1. Hukuk Dairesi 2017/2622 E. , 2020/3106 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacılar, mirasbırakan ..."in 4,35,49,271,364,365,380,515 ve 556 parsel sayılı taşınmazlardaki payını davalılara devrettiğini, temlikin ölümünden beş gün önce yapıldığını, fiziki olarak işlemi yapamayacak bir halde olduğunu, sağlık durumunun ve iradesinin resmi senet yapmaya elverişli olmadığını, mal kaçırmak amaçlı temlik yapıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmazsa taminata karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan ... tarafından yapılan 18/01/1974 tarihli ve 53 yevmiye numaralı resmi senedin irade yokluğu nedeniyle batıl olduğunu, ayrıca muvazaa nedeniyle geçeriz olduğunu ileri sürerek resmi senede dayalı temliklerin iptali ve miras payları oranında adlarına tescile, 515 ve 556 parsel sayılı taşınmazlardaki paylar üçüncü kişilere devredildiğinden tazminata karar verilmesini istemişlerdir.
Dava konusu 271 parsel sayılı taşınmaza yönelik istek tefrik edilerek eldeki dosya esasına kaydedilmiştir.
Davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... davayı kabul etmiş, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, irade yokluğu nedeniyle açılan davanın reddine, temliğin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 271 parsel sayılı 8.276m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın tamamı ... adına kayıtlı iken ölümü ile 8/32 payın eşi ..., 3/32 şer payın çocukları ..., ..., ... ve ilk eşinden olan çocukları ...ve Dalalet’e intikal ettiği, 18.01.1974 tarihli satış akdi ile mirasbırakan Haticenin payının 2/32’şer payla ..., ..., ... ve gelini ...’a devrettiği, ... ve ...’in payının tamamını çocukları davalı ... ... devrederek 7/32 payın adına tescil edildiği, 30.06.2010 tarihinde ...’ın payının mirasçıları adına 5/224 payla intikal ettiği, ...’un payının halen adına kayıtlı olduğu, taşınmazın imar işlemi neticesinde 169 ada 4 parsele gitttiği, tekrar imar ve yenileme işlemi neticesinde 236 ada 5 parsel sayılı 2.169m2 miktarlı arsa, 243ada 2 parsel sayılı 2.122m2 miktarlı arsa, 235 ada 1 parsel sayılı 2.951m2 miktarlı arsa, 236 ada 4 parsel sayılı 1.447m2 miktarlı arsa ve 337 ada 7 parsel sayılı 8.164,65 m2 miktarlı tarla olmak üzere davalılar adına pay tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; dosya içeriğine ve toplanan delillere göre mirasbırakan tarafından yapılan temliklerin muvazaalı olduğu saptanarak davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bir kısım davalılar vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, mirasbırakan ...’nin, her bir davalının mirasbırakanına temlik ettiği pay üzerinden davacıların miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, davalıların dava dışı kök mirasbırakanı Ramazan’dan gelen payların da kabul kapsamına alınarak HMK"nın 26. maddesine aykırı olarak fazlaya hükmedilmesi hatalıdır.
Öte yandan, bir kısım davalılar davayı kabul etmelerine rağmen bu yön üzerinde durulmadan karar verilmesi ve karar ve ilam harcı hesaplanırken bu durumun gözetilmemesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca, kök mirasbırakan ...’den davalıların mirasbırakanları ..., ... ve ...’a 18.01.1974 tarihinde satış suretiyle temlik edilen paylar üzerinden davacıların miras payına isabet eden payların bilirkişi aracılığı ile tespit ettirilerek bu paylar üzerinden ve davayı kabul eden davalılar yönünden buna uygun karar verilerek karar ilam harcının hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule görede; davalar birleştirilse dahi ayrı dava olma özelliklerini korurlar. Bu nedenle birleştirilen her bir dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Keza 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine göre de hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. O halde, dava konusu taşınmaz imar ve yenileme işlemleri neticesinde bir çok taşınmaza gittiğinden bu taşınmazlarda keşif yapılmak ve dava tarihi itibariyle değerleri tespit edilmek suretiyle mirasbırakan tarafından davalıların mirasbıkanına devredilen paylar gözetilerek davacıların miras payına isabet eden bedel üzerinden harç ikmal ettirilmesi asıl ve birleştirilen davalar yönünden harç ve yargılama giderlerininde ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken kaydı kapatılan 271 parsel sayılı taşınmazın dava değeri üzerinden tek karar ve ilam harcına hükmedilmesi de doğru değildir.
Bir kısım davalıların açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz eden bir kısım davalılara geri verilmesine, 25.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.