
Esas No: 2020/3016
Karar No: 2021/1139
Karar Tarihi: 02.06.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2020/3016 Esas 2021/1139 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/3016
Karar No : 2021/1139
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 12/02/2020 tarih ve E:2018/4896, K:2020/1453 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 06/06/2018 tarih ve 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğ'in iptali ile anılan Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 12/02/2020 tarih ve E:2018/4896, K:2020/1453 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiasına itibar edilmediği belirtilerek işin esası incelenmiş,
7143 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddeye yer verildikten sonra,
Dava konusu Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi görülmediği,
Dava dosyasının ve Dairelerinin E:2018/6401, E:2018/8886, E:2018/5259 sayılı dosyalarının birlikte değerlendirilmesinden,Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Mevzuat Bilgi Sisteminde yapılan incelemede, dayanak Kanun maddesinin gerekçesi bulunmamakla birlikte, maddenin ilk kabul edildiği taslak gerekçesinin;
"- Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız, ruhsat ve eklerine aykırı veya imar mevzuatına aykırı yapıların kayıt altına alınması ile dönüşüm projelerine finans sağlanarak dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılması amacıyla;
- 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapıların, yapı sahiplerinin müracaatları üzerine ve beyanına göre hazırlanacak Yapı Kayıt Sistemine işlenmesi,
- Bu yapılara su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilmesi, yargı ve belediyelerdeki iş yükünün azaltılabilmesi için alınmış yıkım kararlarından ve tahsil edilmeyen para cezalarından vazgeçilmesi,
- Maliklerin yarısının muvafakatinin bulunması halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilmesi,
- Yapı Kayıt Belgesinden elde edilecek gelir, genel bütçeye gelir kaydedilecektir. Bu gelirler, şehirlerin yeniden inşaa ve imarında kullandırılması." şeklinde olduğu,
Tebliğ'in tümüne yönelik yapılan değerlendirmelerde;
Dayanak maddenin taslak gerekçesinin ve metninin birlikte değerlendirilmesinden, aktif deprem kuşağında yer alan Ülkemizde mevzuata aykırı şekilde inşa edilen yapıların tespit edilmesinin afet risklerine hazırlık kapsamında en etkili ve ilk atılması gereken adım olduğu,
Bu yapıların tespitinin hızlı şekilde yapılabilmesini teminen, ilgili kişilerin idarelere başvuruda bulunması yönteminin kabul edildiği ve başvuru esnasında tahsil edilecek bedellerin şehirlerin dönüşümünde ve inşasında kullanılacağı hükme bağlandığından, dava konusu düzenlemede kamu yararı bulunduğu,
Ayrıca, yapı kayıt belgesi ilgililere geçici süreliğine bazı haklar tanımakta olup, yapının yeniden yapılması veya kentsel dönüşüm uygulamasına karar verilmesi halinde, yapı kayıt belgesinin hükmü kalmayacağından, uyuşmazlığa konu düzenlemenin bir imar affı niteliğinde olmadığı,
Diğer yandan, doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları, kültür varlıkları, ormanlar, meralar ve kıyılar gibi korunması gereken alanlar, ilgili özel kanunlar ve düzenlemeler ile korunduklarından, bu alanlarda yapı kayıt belgesi düzenlenmiş olmasının, özel hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği, kaldı ki, sadece 31/12/2017 tarihinden önceki yapılar açısından geçerli olan düzenlemelerin, anılan tarihten sonra tespit edilen mevzuata aykırı yapılar açısından uygulanmasına da imkân bulunmadığı,
Bu itibarla, dayanak Kanun maddesine uygun olduğu görülen Tebliğ'de mevzuata ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin, Anayasa'nın 43, 45, 56, 63 ve 169. maddelerine aykırı olduğu, dayanak maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, dava konusu düzenlemenin, imar mevzuatına uygun hareket etmiş her vatandaşın mülkiyet hakkına bir saldırı niteliğinde olduğu, imar mevzuatına aykırı hareket edenlerin fiil ve eylemlerinin hukuka aykırılığının ortadan kaldırılmasının eşitsizliğe neden olacağı, davanın reddi yönünde verilmiş olan temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Başkan ... ve Üyeler, ..., ..., ... ve ...'ın dava konusu Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinin, imar mevzuatına uygun hareket etmiş vatandaşlar karşısında, imar mevzuatına aykırı hareket edenlerin fiil ve eylemlerinin hukuka aykırılığının ortadan kaldırılması yönünde düzenlemeler içermesi nedeniyle Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve anılan Kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği yönündeki oylarına karşılık, anılan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı görülmediğine oyçokluğu ile karar verilerek işin esası incelendi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 12/02/2020 tarih ve E:2018/4896, K:2020/1453 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 02/06/2021 tarihinde, dava konusu Tebliğ'in 6. maddesinin 8. fıkrası yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Davacı tarafından, dava konusu Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle anılan Tebliğ'in tümünün iptali istenilmiş olup, düzenlemeye yönelik olarak ayrıca iptal nedenleri belirtilmemiştir.
Dava konusu Tebliğ'in, "Yapı kayıt belgesinin kullanım yerleri" başlıklı 6. maddesinin 8. fıkrasında; "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarda işyeri açma ve çalışma ruhsatı yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın verilir." kuralı yer almaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; "Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü uyarınca, yapı kayıt belgesi verilen yapılarda, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatının verileceği yönünde düzenleme getiren dava konusu Tebliğ'in anılan maddesinin yukarıda hükmüne yer verilen Kanuni düzenlemeye aykırı olduğu açıktır.
Öte yandan, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "İşyerlerinde aranacak genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan; "Özel yapı şeklini gerektiren sinema, tiyatro, düğün salonu, otel, hamam, sauna, ekmek fırını ile akaryakıt, sıvılaştırılmış petrol gazı, sıvılaştırılmış doğal gaz ve sıkıştırılmış doğal gaz istasyonu için yapı kullanma izin belgesinin alınmış olması" kuralı uyarınca, anılan işyerleri açısından işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilebilmesi için yapı kullanma izin belgesinin bulunması şart koşulmuştur.
Bu durumda, dava konusu Tebliğ'in dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16. maddesinde, yapı kayıt belgesi verilen yapılara, yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın işyeri açma ve çalışma ruhsatı verileceği yolunda bir hüküm bulunmaması karşısında, Kanun hükmünü aşar nitelikte düzenleme getiren Tebliğ'in bu kısmında, dayanağı olan 3194 sayılı Kanun'a uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yönünde verilen temyize konu Daire kararının dava konusu Tebliğ'in 6. maddesinin 8. fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.