4. Hukuk Dairesi 2019/823 E. , 2019/5729 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... Nakliyat Hafriyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... (Ticaret Bakanlığı) ve Maliye Hazinesine izafeten ... aleyhine 05/12/2014 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/09/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Mahkeme gerekçeli kararında, dava tarihinin 05/12/2014 olması gerekirken 26/02/2018 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmekle bozma sebebi yapılmamıştır.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız el koyma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, kendisine ait araca kaçakçılık suçunda kullanıldığı iddiası ile el konulduğunu, ceza yargılaması sonucunda kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve nakil vasıtası aracın iadesine karar verildiğini belirterek, haksız el koyma nedeniyle aracını kullanamadığı dönemde oluşan zararının davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı idare vekilleri, davalıların olayda bir kusur ya da sorumlulukları bulunmadığını, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, el koyma işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk karar davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemiz temyiz incelemesi sonucunda, yerel mahkeme ilâmını mahkemenin ret gerekçesinde belirttiği sebeplerin ancak hükmedilecek tazminattan hakimce takdir edilecek oranda bir indirim sebebi olabileceği gerekçesiyle davacının zarar kapsamı belirlenmek üzere bozulmuştur. Yerel mahkemece, Dairemiz bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Davaya konu olayda; davacıya ait araca kaçak elektronik eşya taşınmasında kullanıldığı iddiasıyla 16.07.2003 tarihinde el konulmuş, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2003/769 esas ve 2009/175 karar sayılı ilâmıyla kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve el konulan nakil vasıtası aracın sahibine iadesi ile suça konu kaçak eşyaların müsaderesine karar verilmiştir. Kararın katılan idare vekilince temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 09/04/2013 gün, 2010/13676 esas ve 2013/8925 sayılı ilamı ile hüküm düzeltilerek onanmış ve kesinleşmiştir.
a) Davacının yoksun kalınan kazanca dair talebi yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu kesin, açık, anlaşılır olmadığı gibi, denetime ve hüküm kurmaya da elverişli değildir. Öncelikle davaya konu araca ait vergi kayıt ve beyanları ile el koyma öncesi gelir durumunu gösterir her türlü belge dosya içerisine alınarak ve aracın yılın her günü çalışamayacağı da gözetilerek bir zarar hesabı yapılması gerekirken, hayatın olağan akışına aykırı şekilde yılın her günü çalışacağının kabulü ile zararın belirlenmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacı şirketin taşıma işlerinde kullanmak üzere yeni bir araç alabilmesi için gereken makûl süre de gözetilerek sadece bu süre için davacının zarar hesabı yapılması gerekirken bu durum dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
b)Ceza dosyası kapsamından; 4926 sayılı kanuna muhalefet nedeniyle açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, aynı hükümde kaçak oldukları bilirkişi raporu ile sabit olan elektronik eşyaların da müsaderesine karar vermiş olup bu durum davacının ağır kusurunu oluşturmaktadır. Şu halde; davacının müterafik (bölüşük) kusuru gözetilerek hesaplanacak tazminattan BK.43 (TBK.51) maddesi gereğince uygun miktarda indirim yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece bilirkişi raporundaki tespite göre %10 gibi çok düşük oranda yapılan indirim üzerinden karar verilmesi de hakkaniyete uygun olmamıştır.
c)Davacı vekilinin 16/05/2016 tarihli bedel artırım dilekçesi ile tazminat talebini 55.000,00TL’ye çıkardığı, mahkemenin de davanın kısmen kabulü ile 49.500,00TL’nin davalılardan tahsiline karar verdiği gözetildiğinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13. maddesinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği yönündeki düzenlemesi de gözetilerek, reddedilen kısım üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi de usûl ve yasaya uygun düşmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a,b,c) bentlerinde gösyerilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine 02/12/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.