21. Hukuk Dairesi 2017/3550 E. , 2018/6101 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, davalılardan işverene ait iş yerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, davacının 05.05.2007-14.10.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerlerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1317112 sicil numaralı davalı şirket adına tescilli işyerinde 15.10.2008 tarihinde işe başladığına dair giriş bildirgesi verildiği ve 15.10.2008 tarihinden 11.06.2009 tarihine kadar hizmetinin bildirildiği, davalı işveren ... adına pide ve kebap salonu işletmesi olarak 25.03.2006 tarihinde kanun kapsamına alınan 1274789 sicil numaralı işyerinin 31.05.2007 de kapsamdan çıktığı, davalı ...’in de ortağı olduğu davalı şirketin 11.09.2007 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiği, davalı işyerlerinin dönem bordrolarının getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dönem bordroları ve tanıkların hizmet cetvelleri bulunmadığından dinlenen tanıkların yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtilen tanık niteliğinde olup olmadığı denetlenemediği gibi davalı işveren ... adına tescilli işyerinin 31.05.2007 tarihinde yasa kapsamından çıktığı, yoklama sırasında aynı adreste dava dışı Ahmet Köroğlu’nun faaliyette olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla 31.05.2007-11.09.2007 tarihleri arasında işyerinin davalı ... tarafından işletildiğine dair kayıt bulunmamasına rağmen bu hususun dikkate alınmayışı hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, 1317112 sicil numaralı davalı şirket adına tescilli işyerinin hangi tarihler arasında yasa kapsamında olduğunu davalı Kurumdan sormak, davalı işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarını davalı Kurumdan getirtmek, beyanı alınan tanıkların hizmet cetvellerini istemek, dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalıların hangi tarihler arasında faal olduklarını da dikkate alarak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.