22. Hukuk Dairesi 2015/14677 E. , 2015/19230 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili, sosyal haklar ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yol, yemek ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, toplanan delillere dayanılarak yazılı gerekçeyle, kıdem tazminatı, aylık ücret, fazla çalışma, hafta tatili, yol, yemek ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarına yönelik talepler bakımından davanın reddine karar verilmiş; yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine yönelik talepler bakımından ise hüküm tesis edilmemiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 26.09.2007 tarihli 2007/14-778 esas ve 2007/611 karar sayılı kararı).
Somut olayda, mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına yönelik talepler bakımından hüküm tesis edilmemiştir. Her ne kadar, söz konusu alacaklar bozmadan önceki mahkeme kararında hüküm altına alınmış ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarihli 2012/13-747 esas ve 2012/84 karar sayılı kararı ile Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği üzere, Yargıtay"ca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Mahkemece, bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar, 6100 sayılı Kanun"un 297. maddesi hükmüne uygun olmalıdır. Mahkemece, bu yön dikkate alınmaksızın, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen, yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından hüküm sonucu oluşturulması hatalıdır.
3-5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 2. maddesiyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu"nun mülga 32. maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenerek, asgari geçim indirimi uygulamasına geçilmiştir. Anılan düzenleme, 01.01.2008 tarihinden itibaren elde edilecek gelirlere uygulanmak üzere 04.04.2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, dava konusu asgari geçim indirimi alacağına yönelik talebin, alacağın varlığının ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, söz konusu talebin dayanağının yukarıda bahsi geçen kanuni düzenleme olduğunun nazara alınmaması hatalı olmuştur. Davalı tarafça, davacının asgari geçim indirimi alacağının ödendiğine dair delil sunulmamıştır. Bu halde, davacının nüfus kaydı dosya kapsamına alınarak, uyuşmazlığa konu dönemdeki medeni durumu ve varsa çocuk sayısı belirlenmeli, eşinin çalışıp çalışmadığı araştırılmalıdır. Neticeye göre asgari geçim indirimi alacağı hesaplanmalı ve taleple de bağlı kalınarak hüküm altına alınmalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.