Hukuk Genel Kurulu 2017/767 E. , 2018/1262 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 4. Tüketici Mahkemesince sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen 19.08.2010 gün ve 2008/557 E., 2010/619 K. sayılı karar, davacı vekili ile müdahil vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.03.2012 gün 2011/19582 E., 2012/5394 K. sayılı kararı ile davacı hakkında verilen kararın onanmasına, müdahil vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, davacı ve müdahil vekillerinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine de Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20.11.2012 gün ve 2012/18306 E., 2012/26032 K. sayılı kararı ile önceki karar kaldırıldıktan sonra hüküm bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece ilk hükümde direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili ve müdahil vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda esas ve karar numarası yazılı karar ile bozulmuş mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili ve müdahil vekilince temyize getirilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, davacı vekili ve müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinin davalı .... Merkezi A.Ş. adına Av. ...’ın düzenlediği yetki belgesine istinaden vekili Av. ...’a tebliğ edildiği, yetki belgesini düzenleyen Av. ...’ın 19.02.2014 tarihli dilekçe ile vekillikten çekildiği gözetildiğinde yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, davacı ve müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinin davalı .... Merkezi A.Ş.’ye tebliği için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak incelenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuki dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir.
Anayasa"nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar.
Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Hâl böyle olunca, davacı vekili ve müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi bilgilenme/bilgilendirme hakkının bir başka deyişle adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
Somut olayda ise, direnme kararı davalılardan ...Tic. Merkezi A.Ş.’yi 31.12.2015 tarihine kadar geçerli vekâletnameye istinaden temsil eden Av. ...’a 05.11.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, ne var ki direnme kararını temyiz eden davacı vekili ile müdahil vekilinin temyiz dilekçeleri ise yukarıda adı geçen vekile değil, Av. ...’ın düzenlediği yetki belgesine istinaden Av. ...’a 08.12.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yetki belgesini düzenleyen Av. ...’ın 19.02.2014 tarihli dilekçe ile vekillikten çekildiği gözetildiğinde, temyiz dilekçelerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici madde 3” atfiyla uygulanmakta olan HUMK’nın 433. maddesi gereğince davalı .... Merkezi A.Ş.’ye 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat dikkate alınarak tebliğ edilmeli ve yasal süre beklenildikten sonra Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmelidir.
Açıklanan nedenlerle eksiklik giderildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 27.06.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.