“1- Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanığın köpeğine saldıran sokak köpeklerini uzaklaştırmak için havaya ateş ettiğine yönelik savunmasının aksine kanıt elde edilememesi karşısında olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- 5237 sayılı Yasanın 50/1-f maddesinde öngörülen seçenek yaptırımın, kamuya yararlı bir işte çalışmaya gönüllü olup olmadığı sanıktan sorulup saptanmadan uygulanması,
b- 5237 sayılı TCK.nun 54. maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişilere ait eşyanın müsadere edilemeyeceği belirtilmekle, sanık tarafından suçta kullanılan ve ruhsat süresi dolmuş av tüfeği sahibinin bilgi ve rızası dahilinde kullanıldığının kanıtlanamaması nedeniyle idareye teslimi yerine, yasal olmayan yazılı gerekçe ile müsaderesine karar verilmesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.01.2012 gün ve 183756 sayı ile;
“...Sanığın savunmasının doğru olmadığı, bir an için doğru kabul edilse bile sanığın evinin önündeki köpekleri görerek yukarı çıkması, av tüfeğini alarak gelmesi, olay mahallinde ayrılan köpeklerin peşinden giderek evine yakın sayılamayacak bir yerde ve araç trafiğine açık yol üzerinde gelişi güzel şekilde üç kez ateş etmesi eyleminde kişilerin hayat ve malvarlığının tehlikeye düşeceği tartışmasızdır. Dolayısıyla anılan suçun unsurları oluşmuştur" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararındaki (1) numaralı bozma nedeninin karardan çıkarılması ve diğer bozma nedenleri yönünden gereği için dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.10.2012 gün ve 169666-18239 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa yüklenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
07.08.2006 tarihinde saat 22.20 sıralarında bir şahsın Yıldızeli Karşıyaka Mahallesi Tokat yolu kavşağında av tüfeği ile havaya ateş ettiğinin polis haber merkezine ihbar edilmesi üzerine olay yerine giden polis memurlarınca sanığın saat 22.40"da ihbarda belirtilen yerde suçta kullandığı tüfek ile birlikte yakalandığı, yapılan adli muayenesinde alkollü olmadığının tespit edildiği, olay yerinde anayol üzerinde 3 adet boş kovanın bulunduğu,
Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü ekspertiz raporunda; sanıktan ele geçen silahın yarı otomatik av tüfeği olduğunun, atışa engel herhangi bir mekanik arızasının bulunmadığının, deneme ve mukayese atışlarında normal olarak çalıştığının ve olay yerinde bulunan 3 adet av fişeği kartuşunun inceleme konusu tüfekten atıldığının tespit edildiği açıklamalarına yer verildiği,
Suçta kullanılan tüfeğin sanığın ağabeyi H. Kızgın adına ruhsatının bulunduğu ancak suç tarihi itibari ile bu ruhsatın süresinin dolduğu,
Sanığın silahla ateş ettiği yerin Yıldızeli Karşıyaka Mahallesi Yıldızeli Sanayi Sitesinin karşısı ve Yıldızeli-Tokat yolu kenarı olduğu, boş kovanların bulunduğu yere yaklaşık 200-250 metre mesafede iskan alanlarının yer aldığı,
Sanığın aşamalarda özetle; evinin önünde kendi köpeği ile sokak köpeklerinin boğuştuğunu ve köpeğinin yaralandığını, ayırmak isteyince köpeklerin üzerine geldiğini, bu nedenle kendisini ve köpeğini korumak amacıyla evden ağabeyi H. Kızgın"a ait tüfeği alarak havaya doğru 3 el ateş ettiğini savunduğu,
Anlaşılmaktadır.
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu 5237 sayılı TCK’nun 170. maddesinde :
“"(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;
a) Yangın çıkaran,
b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,
c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,
Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir.
Madde metninde, genel güvenliği kasten tehlikeye sokan fiiller, suç olarak tanımlanmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, bu suçu oluşturan seçimlik hareketler, yangın çıkarmak; bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak; silâhla ateş etmek veya izinsiz patlayıcı madde kullanmak olarak sayılmış olup suç, somut tehlike suçu olarak düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, bir soyut tehlike suçu tanımına yer verilmiştir. Bu hükümde, yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olmak, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre bu fıkrada düzenlenen suçun oluşabilmesi için somut bir tehlikenin meydana gelmesi gerekmemektedir.
Suçun mağduru belirli bir kimse olmayıp toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bu suçla korunan hukuki değer, kişilerin hayat, vücut bütünlükleri ve mal varlığı bakımından bir zarar tehlikesi doğmadan, güvenlik içerisinde yaşamaları üzerindeki haklarıdır. Suçla yasaklanan eylemlerin işlenmesi durumunda, kişilerin hayatları, sağlıkları veya mal varlıklarının zarar görmesi tehlikesi meydana gelmektedir. Tehlikenin somut olarak belirli kişi veya kişiler hakkında söz konusu olması gerekli olmayıp, belirsiz sayıda kişinin, dolayısıyla toplumu oluşturan birçok kimsenin bu suçtan dolayı korunması amaçlanmaktadır.
Bu fiillerin işlenmesiyle bir zarar neticesinin meydana gelmesi hâlinde, meydana gelen zarara ve bu zararın meydana gelmesi açısından failin kast veya taksirine göre başka suçlar oluşacaktır. Örneğin, toplumda genel güvenliği tehlikeye sokan bir etki meydana getiren fiiller sonucunda bir veya birkaç kişi ölmüş veya yaralanmış ya da kişiler malvarlığı itibarıyla zarar görmüş olabilir. Bu gibi durumlarda, farklı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.
Suçun manevi unsuru ise kasttır. Amaç veya saikin bir önemi yoktur.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için "zorunluluk hali"nin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zorunluluk hali 5237 sayılı TCK"nun 25/2. maddesinde; "Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez" şeklinde düzenlenmiştir.
Gerek öğreti de gerekse yargısal kararlarda benimsendiğ üzere zorunluluk halinin varlığının kabul edilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1- Tehlikeye ilişkin şartlar,
a) Ağır ve muhakkak bir tehlike olmalıdır.
b) Tehlike bir hakka yönelik olmalıdır.
c) Tehlikeye bilerek neden olunmamalıdır.
2- Korunmaya ilişkin şartlar,
a) Tehlikeden başka türlü kurtulma imkanı bulunmamalıdır.
b) Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmalıdır.
c) Tehlikeye karşı koyma görevi bulunmamalıdır. (Artuk, Gökcen, Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2012, s. 523 vd; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2013, s. 392 vd, Centel/Zafer/Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, İstanbul, 2005, s. 321 vd; Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2011, s. 347 vd; Sedat Bakıcı 5237 sayılı Yasa Kapsamında Ceza Hukuku Genel Hükümleri, Ankara, 2007, s.503 vd, Zeynel T. Kangal, Ceza Hukukunda Zorunluluk Durumu, Ankara, 2010)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 17.02.2004 gün ve 26-39 sayılı kararında "kendisine saldıran başıboş köpeğe zaruretten dolayı bir el ateş eden", 24.10.1977 gün ve 332-375 sayılı kararında ise "rastladığı bir kavgayı ve husulü mümkün vahim olayları önlemek ve polisi davet maksadıyla meskun mahalde havaya ateş eden" sanıkların zaruret hali nedeniyle meskun mahalde nedensiz ateş etmek suçundan cezalandırılamayacakları kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, zorunluluk hali 765 sayılı TCK"nunda bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmekte iken, 5237 sayılı TCK"nunda kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak sayılmış olup, dolayısıyla 5237 sayılı TCK uygulamasında, zorunluluk halinde suç işleyen kişi hakkında "beraat” değil, TCK"nun 25/2. maddesi uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmelidir. Bu husus, 5271 sayılı CMK"nun 223/3-b maddesinden de açıkça anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlçe dışında, nispeten yerleşimin az olduğu bir mahallede oturduğu anlaşılan sanığın geceleyin evinin önünde köpeğine saldırıp yaralayan sokak köpeklerini uzaklaştırmak için tüfekle havaya doğru 3 el ateş etmesinden ibaret eyleminde TCK’nun 25/2. maddesi kapsamında bir zorunluluk hali mevcut olup faile ceza verilmesi mümkün olmadığından, sanığın cezalandırılmasına ilişkin yerel muhkeme hükmünün Özel Daire tarafından bozulması isabetli olup Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.