17. Hukuk Dairesi 2016/3536 E. , 2019/521 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili; davalı ... adına kayıtlı diğer davalı ..."nin sevk ve idaresindeki aracın, yayalar ... ve ... çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... ve ... öldüğünü, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, her iki müteveffanın ölümü nedeniyle eşleri ve çocuklarının derin elem ve üzüntü içerisine girdiklerini belirterek müteveffa ... eşi ... için 100.000,00 TL, çocukları ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 şer TL diğer müteveffa ... eşi ... için 100.000,00 TL çocukları ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 280.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili kazaya karışan aracın müvekkilinin mülkiyeti altında olduğunu ancak olay günü aracını oto yıkamacı olan davalı ...’ye yıkanması
için bıraktığından araç üzerindeki fiili hakimiyetini kaybetttiğinden işleten sıfatıyla sorumlu olmadığını, kazayı diğer davalının yaptığını, kendisinin herhangi bir kusurunun olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; müteveffa ... yönünden davacı ... İçin 30.000,00 TL, ... İçin 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, müteveffa ... yönünden davacı ... için 30.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... İçin 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..."den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacılar, desteklerine çarpan aracın malikinin davalı ..., sürücüsünün ise davalı ... olduğu iddiasıyla davalılardan söz konusu kaza sonucu gerçekleşen vefat nedeniyle manevi tazminat talep etmektedirler. 19.03.2014 tarihli kazada davacıların destekleri ... ve ... vefat etmiş, görülen ceza yargılamasında davalı ...’nin suçu sabit görülerek hakkında ceza hükmü verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Mahkemece, araç sahibi ile tamirhane sahibi arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olması, araç sahibi olan kişinin bakım süresince ilişkisinin tamamen kesildiği ve işleten sıfatının geçici olarak ortadan kalkması nedeniyle tamirhane sahibinin işleten gibi sorumlu olacağı gerekçe gösterilerek davalı araç maliki ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre trafik kaydı, işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama
ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.
Yukarıda anlatılan madde hükümlerine göre; somut olayda, kazaya neden olan aracın kayıt maliki ...’ın araç işletenlik sıfatının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ceza yargılamasına ilişkin hazırlık soruşturmasında ... ifadesinde; ismini ... olarak bildiği ...’yi bir yıldır oto yıkamacı olması nedeniyle tanıdığını, kaza günü oto yıkamacıya gittiğini, ...‘nin işinin olduğunu söyleyerek aracını 10 dakikalık istediğini, kendisinin de bunu kabul edip aracını verdiğini, gelmeyince ...’yi aradığını ve ...’nin 20 dakika içinde geleceğini söylediğini, sonrasında ise eşinin kendisini arayarak polislerin geldiğini bildirdiğine ilişkin beyanlarına göre, somut olay bu şekilde gerçekleşmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 104. maddesinde ise “Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir
amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir." hükmüne yer verilmiş ise de işleten ...’ın ...’ye verdiği izin karşısında KTK 104. maddesinin somut olaya uygulanma imkanı görülmemektedir.
Yukarıda açıklanan maddi hukuksal olgulara göre davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 22/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.