3. Hukuk Dairesi 2020/3344 E. , 2020/6089 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, ... ili, Yenimahalle İlçesi, Alacaatlı mahallesindeki mülkiyeti Hazineye ait olan 822 parsel nolu ve 346.575 m² yüzölçümündeki kıraç taşınmazda özel ağaçlandırma yapılmak üzere ... Defterdarlığı Milli Eğitim Emlak Daire Başkanlığı ile davacı arasında 13/10/1999 tarihinde 10 yıl süreli (süre sonunda yenilenen) kira sözleşmesi imzalandığını, yıllık kiranın 120 TL olduğunu, onuncu yılın sonunda akdin kendiliğinden yenilendiğini, ikinci on yıllık dönemin 2009 yılı Ekim ayında başladığını ve yıllık kira bedelinin 1.200 TL olarak belirlendiği, kira sözleşmesine uygun olarak davacı tarafından çok büyük emek ve para sarf edilerek bir kısmı meyve ağacı, bir kısmı kerestelik, bir kısmı orman ağacı olmak üzere muhtelif ağaçlar dikildiğini, davalının 08/02/2010 tarihli yazı göndererek kiralanan alanın 112.072 m² tenzil edilerek 345.575 m² den 233.503 m² ye indirildiğini, kalan 233.503 m² lik kısmın kiralanması istenirse 2886 Sayılı Yasa gereğince ihaleye girilerek pazarlık usulü ile kiralanabileceğinin tebliğ olunduğunu, davalının akde sadakat ve hukuka bağlı devlet ilkesini zedeleyerek kira sözleşmesini yok saydığını, haksız işleminden doğan zararın ödenmesi gerektiğini belirterek oluşan menfi ve müspet zararların karşılığı şimdilik 2.500.000,00 TL tazminatın reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş, 28/05/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 3.990.763,00 TL olarak değiştirmiştir.
Davalı, 345.575 m² büyüklüğündeki hazine arazisinin ağaçlandırılmak üzere davacıya kiralandığını ancak daha sonra bu yerin Yenimahalle 9.bölge imar planı içinde kaldığının anlaşıldığını, bu plana itirazların reddedildiğini, Yenimahalle Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanan imar planının iptali için ... 9. İdare Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, 345.575 m² büyüklüğündeki 822 parselin imar uygulaması sonucu parsellere ayrılıp bu parselde 130.545 m2 sinin kaldığını, bu kısmın Hazine adına tescil edildiğini, davacının ise küçülmüş arazinin(233.503 m²) kiralanmasına (ağaçlandırma hakları vs. den vazgeçme şeklindeki) ilişkin teklifi kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 16/04/2013 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15/04/2014 tarihli ilamı ile özetle; davacının, kiralamış olduğu alanın küçülmesi nedeniyle, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK."nun 249 vd. maddeleri ( 1.7.2012 de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 305 vd. maddeleri) gereğince, davalı kiralayandan kira bedelinin tenzilini ve elden çıkan kısımlarla ilgili menfi zararlarını talep edebileceği, Mahkemece; kiralanan taşınmazın elden çıkan kısmı belirlenerek bu kısma kiracı tarafından yapılan masraf ve imalat bedelleri tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 16/12/2015 tarihli karar ile; ıslah edilen davanın kısmen kabulüne, 3.462.452,00 TL alacağın 2.500.000,00 TL’nin dava tarihinden, 962.452,00 TL’nin ıslah tarihi olan 28/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, davalının temyizi üzerine bu defa Dairemizin 20/09/2017 tarih ve 2017/3933-12311 E/K sayılı ilamı ile, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; ‘ıslah edilen davanın kısmen kabulüne, 1.941.308,90 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, davanın reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 36.297,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, ’ karar verilmiş, söz konusu karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı vekilinin lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca; konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında olmamak kaydıyla nispi olarak belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece; ıslah ile artırılan 3.990.763,00 TL dava değeri üzerinden 1.941.308,90 TL tazminat bedelinin kabul edilip 2.049,454,00 TL lik kısmın reddedilmiş olmasına rağmen davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK"nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4. bendinde yazılı ‘36.297,64 TL’ ifadesinin çıkarılarak yerine ’80.941,81 TL’ yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün davalı yararına düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince tebliğden itibaren 15 günlük süre içerisinde davacı yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.