1. Hukuk Dairesi 2018/2770 E. , 2020/3190 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Davacılar, mirasbırakan babaları ..."in 1587 parsel sayılı taşınmazını 16.12.1997 tarihinde davalı ..."ye, davalı ..."nin ise 11.09.1998 tarihinde mirasbırakanın diğer eşinden olan oğlu davalı ..."e temlik ettiğini, devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal ve tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımının geçtiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı ...’un iyi niyetli olduğunu, kâr elde etmek için malını sattığını, mirasbırakanın banka hesaplarında dava konusu taşınmazın satışına ilişkin hesap hareketlerinin mevcut olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece “...Dosya içeriğinden, davalı ..."nin dava dilekçesinde belirtilen “... Köyü .../...” adresine gönderilen dava dilekçesinin, muhatap adresten taşındığından yeni adresi de bilinmediğinden iade edildiği, yargılama aşamasında davalı ..."ye yapılmış bir tebligat evrakı bulunmadığı anlaşılmaktadır... Somut olaya gelince, davalı ..."ye tebligat yapılmadığı, mernis adresinin araştırılmadığı ve yargılamanın davalının yokluğunda yürütülerek, savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasanın 90/son maddesi delâletiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Hâl böyle olunca; öncelikle hükümden sonra vekaletname sunan davalı ... vekiline dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalıların temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Diğer yandan, harç kamu düzenine ilişkin olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır.
Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, mirasbırakan tarafından temlik edilen payın dava tarihindeki değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden kısım olup, davanın kabulü halinde bu değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, alınması gereken harç, mirasbırakan tarafından davalıya devredilen taşınmazların davacıların veraset ilamındaki paylarına (toplam 2/5) isabet eden kısmının dava tarihindeki değeri (toplam 35.160,00 TL) üzerinden hesaplanması gerekirken mahkemece taşınmazın tamamının değeri üzerinden fazla karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün harca ilişkin 3. bendinin hükümden çıkarılarak yerine 3. bent olarak “Dava değeri olan 35.160,00 TL üzerinden alınması gereken 2.401,78 TL harçtan peşin alınan 170,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.230,98 TL’nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,” ibaresinin yazılmasına; davalıların temyizi ve re’sen yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı HMK"nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.