
Esas No: 2016/5766
Karar No: 2016/5766
Karar Tarihi: 9/7/2020
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
KAMBER USTA BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/5766) |
|
Karar Tarihi: 9/7/2020 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Kadir ÖZKAYA |
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Recai AKYEL |
|
|
Basri BAĞCI |
Raportör |
: |
Kamber Ozan TUTAL |
Başvurucu |
: |
Kamber USTA |
Vekili |
: |
Av. Enver DİKİLİTAŞ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza soruşturması kapsamında yapılan arama sonucu konutta hasara yol açılması, kira gelirinden yoksun kalınması ve yedieminlik ücretinin düşük belirlenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Ceza Davası Süreci
8. Başvurucu, İzmir"in Çiğli ilçesinde bulunan evini 1999 yılında kiraya vermiştir. İzmir Emniyet Müdürlüğü tarafından 18/5/2000 tarihinde yapılan operasyonla başvurucuya ait evde bulunan kiracılar yasa dışı örgüt üyeliği iddiasıyla gözaltına alınmışlardır. Evde bulunan şüphelilere ait eşyaya kolluk görevlilerince 19/5/2000 tarihinde el konulmuş ve evin giriş kapısı mühürlenmiştir. Söz konusu eşyanın evden çıkarılarak yediemin sıfatıyla başvurucuya bırakıldığına, evin ise boş bir şekilde tam ve sağlam olarak başvurucuya teslim edildiğine dair kolluk görevlileri ile başvurucu tarafından imzalı 22/6/2000 tarihli tutanak düzenlenmiştir.
9. Kiracılar hakkında yasa dışı örgüt üyeliği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi, zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, el konularak yediemin sıfatıyla başvurucuya teslim edilen eşyanın müsaderesine karar vermiştir. Başvurucu müsadere edilen eşyayı 27/10/2009 tarihinde Millî Emlak Müdürlüğü görevlilerine teslim etmiştir.
B. Tazminat Davası Süreci
10. Başvurucu 8/7/2011 tarihinde Adalet Bakanlığı aleyhine İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; evin mühürlenerek kapatılması ve eşyayı muhafaza etmek zorunda kalması nedeniyle 19/5/2000 ile 27/10/2009 tarihleri arasında evini kiraya veremediğinden kira geliri elde edemediğini ve muhafaza ettiği eşya için yediemin ücreti ödenmediğini belirterek -fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla- 10.000 TL tutarında tazminat talebinde bulunmuştur.
11. Başvurucu, maddi tazminat isteğini açıkladığı 15/4/2013 tarihli dilekçesinde ise yapılan operasyon sonrası evin tüm kapı ve pencereleri değiştirildiğinden 2.000 TL ve el konulan eşyayı dokuz yıl boyunca evine sığdırmak zorunda kaldığından 8.000 TL maddi tazminat istediğini belirtmiştir.
12. Başvurucu, Mahkeme önündeki beyanında 22/6/2000 tarihli tutanağın aksine eşya boşaltılmadan evin kendisine teslim edildiğini ileri sürmüştür. Yine evin pencere ve kapılarında operasyon nedeniyle hasar meydana geldiği belirtmiştir. Başvurucu, evdeki eşyayı üç dört ay sonra başka bir semtte bulunan evine taşıyarak muhafaza etmek zorunda kaldığını ve boşalttığı evi kiraya verip vermediğini ise hatırlamadığını ifade etmiştir.
13. Mahkeme 2/6/2014 tarihinde davanın kısmen kabulü ile yedieminlik ücreti olarak 193,95 TL’nin başvurucuya ödenmesi, diğer taleplerin ise reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, operasyon sonucu evde meydana gelen zararın tazminine ilişkin talepten dava dilekçesinde bahsedilmediği ve davalı tarafın iddianın genişletilmesine muvafakat etmediği belirtilmiştir. Ayrıca altında başvurucunun imzasının da olduğu 22/6/2000 tarihli tutanakta evin boş ve sağlam bir şekilde başvurucuya teslim edildiği vurgulanmıştır. Son olarak başvurucuya teslim edilen eşya için herhangi bir yedieminlik ücreti ödenmediği anlaşılmakla alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 193,95 TL’nin ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
14. Mahkeme tarafından hükme esas alınan hesap ve hukukçu hesap bilirkişilerinden oluşturulan iki kişilik bilirkişi kurulu raporundaki tespitler özetle şöyledir:
i. Yediemin ücretinin Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Alınacak Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’e göre hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
ii. Bilirkişi kurulu başvurucuya teslim edilen eşyanın 22/6/2000 tarihindeki değerini 645,50 TL olarak tespit etmiştir.
iii. Tarifeye göre yedieminlik ücretinin ise eşya değerinin %30’unu geçmemesi gerekeceği belirtilerek 193,95 TL tutarında yedieminlik ücreti talep edilebileceği açıklanmıştır.
15. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 1/2/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.
16. Nihai karar başvurucuya 23/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 23/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 86. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Tahkikat için sübut vasıtalarından olmak üzere faydalı görülen yahut musadereye tabi olan eşya muhafaza veya başka bir suretle emniyet altına alınır."
19. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu"nun 463. maddesi şöyledir:
"İda, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder.
Ücret şartedilmedikçe veya hal, müstevdiin ücrete intizarını icabetmedikçe müstevdi ücret istiyemez."
20. 20/2/2009 tarihli ve 27147 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Alınacak Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ"in ilgili kısımları şöyledir:
"Muhafaza ücretinin hesabı
(1) Adalet Bakanlığının depo ve garajlarındaki mahcuz malın muhafaza ücreti, o malın satışa esas alınacak değeri üzerinden günlük binde bir olarak hesap edilir. Ancak yapılacak hesaplamalarda mahcuz malın hacmi iki metre küpün üzerinde ise belirlenecek ücretlere binde bir oranında ilave yapılabilir.
(2) Bu yerlerde muhafaza edilen mahcuz motorlu araçlar için maktu olarak;
a) İş makinelerinden 7,00 TL
b) Otobüs ve kamyonlardan 5,00 TL
c) Minibüs, midibüs ve kamyonetlerden 3,70 TL
d) Diğer binek ve yük vasıtalarından 2,70 TL
günlük ücret alınır.
(3) Ancak, altı aydan sonraki muhafaza süresi için bu ücretler 1/2 oranında uygulanır.
(4) Ücretin hesabında muhafazanın hitam bulduğu gün nazara alınmaz.
Muhafaza ücretinin azami haddi
(1) Muhafaza müddeti hitamında bu Tarifenin üçüncü maddesi uyarınca hesap edilecek ücret, mahcuz malın satışa esas alınacak değerinin yüzde otuzunu geçemez. Ancak mahcuz malın takdir edilen değeri dört bin dokuz yüz liranın üzerinde ise, dört bin dokuz yüz liranın üzerindeki meblağ için hesap edilecek ücret, aşan miktarın yüzde onbeşini geçemez.
Muhafaza ücretinin alınması
(1) Muhafaza ücreti ilgili icra dairesince muhafaza hitamında bu Tarifeye göre hesap edilip, bu hususta alacaklıdan peşin alınan avanstan karşılanır ve bu suretle tahsil edilen ücret en geç onbeş gün içinde Maliye veznesine ilgili icra dairesince yatırılır ve keyfiyet depo ve garaj memurluğuna yazı ile bildirilir.
..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Konuttaki Hasarın Giderilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, kiraya verdiği evde kolluk görevlilerince gerçekleştirilen operasyon sonucu maddi hasar meydana geldiğini ve hasarın tazmin edilmediğini iddia etmiştir. Başvurucu, açtığı dava sonucu hasar bedelinin ödenmesi talebinin reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
24. Somut olayda başvurucu, evinde gerçekleştirilen operasyon sonucu meydana gelen zararın tazmini iddiasını dava dilekçesinde ileri sürmediği dikkate alındığında iddiasını ileri sürebileceği olağan kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kira Geliri Kaybına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; gerçekleştirilen operasyon sonrası mühürlenerek kapatılması nedeniyle 19/5/2000 ile 27/10/2009 tarihleri arasında evini kullanamadığını, bu evi kiraya veremediğini iddia etmiştir. Başvurucu, açtığı davada kira gelirinden mahrum kalması sebebiyle uğradığı zararın tazmini talebinin reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
28. Başvuruya konu olayda evin boş bir şekilde tam ve sağlam bir hâlde kolluk görevlilerince başvurucuya teslim edildiği başvurucunun da imzaladığı 22/6/2000 tarihli tutanakla sabittir. Mahkeme de söz konusu tutanağa dayalı olarak evin boş ve sağlam bir şekilde başvurucuya teslim edilmiş olması nedeniyle gelir kaybı bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
29. Yargılama sürecinde delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması -kural olarak- derece mahkemelerinin takdirindedir. Bununla birlikte bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp derece mahkemelerinin kararlarının açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası içermemesi gerekir. Somut olay bakımından ise başvurucunun da imzasını içerir ve aksinin ispat edilemediği kolluk tutanağını esas alan mahkeme kararının açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası içerdiği söylenemez.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Yediemin Ücretinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, kendisine yediemin sıfatıyla teslim edilen taşınır malları uzun süre muhafaza etmesine karşılık Mahkemece hükmedilen 193,95 TL yedieminlik ücretinin yetersiz olduğundan yakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak mülkiyet hakkı ile angarya ve zorla çalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu angarya ve zorla çalıştırma yasağının da ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de yedieminlik ücretinin düşük hükmedildiği yönündeki şikâyetlerin esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından başvurucunun belirtilen şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
33. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3), 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).
34. Somut olayda başvurucu, Mahkeme tarafından hükmedilen yediemin ücretinin düşük olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Buna karşı başvurucu ihlal iddiasını kanıtlama konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmiş değildir. Şöyle ki; başvurucu, başvuru formunda Mahkemece hükmedilen ücretin düşük kaldığını gösteren, kıyaslamaya yönelik somut bir açıklama veya bir belge ortaya koymamıştır. Bu itibarla başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu tarafından bu yükümlülük yerine getirilmemiştir.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Konuttaki hasarın giderilmediği şikâyeti yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kira geliri kaybı ve yediemin ücretinin düşük belirlendiği şikâyetleri yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.