Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/49
Karar No: 2020/2970
Karar Tarihi: 22.06.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/49 Esas 2020/2970 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2018/49 E.  ,  2020/2970 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
    KARAR-
    Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı, davalılardan ...’nin dayısı olduğunu, aralarında yaptıkları rızai taksim ile 2775 parsel sayılı taşınmazın kendi adına tescil edildiğini, dava dışı 2902 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tescil edilmesinin kararlaştırıldığını, bunun üzerine dava konusu 2775 parsel sayılı taşınmazın adına tescil edildiğini, bir süre sonra davalı ...’nin yanına gelerek tescil işlemi sırasında yanlışlık olduğunu, 2775 parsel sayılı taşınmazın kendisine devredilmesini istemesi üzerine çekişme konusu yeri davalı ...’ye devrettiğini, ondan da diğer davalı ...’ya devredildiğini, daha sonra yaptığı araştırma da 2902 parsel sayılı taşınmazın kadastro işlemleri sırasında Hazine adına tescil edildiğini öğrendiğini, hata ile 2775 parsel sayılı taşınmazı davalı ...’ye devrettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı ..., dava konusu taşınmazını bedeli mukabilinde iktisap ettiğini, davanın hata düşmesinin mümkün olmadığını, temliki rızası ile yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 2775 parsel sayılı taşınmazın evveliyatında davacı adına tapulama işlemi ile 31.03.1987 tarihinde tescil edildiği, daha sonra davacı tarafından 19.02.2007 tarihinde davalı ...’ye, ondan da 21.02.2007 tarihinde diğer davalı ...’a satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK"nin 35. (BK"nin 25.) ve TMK"nin 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK"nin 35. (BK"nin 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir. Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def"i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Somut olaya gelince, yargılama sırasında davalı tanığı olarak dinlenen ...; “kardeşim olan ... 2006 yılında ölmeden önce bana kendilerinin olan tarlanın tapusun ...’dan aldığını söyledi ve tapunun aslını bana gösterdi. 2006 yılında o öldükten sonra ... ve annesi ... zorlandıkları ve paraya sıkıştıkları için tarlayı satmak istediler. ... yanlışlık olup olmadığını bilemezdi. Tarlanın yerini bilemez. Tapu senedinde yazılı olan yeri ...’ya sattılar. Daha sonradan satış olduktan 6 ay sonra yaklaşık 6-7 kişi ...ile konuşmak ve baskı yapmak için geldiler. O konuşma sırasında bende vardım. ... tarlanın yanlış devir edildiğini, tapu senedini vermediğini söylüyordu. Bende kendisine tapuda satış işini kendisinin yaptığını söyledim ve ... zaten konuşmada yanlışlık olduğunu kabul etmedi. Taraflar anlaşamadan ayrıldılar. 1999-2000 yılında tapu senedi alındı. 5-6 yıl sonra satış yapıldı.” şeklinde beyanda bulunduğu sabittir.Bu durumda, akit tarihinden itibaren kanunda belirlenen bir yıllık süre içerisinde hata olgusunun ileri sürülerek sözleşmeden dönme iradesinin ortaya konulduğu açıktır. Ayrıca kanunda sözleşmeden kaynaklı bir yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra tapu kaydında düzeltim davası açılması yönünden bir süre de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın süresi içerisinde açıldığı gözetilerek tarafların bildirdikleri delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine, 22.06.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY
    Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir.Bilindiği üzere, TBK"nun 39. maddesi uyarınca yanılma (hata) sebebiyle sözleşme yapan taraf, yanılmayı öğrendiği andan başlayarak 1 yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılır.Somut olayda, dava konusu taşınmazın temlik tarihinin 21/02/2007 olduğu, davacının hataya düştüğünü satış işleminden 6 ay sonra öğrendi, bu hususun tanık anlatımları ve dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacının davasını hatayı öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde açması gerekirken, hak düşürücü süre geçtikten sonra 20/10/2009 tarihinde açtığı anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru olduğundan hükmün onanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi