8. Hukuk Dairesi 2019/6552 E. , 2020/112 K.
"İçtihat Metni"DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
MAHKEMESİ : İstanbul 8. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda İstanbul 8. Aile Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2012/600 Esas, 2016/809 Karar sayılı kararıyla kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların evlenip Amerika"da yaşadıklarını, 1993 yılında Türkiye"ye temelli dönüş yaptıklarını, mimar olan davacının tüm birikimleriyle Türkiye"de 2 adet ev satın alınıp davalı adına tescil edildiğini açıklayarak Şişli"deki 17 nolu mesken yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yarı değere karşılık 100.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen iki taşınmazın davalının kendi kazancı ve ailesinden kalan miras ile edinildiğini, davacının hiç bir katkısının olmadığını, boşanma sonrasında ihtilaf çıkmasını engellemek için son derece değerli olan dava dışı Büyükada"daki taşınmazın davacıya bila bedel devredildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı ve davalının her ikisinin de çalıştıkları, 2002 öncesi alınan taşınmazın davalı adına tescil edildiği, taşınmazın gizli bağış olarak tescil ettirildiğine dair bir kanıtın davalı tarafça ileri sürülmediği ve ispat edilemediği, taşınmazın taraflarca birlikte alındığı, her iki tarafın da katkısının olduğu, hakkaniyete göre katkı payına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, tarafların dava konusu taşınmazın alımında %50 oranında katkılarının olduğunun kabulü ile 62.750,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, verilen ilk kararda dava konusu taşınmazın 1996 yılında satış yoluyla davalı adına tescil edildiği, davacı vekilinin 31.01.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davacının parasını kendisi ödediği halde, önceki evliliğinden çocukları olduğundan taraflar arasında sonradan husumet çıkmaması için satın alınan evlerin tapusunu davalı üzerine yaptığını açıkladığı, bir kimsenin bedelini ödeyerek üçüncü kişiden kendisi dışındaki birisi adına tapuda satın alma işleminin gizli bağış olduğu, tarafların 27.11.2007 tarihinde boşanmalarına karar verildiği, İstanbul Adalar"daki dava dışı taşınmazın 14.12.2007 tarihinde satış gösterilerek davacının adına tescil ettirildiği, tarafların beyanları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya bağışlandığının kabul edilmesi gerektiği kanatine varıldığı, Borçlar Kanunu"na göre, bağıştan dönme için açılmış dava ve istek de bulunmadığı, bağışlama sebebiyle taşınmaz davalının kişisel malı olduğu, kişisel mal üzerinde davacının katkı payı alacağı talebinde bulunma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire"nin 2017/14752 Esas ve 2019/3560 karar sayılı ilamıyla tasfiyeye konu edilen 17 no meskenin eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 15.08.1996 tarihinde satış yoluyla davalı adına tescil edildiği, her iki tarafın da evlilik birliği içinde çalışarak düzenli ve sürekli gelir elde ettikleri, mesken alımına yönelik davacı tarafça bağışı çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi, davacı eşin meskeni bedelsiz olarak bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunmadığı, bundan ayrı davalı tarafta miras malı ve çalışması ile elde ettiği kazançla dava konusu meskenin edinildiğini savunduğuna işaret edilerek, Bölge Adliye Mahkemesince meskenin davacı tarafından davalıya bağışlandığına dair kabulün hatalı olduğu, davacının, 17 nolu mesken yönünden katkı payı alacağı hakkı bulunduğu belirtilmiş, dosya kapsamı incelendiğinde Yargıtay"ın ve Daire"nin devamlılık gösteren uygulamaları doğrultusunda eşlerin taşınmazın edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri olmadığı anlaşıldığından dosyadaki bilgi, belge, beyanlar karşısında ve TMK"nin 4. ve TBK"nin 50. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın 17 nolu mesken alımında %50 oranda katkıda bulunduğu kabul edilip, bu oran tasfiyeye konu meskenin dava tarihi itibariyle değeri ile çarpılmak suretiyle davacının katkı payı alacak miktarı hesaplanmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazın dava tarihi olan 15.08.2012 tarihindeki değerinin 184.500,00 TL olduğu bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacı tarafın %50 oranda katkısı olduğu hesaplandığında katkı bedeli 92.250,00 TL olup davacı tarafın karara istinafları bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince belirlenen 62.750,00 TL katkı payı alacağının mevcut bulunduğu kabul edilerek, davalı kadının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu istinaf ve temyize dair hükümler gereğince; İlk Derece Mahkemesinin dava hakkındaki kararı istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılıp Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında yeniden karar verildiği hallerde, söz konusu bu yeni kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bozulduğu ve bozmaya Bölge Adliye Mahkemesince uyulmasına karar verildiği takdirde, bozmanın gerekleri doğrultusunda işlem yapılıp sonucunda davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiş, ilgili Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulüyle HMK"nin 353. maddesi hükmü doğrultusunda ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Temyiz incelemesinden sonra Daire"nin yukarıda izah edilen ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine dair hükmü HMK"nin 371. maddesi uyarınca bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi HMK"nin 373/3 fıkrası doğrultusunda bozma ilamına uyulmasına dair karar vermiştir. Bu aşamada, bozmaya uygun şekilde davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde "davalı tarafın istinaf başvurusunun reddi " şeklinde karar ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK"nin 371. maddesi uyarınca bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK"nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi