara yer verilmiş; hükümlülerin, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilecekleri; hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için aranan koşulların ve prosedürün ne olduğu; kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlülerin, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecekleri hükümlerine yer verilmiş;
Ceza infaz kurumlarının yönetimine, ceza ve güvenlik tedbirlerinin ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun, 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 121 inci maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olan “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük”ün 163.madde ile başlayan Sekizinci Kısmında Hükümlülerin Nakilleri hususlarına yer verilmiş; 164.maddenin 3. fıkrasında; hükümlülerin nakil işlemleriyle ilgili esas ve usullerin Bakanlık tarafından belirleneceği ifade edilmiş; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan Genelgelerde de, hükümlü ve tutukluların nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasların nasıl olacağı gösterilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan davacının, iki kardeşinin bulunduğu ve ailesinin ikamet ettiği Van ilindeki herhangi bir cezaevine veya yakın illerdeki bir cezaevine nakil edilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun Adalet Bakanlığının 22/01/2019 tarihli ve 35211520-208.01.01-3288/11075 sayılı kararıyla, ilgili cezaevlerinde "yer olmaması ve Kanunen uygun olmaması" gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, bu kararın iptali (itiraz) istemiyle idari yargı yerinde dava açtığı; davacının aynı gerekçe ve istemlerle; ancak “Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 18/03/2019 tarih, 35211520-208.01.01.11180/43200 sayılı yazısına (Nakil istem talebi cevabına) itirazımdır.” demek suretiyle, adli yargı yerinde dava açtığı anlaşılmıştır.
Dava dosyalarının asılları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karşın, dosyalarda itiraz edilen/iptali istenilen Adalet Bakanlığı işlemlerinin bulunmadığı görülmektedir. İdare Mahkemesi ve İnfaz Hakimliğince bu durumun bir eksiklik olarak görülmediği ve yargılamanın bu şekilde sonuçlandırıldığı gözetildiğinde; Mahkememizce de görev uyuşmazlığının bu kabul doğrultusunda sonuçlandırılması gerekmiştir.
Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte irdelendiğinde, hükümlülerin yerleştirileceği ceza infaz kurumlarını belirleme görevinin Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne ait bulunduğu; bu bağlamda hükümlülerin, farklı gerekçeli nakil taleplerinin de aynı birim tarafından değerlendirildiği; davalı idarenin bu görevini bir yargı faaliyeti olarak değil idari işlem veya eylem olarak yürüttüğü; dolayısıyla davacının kalacağı ceza infaz kurumunun belirlenmesi, bu nedenle yapılan nakil işlemleri ile idarenin uygulamalarından kaynaklandığı iddia edilen uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, kamu hizmetini yürütmekle görevli kılınmış kamu kurumunun, anılan hizmetin yürütülmesi sırasında, davacının nakil talebini reddetmek suretiyle tesis ettiği işlemin iptali istemiyle açılan davanın görülmesi ve kamu hizmetinin yöntemince yapılıp yapılmadığının tespitinin, idari yargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli olduğundan, Tekirdağ 2.İnfaz Hakimliğinin yönteme aykırı başvurusunun kabulü ile Tekirdağ İdare Mahkemesinin 28.2.2019 gün ve E: 2019/210, K: 2019/244 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Tekirdağ 2.İnfaz Hakimliğinin yönteme aykırı BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Tekirdağ İdare Mahkemesinin 28.2.2019 gün ve E:2019/210, K:2019/244 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 30.9.2019 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye
Hicabi Şükrü Mehmet Birol
DURSUN BOZER AKSU SONER
Üye Üye Üye
Aydemir Nurdane Ahmet
TUNÇ TOPUZ ARSLAN
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.