8. Hukuk Dairesi 2017/9436 E. , 2017/2547 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 19.11.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında, 3. kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, davalı 3.kişi şirketin halen borçlu tarafından işletildiğini, mal kaçırma amacıyla borcun doğumundan sonra şirketin borçlunun eski eşine devredildiğini, davalının istihkak iddia edilen eşyalar için faturalar ibraz ettiğini, ancak faturaların gerçek bir satıma ilişkin olmadığını, borçlu şirketin mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlemler yaptığını, tüm faturaların 2012 yılı Ekim ayına ait olduğunu, borcun faturaların tanzim tarihinden önce doğduğunu, borçlu şirket yetkilisi ile davalı 3.kişi şirket yetkilisi boşandıklarını iddia ettiklerini, ancak dosyaya sundukları bir boşanma kararının bulunmadığını, ayrıca aralarındaki ilişkinin danışıklı olmadığı kabul edilse dahi; yapılan işlemler ticari işletmenin devri niteliğinde olduğundan devreden ve devralanın işletmenin borçlarından birlikte sorumlu olduğunu iddia ederek , davanın kabulü ile davalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkili şirket yetkilisi ile borçlu şirket yetkilisinin 04.09.2012 tarihinde boşandıklarını, boşanmanın danışıklı olmadığını, müvekkili şirket ile borçlu şirketin faaliyet kollarının farklı olduğunu, işletmenin devamı ya da malların kaçırılması durumunun da söz konusu olamayacağını, haciz sırasında borçlu şirkete ait hiçbir evrak ve belgenin haciz mahallinde bulunamadığını, iki şirketin adreslerinin de farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, borcun davalı tarafından ibraz edilen faturaların tanzim tarihinden önce doğduğu, ayrıca davalı tarafından ibraz edilen faturaların iddianın ispatı için yeterli olmadığı, haciz yapılan işyerinin borçlu şirketin devamı niteliğinde olduğu, faliyet alanlarının da aynı olduğu, davalı ile borçlu arasındaki ticari ilişkinin danışıklı olmadığı kabul edilse dahi yapılan işlemlerin ticari işletmenin devri niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi ile istihkak iddia edilen mahcuzların davalı borçlu şirkete ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
-//-
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı 3. kişi vekilinin hükmedilen harca ve takdir edilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarının 42.800,49 TL, mahcuzların toplam değerinin ise 38.000 TL olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken; davanın 5000 TL üzerinden açıldığı, dava harcının bu değer üzerinden alındığı, mahkemece de yargılamalar boyunca harç ikmalinin yapılmadığı, buna rağmen hükümde mahcuz değeri dikkate alınarak davalı 3. kişi aleyhine fazla harç ve vekalet ücretinin hesaplandığı görülmektedir. Bu sebeple, yargılama sırasında, yatırılması gerekli harcın ikmali yoluna gidilmediğinden hükümde de harç ve yargılama gideri hesaplanırken dava değerinin dikkate alınması gerekirken mahcuz değerinden yola çıkılarak davalı 3. kişi aleyhine fazla harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 3. bendindeki “İstihkak iddiasında bulunulan değer toplamı olan 38.000,00 TL üzerinden alınması gereken karar ve ilam harcı olan 2.595,78 TL"den peşin alınan 74,25 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.521,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, ” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “dava değeri olan 5000 TL üzerinden alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 341.55 TL"den peşin alınan 74,25 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 267,30 TL harcın davalı 3. kişiden alınarak hazineye gelir kaydına,” ibaresinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 6. bendindeki “ Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca takdir edilen 4.480,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “dava değeri olan 5000 TL üzerinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 600,00-TL. vekalet ücretinin davalı 3. kişiden alınarak davacıya verilmesine...” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK"nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde iadesine 27.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.