Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2016/2587
Karar No: 2018/1272
Karar Tarihi: 27.06.2018

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/2587 Esas 2018/1272 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2016/2587 E.  ,  2018/1272 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara Batı İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.03.2015 gün ve 2014/177 E., 2015/231 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 09.09.2015 gün ve 2015/19721 E., 2015/24405 K. sayılı kararı ile onandığı ancak davacı vekilinin onama kararına karşı maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunması üzerine bu kez Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 13.01.2016 gün ve 2015/34129 E., 2016/439 K. sayılı kararı ile;
    “...Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, davacının davalı şirkette işçi olarak çalışırken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini, işe iade davası neticesinde işe iadelerine karar verildiğini, ancak işverence işe başlatılmadıklarını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, boşta geçen süre ücretinin ve işe başlatmama tazminatının ödenmesini istemiştir.
    Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıların işe başlamakta samimi olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
    Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davacıların kesinleşmiş işe iade kararının kendilerine tebliğinden itibaren hak düşürücü süre içinde işe başlatılmak üzere davalı işverene başvurdukları, işverenin işe başlatılacaklarını davacılara bildirdiği, ancak işe başlatılmak üzere bir tarih vermediği, davacıların işe başlamak üzere işyerine makul süre içinde gittikleri, girişte yaklaşık dört saat bekletildikleri ve bundan sonra diğer işçilerle temasta bulunmaları engellenecek şekilde izole edilerek işe başlatılmaya dair evrak işlemlerine geçildiği başta noter tespiti olmak üzere tüm delillerden anlaşılmaktadır.
    Görüldüğü gibi işveren tarafından davacıların kış mevsiminde dışarıda fabrika girişinde dört saat kadar bekletilmesi, sonrasında ise diğer işçilerden izole edilerek içeri alınmaları davacı işçilerin işe başlamaktan vazgeçmelerini sağlamaya ve onları yıldırmaya yönelik davranışlar olup, bu davranışlarda bulunan işverenin işe başlatmada samimi olduğu söylenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
    Mahkemece davalı işverenin işe başlatmada samimi olmadığı dikkate alınarak işe başlatmama tarihi yeni bir fesih kabul edilip davacının işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile fark kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmalıdır...”
    gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, kesinleşen işe iade kararı gereği 15.11.2013 tarihli ihtarname ile işe başlatılma talebinde bulunduğunu, 05.12.2013 tarihli ihtarname ile işe başlatılma talebinin işveren tarafından kabul edildiğini ve yasal süre içerisinde şirkete müracaat edilmesi hâlinde işe başlatılacağının bildirildiğini, bu ihtarnamenin 06.12.2013 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, müvekkilinin ve sekiz arkadaşının 12.12.2013 tarihinde işe başlamak için iş yerine gittiklerinde herhangi bir açıklama yapılmaksızın içeri alınmadıklarını, saatlerce soğukta bekletildikten sonra iş yerine girmelerine izin verildiğini, bu defa da başlarında güvenlik görevlisi bulundurularak odadan dışarı çıkmalarına izin verilmeksizin bekletildiklerini, müvekkilinin ve arkadaşlarının eğitime tabi tutulmak istenmesinin sebebinin işçilerin üretimle ilgili bölümlere girmelerini ve diğer işçilerle görüşmelerini engellemek olduğunu, işveren yetkililerinin kıdem ve ihbar tazminatlarından vazgeçildiğine veya iade edildiğine dair yazı imzalamayanların işe başlatılmayacağını bildirdiğini, ayrıca blokeli olan boşta geçen süre ücretinin ödenmesi için işe başlamak istenmediğine ilişkin yazı istenildiğini, müvekkilinin uygulanan psikolojik baskı sebebiyle ve blokenin kaldırılması amacıyla içeriğini bilmediği bir takım belgeler imzaladığını, işçilere avukatlarıyla görüşmeler yapılacağı ifade edilerek işyerinden ayrılmaları istenilmesine rağmen işçilerin mesai bitimine kadar beklediklerini ve işyerinin servisi ile işyerinden ayrıldıklarını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacının işe iade talebinin kabul edilerek yasal süre içerisinde iş yerine müracaat etmesinin ihtar edildiğini, davacının kendi el yazısı ile işe başlamak istemediğine dair yazılı beyanda bulunup işyerinden ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece davacı ve arkadaşlarının makul sürede müracaatı olmadığı hâlde işverenin işçilerle görüşüp giriş işlemlerini yaparak eğitim vermek istediği, davacı işçinin başka iş yerinde işe başladığını belirterek işe başlamak istemediği, işveren tarafından da bloke edilen dört aylık ücret üzerindeki blokenin kaldırıldığı, davacı ile işverenin işe başlamamasına karar verdikleri, davacının mevcut işinden izin alarak geldiği ve davalı işveren ile yapılan görüşme sonrasında mevcut işinden ayrılmak istemediği, bu nedenle anlaşma yoluna gittiği, anlaşmada maddi ve hukuki menfaatinin olduğu, davacı işçinin iradesinin sakata uğratıldığına dair somut bilgi ve belge olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Taraf vekillerinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece önce onanmış ise de, davacı vekilinin onama kararına karşı maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunması üzerine yukarıda başlık kısmında gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
    Mahkemece 12.12.2013 ve 17.12.2013 olmak üzere iki ayrı tarihte işverene başvuran davacı ve arkadaşlarının dört saat dışarıda bekletilmelerinin söz konusu olmadığı, başlamak isteyenlere işe giriş bildirgeleri imzalatılarak eğitim aşamasına geçildiği, işe başlamak istemeyen ancak dört aylık ücretini almak isteyenlerin işten ayrıldığı, kıdem ve ihbar tazminatını geri ödemek istemeyenlerin işe giriş bildirgesini imzalamayarak işe başlamadığı, işverene bilgi vermeksizin makul süreyi aştıktan sonra işyerine gelen işçilerin fabrika binasına alınmasında gecikme olmasının, güvenlik görevlisi eşliğinde bekletilmelerinin ve yetkililerle görüştürülmelerinin rutin işlemler olduğu, işçilerin ertesi gün işe gelmedikleri, ısrarcı işe başlama taleplerinin olmadığı ve işe başlamakta samimi olmadıkları, işverenin işe başlatmakta samimi olduğu ayrıca bozma kararında kısmen kabul kararının, ret kararı gibi değerlendirilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: işe iade davası sonrasında işe başlama ve başlatmama hususunda tarafların samimi olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanunu"nun 21’inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorunda olduğu gibi, işçinin işe iade yönündeki başvurusu ciddi ve samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı hâlde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yaptığı başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.
    Öte yandan işveren, 4857 sayılı İş Kanunu"nun 21’inci maddesine göre süresi içinde işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi hâlde feshin geçersizliği davasında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile işçinin çalıştırılmadığı en çok dört aylık süreye ait ücret ve diğer haklarını ödemek zorundadır. İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı hâlde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
    Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, işçinin yöntemince işe başlatıldığından söz edilebilmesi için işverenin işçiyi fesihten önceki durumuna iade etmesi gerekir. Başka bir anlatımla gerçek anlamda işe başlatma, işçinin geçersiz sayılan fesih tarihindeki işinde veya ona benzer (eşdeğer) bir işte çalıştırılmasıyla sağlanabilir.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı işçinin iş sözleşmesinin feshi üzerine açtığı işe iade davasının kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay tarafından onandığı, akabinde davacının yasal süresi içinde işverene işe başlatılması için başvuruda bulunduğu, davalı işverenin ise işe başlama talebini kabul ettiği ve davacı işçinin işe başlama talebi ile işyerine gittiği sabittir.
    Dosya kapsamı, tespit tutanağı, ihtarname ve tanık beyanlarından davacı ve arkadaşlarının saat 08.00 itibariyle işyerine geldikleri, dört saat kadar iş yeri girişinde bekletildikten sonra içeri alındıkları, bir odada güvenlik görevlisi eşliğinde bekletildikleri, öğle yemeği için diğer işçiler çıktıktan sonra yemekhaneye alındıkları, sonrasında davacı ve arkadaşlarına işveren yetkilisinin "siz buraya ne yüzle geldiniz, diğer elemanların haklarını gasp ediyorsunuz, kıdem ve ihbar tazminatlarınızı peşin ödeyip belgeyi imzalarsanız işe iade olursunuz ve eğitime tabi tutarız" şeklinde beyanda bulunduğu ayrıca yine işveren tarafından davacı işçiye boşta geçen süre ücreti üzerindeki blokenin kaldırılması karşılığında belgenin imzalanması şartının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
    Hâl böyle olunca, davacıya baskı altında belge imzalatıldığı, davalı işverenin işe davetinde samimi olmadığı, bunun sonucu olarak kesinleşen işe iade kararına rağmen davacı işçiyi işe başlatmadığı anlaşılmakla mahkemece işe başlatmama tazminatının hüküm altına alınması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Diğer taraftan, Özel Dairece "... Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir...." şeklinde karar verilmesinin maddi hataya dayalı olarak yazıldığı, bozma kararının sonuç kısmında mahkemece işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiği belirtildiğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarının da değerlendirildiği anlaşılmıştır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin ise temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 27.06.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi