Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/5370
Karar No: 2020/3002
Karar Tarihi: 23.06.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/5370 Esas 2020/3002 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2017/5370 E.  ,  2020/3002 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
    DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL


    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinafı üzerine,... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle HMK’nin 353/1.b.2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.06.2020 Salı günü temyiz eden davalı vekili Avukat gelmedi. Temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
    KARAR-
    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakan babaları ...’nın maliki olduğu 118 ada 25 parsel sayılı taşınmazını oğlu ...’nın eşi davalı ...’ye satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir. Davalı, temlik tarihinde değersiz olan dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, satış tarihinde mirasbırakanın gelini olmadığını, sonradan oğlu Mehmet ile evlendiğini, mal kaçırma amacı bulunmadığını, taşınmazın çok değerlenmesi üzerine dava açıldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekilinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle HMK’nin 353/1.b.2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1929 doğumlu mirasbırakan ...’nın 28.01.2002 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak ilk eşi ...’den olma dava dışı çocukları ..., ..., ... ve ...’ü, ikinci eşi davacı ...’ı, ...’dan olma davacı çocukları ... ve ... ile dava dışı ...’yı bıraktığı, davalı ...’nın mirasbırakanın gelini ( ...’nın eşi ) olduğu, mirasbırakanın maliki olduğu dava konusu 118 ada 25 parsel sayılı taşınmazını ( 37.700 m2’lik Tarla ) 07.08.2000 tarih ve 6793 yevmiye no’lu işlemle davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Somut olaya gelince; davalı tarafın, mirasbırakanın paraya ihtiyacı olması nedeniyle başka taşınmazlarını da aynı dönemde sattığı savunması karşısında tapu kayıtları incelendiğinde, mirasbırakanın 3600 m2’lik tarlasının tamamını ( 123 ada 27 parsel ) ve 18.400 m2’lik tarlasının tamamını ( 118 ada 10 parsel ) üçüncü kişilere 21.06.2001 tarihinde, 7400 m2’lik tarlasının tamamını ( 126 ada 14 parsel ) üçüncü kişiye 02.05.2001 tarihinde, 6100 m2’lik tarlasının tamamını ( 119 ada 16 parsel ) üçüncü kişiye 17.10.2000 tarihinde sattığı, anılan satışların çekişmeli temlik ile yakın bir dönemi kapsadığı tespit edilmiştir.Mirasbırakanın aynı dönem içerisinde birden fazla taşınmazını satarak elinden çıkarması para elde etme amacının bir göstergesidir. Dava konusu taşınmaz da aynı dönem içerisinde temlik edilmiştir. Mirasbırakanın diğer taşınmazlarını para elde etmek için üçüncü kişilere satarken, dava konusu taşınmazı mal kaçırma amaçlı ve bedelsiz olarak davalıya devrettiği iddiası dosya kapsamındaki deliller ile açık bir şekilde ortaya konulamamıştır.
    Öte yandan, davanın olumlu sonuçlanması halinde ileride kendisi de hak iddia edebilecek olan tanık ... beyanında; mirasbırakanın 10 parça taşınmazı olduğunu, bunların hepsini sattığını, satışların bedel karşılığı ve gerçek olduğunu, davalı ...’nin de birikimi ile dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazların satılmasından sonra mirasbırakanın satış bedelini tüm mirasçıları arasında paylaştırdığını ifade etmiştir. Diğer tanık beyanları da mirasbırakanın muvazaalı olarak temlik yaptığını somut olgulara dayalı olarak ortaya koyamamıştır.Yukarıda yer verilen olgular, toplanan deliller, tanık ifadeleri ve özellikle mirasçı ...’in beyanı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini davacı tarafın HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca ispat edemediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulü yönünde karar verilmesi doğru değildir.Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.













    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi