Abaküs Yazılım
12. Daire
Esas No: 2021/3042
Karar No: 2021/4263
Karar Tarihi: 24.06.2021

Danıştay 12. Daire 2021/3042 Esas 2021/4263 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3042
Karar No : 2021/4263

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Kaş İlçesi, …Mahalle Camii imam-hatibi olan davacının, ... Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği Çalışma Bölgesinde din görevlisi olarak görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca 1. ve 2. maddelerle ilgili iki defa Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı işlemi ile tebliğ edilen … tarih … sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının 1. defa Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin kısmının iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyaya ekli bilgi, belge, soruşturma raporları, ifade tutanakları ve davacının görevinin önem ve özelliği de gözönüne alındığında; davacının yurtdışında din görevlisi olarak çalışmakta iken, bu görevi nedeniyle insanların kendisine olan güven duygusunu kötüye kullanmak suretiyle, büyük bir kısmının geri ödemesini de yapmayarak, yalan, aldatma yoluyla gelirinin çok üstünde borçlandığı, ödemiş olduğu tutarları da yoğun baskılar kapsamında ödediği, icra ettiği din görevlisi unvanıyla bağdaşmayacak şekilde memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin sübut bulduğu anlaşılmakta olup, 657 sayılı Kanun'un ilgili hükmü uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği; öte yandan, davacı hakkında uygulanan Devlet memurluğundan çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin ise yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İddiaların soyut olduğu, adli mercilere intikal etmiş şikayet olmadığı ve kamu görevlilerinin özel hukuk ilişkisi içinde borçlanma yasak olduğu şeklinde mevzuat hükmü olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya İli, Kaş İlçesi … Mahalle camii imam-hatibi olan davacının, ... Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ateşeliği çalışma bölgesinde din görevlisi olarak görev yapmakta iken hakkında yapılan şikayetler nedeniyle soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonucu hazırlanan … tarih ve … sayılı soruşturma raporunda özetle; davacının 18/09/2013-13/05/2015 tarihleri arasında …Camiinde din görevlisi olarak görev yaptığı, bu süreçte orada yaşayan vatandaşların birçoğundan farklı gerekçelerle borç para aldığı, ısrar eden ve tepki gösterenlerin parasını zorla da olsa geri ödediği, …’dan aldığı 1.500 avroyu, …’den aldığı 2.000 avroyu, …’den aldığı 1.500 avroyu, …’den aldığı 1.000 avroyu, …’den aldığı 1.000 avroyu, …’den aldığı 1.000 avroyu ve …'den aldığı 300 avroyu ise aradan 3-4 yıl geçmesine rağmen halen ödemediği, Türkiye’ye döndükten sonra da aynı şekilde birçok kişiden borç para aldığı, yine ısrar eden ve tepki gösterenlerin parasını zorla da olsa geri ödediği, …’dan aldığı 2.100,00 TL ile …’den aldığı 1.000,00 TL’yi halen ödemediği, 28/06/2017 tarihinde yeniden yurt dışına gittiği, bu tarihten itibaren görev yaptığı … Camiine namaz kılmaya gelenlerin neredeyse hepsinden yine borç para aldığı, aynı şekilde burada da borcunu vermesi konusunda kendisini zorlayanlara borcunu ödediği, Pakistanlı …’dan aldığı 12.000 avroyu, …’den aldığı 4.000 avroyu, …’den aldığı 2.500 avroyu, …’dan aldığı 2.700 avroyu ve …'den aldığı 1.000 avroyu ise taahhüt ettiği tarihin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen halen ödemediği ve ödeme niyetinde de olmadığı, zira 28/06/2017 tarihinden itibaren yurt dışı görevi esnasında aldığı borç paralarla 18/09/2013-13/05/2015 tarihleri arasındaki yurt dışı görevi sırasında aldığı borçlarını ödemesi ya da kendisine ait 4 daire, 3 arsa ve 2 tarladan birini ya da ikisini satarak borçlarını kapatması gerekirken soruşturma tarihinden 2 gün öncesine kadar halen borç istemeye devam ettiği, parasını isteyen alacaklıları da her defasında yalan beyanlarla oyaladığı, ayrıca bu paralan alırken her borç aldığı kişiye "çocuğumu evlendirdim, onu evlendirdiğim için borçlandım, bu borcumu ödeyeceğim”, "kızım dul, evine haciz geldi, onun evini kurtarmak için para lazım”, “Türkiye’den gelirken uçak biletimiz yandı, bu sebeple kendi paramızla tekrar bilet almak zorunda kaldık, bundan dolayı paramız kalmadı", “izine gideceğim, maaşım yatmadı”, “kızlarımın düğününü yapacağım”, "buraya gelirken arabamı satmıştım, adam arabayı almaktan vazgeçti, acilen o adama para göndermem gerekiyor”, “damadım Türkiye’de yeni bir dükkan açıyor, ona para lazım, ona para göndereceğim", “damadım ve kızım çok zor durumda acilen onlara para göndermem gerekiyor”, “2.000 avro borcum var, insanlar bunun yüzünden dedikodu yapıyor, 2.000 avro verirsen bu borcu kapatıp bu dedikoduları önleyeyim”, “ benim son bir sıkıntım var, bunu da verirsen tam olarak rahata çıkacağım”, "çocuğumun fotoğraf dükkanı ortağı var, ortak ayrılacak, başkası almasın biz alalım diye paraya ihtiyacım var” gibi gerçek olmayan farklı gerekçeler ileri sürdüğü ve borç para alıp geri vermeme fiilinin yayılmasını önleyip başka insanlardan yeniden para alabilmek amacıyla parayı aldıktan sonra da alacaklının her birine “senden para aldığımı kimseye söyleme, aramızda kalsın” şeklinde tembihte bulunduğu, dolayısıyla adı geçenin, îmam-hatiplik görevinden kaynaklanan güveni suiistimal ederek ve yalan, hile ve aldatma ile karşı tarafın iradesini yanıltıp safiyetinden yararlanarak neredeyse camiye gelen herkesten ödeme gücünün üzerinde borç para aldığı ve taahhüt ettiği tarihin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen halen bu paralan ödemediği, davacının bu fiilinin, alacaklıları aldatacak özellikteki hileli davranışlarla onların zararına kendisinin yararına haksız bir fayda elde ettiği için memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak olarak değerlendirildiği, subüt bulan bu fiiller kapsamında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125/E-(g) maddesi kapsamında Devlet memurluğundan çıkarılması gerektiği belirtilmiştir.
Söz konusu rapordaki teklif esas alınarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih … sayılı kararıyla davacının, Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karar Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı karar ile onaylanmıştır.
Bunun üzerine, davacının görevine son verilmesine ilişkin anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi hükmü ile ilgili olarak, 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde özetle; dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezasını gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı, ..., idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin güç olduğu, kuralın incelenmesinden de görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiği anlaşıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine de aykırı olmadığı vurgulanmıştır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02/07/1996 tarih ve E:1996/3-144, K:1996/171 sayılı kararında, "yüz kızartıcı suç"un, yasalarda tanımlanmadığı ve tek tek sayılmadığı, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayan bu suçların tek tek sayılmasının olanaksız olduğu, "...gibi yüz kızartıcı suçlar" denildiğinde maddede sayılmamış olan diğer yüz kızartıcı suçların neler olduğunun yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanacağı belirtilmiştir.
Buna karşın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5525 sayılı Kanun kapsamına ilişkin bir uyuşmazlıkta verdiği 12/11/2014 tarih ve E:2012/482, K:2014/3992 sayılı kararında, "Burada yer verilen 'gibi yüz kızartıcı suçlar' ibaresindeki 'gibi' sözcüğü, yüz kızartıcı suç olarak anılan Kanunda sayma yoluyla belirtilen 'Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarından biri'ni ifade etmek üzere kullanılmıştır. Aksi yorumla, 'gibi' sözcüğünün, 'sayılanlara benzer suçları' ifade ettiğinin kabul edilmesi, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrası ile 657 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca memurların memurluklarının sona erdirilmesine ilişkin durumların bizzat kanunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin memur güvencesine aykırı olduğu gibi; idarelere, Kanunda gösterilen suçlar dışında benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılması konusunda, ölçütleri belirsiz, geniş bir takdir yetkisi tanınması sonucunu da doğurabilecektir." ifadelerine yer vererek, 5525 sayılı Kanunda sayma yoluyla belirtilen eylemler arasında yer verilmeyen "intihal" fiilinin yüz kızartıcı suç olarak kabul edilemeyeceğine ve bu fiile dayanılarak verilmiş dava konusu disiplin cezasının, nitelik itibarıyla 5525 sayılı Kanunun kapsamına girdiğine karar vermiştir.
Ancak, İdari Dava Daireleri Kurulu 04/03/2013 tarih ve E:2009/652, K:2013/751 sayılı bir diğer kararında, "cinsel taciz ve sarkıntılık" fiili nedeniyle hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilen davacının fiilinin, 5525 sayılı Kanunda sayılan suçlardan olmamasına rağmen şeref ve haysiyet kırıcı suçlar kapsamında olduğu, dolayısıyla 5525 sayılı Kanun ile öngörülen disiplin affından faydalanacak disiplin cezaları kapsamında bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesinin ısrar kararını onamıştır.
Görüldüğü üzere, bu konudaki tartışmalar ve görüşler çeşitlilik arz etmekle birlikte, yüz kızartıcı suçların neler olduğunun, yasaları uygulamakla görevli yargı organlarınca saptanması daha uygun olacaktır. Bu değerlendirme yapılırken de verilen disiplin cezasının sebebi, niteliği ve kapsamı göz önüne alınacaktır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece işlemin sebep unsuru olarak gösterilen fiillerin, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" hükmü kapsamında görülerek dava konusu disiplin cezasının verildiği anlaşılmakta ise de, davacının imam-hatiplik görevinden kaynaklanan görevi suistimal ederek camiye gelenlerden ödeme gücünün üzerinde borç para aldığı ve bir kısmını ödediği, bir kısmını ise taahhüt ettiği tarihin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen paraları ödememesi şeklindeki fiilleri, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamına girmediğinden, anılan eylemleri nedeniyle yukarıda yer verilen 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi