1. Ceza Dairesi 2018/2589 E. , 2019/4619 K.
"İçtihat Metni"(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ..."ın, Foça Açık Ceza İnfaz Kurumuna nakli üzerine anılan Ceza İnfaz Kurumuna süresinde teslim olmamak suretiyle firar eylemi nedeniyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 44/3-ı maddesi uyarınca 20 gün hücre hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 06/11/2017 tarihli ve 2017/1238 sayılı kararına yönelik hükümlünün şikâyeti üzerine, disiplin cezasının onaylanması talebinin reddi ile söz konusu cezanın iptaline ilişkin İzmir 2. İnfaz Hâkimliğinin 12/12/2017 tarihli ve 2017/5737 esas, 2017/6032 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/1860 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
1- Disiplin cezasına yönelik hükümlü tarafından yapılan şikâyet üzerine değerlendirme yapılması gerekirken, disiplin cezasının kesinleşmiş olduğu düşüncesiyle Cumhuriyet savcısının disiplin cezasının onaylanması karar verilmesi talebinde bulunduğu kabul edilerek inceleme yapıldığı,
2- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Disiplin soruşturması” başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında “Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhal ve en geç iki gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.”, aynı maddenin 3. fıkrasında “Soruşturma en geç yedi gün içerisinde tamamlanır ve düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir.” ve yine aynı maddenin 5. fıkrasında da “Disiplin cezaları disiplin kurulunca evrak üzerinden görüşülerek en geç üç gün içinde karara bağlanır.” şeklinde düzenlemelerin yer aldığı, bu düzenlemelerde belirtilen sürelerin, idarenin disiplin soruşturması işlemlerine bir an önce başlamasını teşvik edici nitelikte düzenleyici süreler olduğu ve hak düşürücü süre olarak değerlendirilemeyeceği nazara alındığında,
Hükümlünün 26/01/2017 tarihinde firar ettiği, iki günlük süre içerisinde idarece soruşturma işlemlerine başlanması gerekmesine rağmen, 30/10/2017 tarihinde yakalanan hükümlünün disiplin soruşturmasına aynı tarihte başlanıp, 06/11/2017 tarihinde hükümlü hakkında disiplin cezası kararı verildiği, hükümlünün yakalanmasına bağlı olarak gerçekleşen gecikmenin disiplin cezasını geçersiz hale getirmeyeceği, 5275 sayılı Kanunun 47. maddesinde sürelere ilişkin düzenlemelerin
amacının, hükümlü hakkındaki disiplin cezasının infazı nedeniyle koşullu salıverme yönünden aleyhe sonuç doğmasının önüne geçilmesi olduğu, bu sürelerin emredici olduğuna dair kanunda herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, süre ihlalinde gerçekleşecek neticeye ilişkin olarak da kanunda bir düzenlemeye yer verilmediği, hak düşürücü süre olarak değerlendirilemeyeceği, disiplin soruşturmasının geç yapılması nedeniyle cezanın infazı ve kaldırılması gecikmiş olsa bile bu durumun koşullu salıverilme tarihinin belirlenmesi aşamasında dikkate alınması gerektiği,
Gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26/04/2018 gün ve 94660652-105-35-1799-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dosya kapsamına göre;
Hükümlünün İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezasını infaz ettiği sırada Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılmasına karar verildiği, ancak hükümlünün Açık Ceza İnfaz Kurumuna yasal süresi içerisinde teslim olmayıp 28.01.2017 günü firar ettiği ve firar fiili ile ilgili olarak aynı gün infaz koruma memurları tarafından tutanak tutulup, hakkında 01.02.2017 tarihinde firar fişi düzenlendiği,
30.10.2017 tarihinde hükümlünün cezasının infazı amacıyla tekrar Ceza İnfaz Kurumuna alındığı,
Hükümlü hakkında firar eylemi nedeniyle 30.10.2017 tarihinde muhakkik görevlendirmesi ile soruşturma işlemlerine başlanıldığı, 01.11.2017 tarihinde savunmasını yazılı yada sözlü olarak üç gün içerisinde yapmasının istendiği, hükümlünün 03.11.2017 tarihinde yazılı olarak savunmasını verdiği, 06.11.2017 tarihli disiplin soruşturması raporunun Disiplin Kurulu Başkanlığına sunulduğu ve Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 06.11.2017 tarihinde hükümlünün 20 gün hücre cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen bu kararın 06.11.2017 tarihinde hükümlüye tebliğ edildiği, hükümlünün 10.11.2017 tarihli dilekçesiyle İnfaz Hakimliğine şikayette bulunduğu,
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2017 tarihli yazısında hükümlünün disiplin cezasına karşı yaptığı şikayetin reddine, kararın onanmasına karar verilmesini istediği,
Hükümlünün 12.12.2017 tarihinde alınan savunmasında disiplin cezasını kabul ettiğini ve itirazı bulunmadığını bildirdiği, İzmir 2.İnfaz Hakimliğinin 12.12.2017 tarihli ve 2017/5737 esas, 2017/6032 karar sayılı kararında “yasada öngörülen süreye uyulmaksızın yapılan disiplin soruşturması sonucu verilen disiplin cezasının usul ve
yasaya aykırı olduğu....” gerekçesiyle disiplin cezasının onanması talebinin reddi ile disiplin cezasının iptaline karar verildiği,
Cumhuriyet Başsavcılığının, İnfaz Hakimliğinin bu kararına karşı yasal süresi içerisinde itiraz ettiği,
İtiraz mercii olarak inceleme yapan İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2017/1860 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anlaşılmıştır.
01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 48/3-a maddesi 1. cümlesinde yer alan “...hücreye koyma cezasının infazına, infaz hâkiminin onayı ile başlanır.” şeklindeki düzenlemenin kesinleşmiş hücre cezaları için geçerli olduğu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 52. maddesinde disiplin cezalarına karşı şikâyet ve itiraz durumunda 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağının, 4675 sayılı infaz Hakimliği Kanununun 5. maddesinde ise işlem ve faaliyetin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde şikâyet yoluyla İnfaz Hâkimliğine başvurulabileceğinin, şikayet üzerine verilen İnfaz Hakimliğinin kararına karşı da tebliğinden itibaren bir hafta içinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna gidilebileceğinin, itiraz üzerine verilen kararın ise kesin olduğu şeklindeki yasal düzenlemelere göre somut olay değerlendirildiğinde; Hükümlü hakkında firar eylemi nedeniyle yapılan disiplin soruşturması sonucunda Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığınca verilen 06.11.2017 tarihli ve 2017/1238 sayılı hücreye koyma disiplin cezasına karşı hükümlünün yasal süresi içerisinde şikayet yoluna başvurduğu ancak İnfaz Hakimliği tarafından alınan savunması sırasında disiplin cezasını kabul ettiğini ve bu disiplin cezasına bir itirazının bulunmadığına bildirdiği, ortada henüz kesinleşen bir disiplin cezasının bulunmadığı, kesinleşen disiplin cezasının infazına başlanabilmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 48. maddesi uyarınca yapılan bir onama istemide bulunmadığı halde İnfaz Hakimliğinin talep tarihi itibariyle mevcut duruma göre hükümlünün yasal süresi içerisinde yaptığı ancak vazgeçtiği şikayeti ile ilgili bir karar vermesi gerekirken bu konuda karar vermeksizin, disiplin cezasına ilişkin kararın onanması yönündeki istemin reddi ile disiplin cezasının iptaline şeklinde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, Cumhuriyet Savcılığının itirazının bu nedenle kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2017/1860 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki (1) nolu bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2017/1860 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı
CMK"nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada tebliğnamedeki (2) nolu bozma istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.