
Esas No: 2018/3421
Karar No: 2021/2831
Karar Tarihi: 02.06.2021
Danıştay 8. Daire 2018/3421 Esas 2021/2831 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3421
Karar No : 2021/2831
DAVACI : ... Derneği
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN ÖZETİ :
650 sayılı KHK'nın 40. maddesinin (a) bendi ile 2547 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen son fıkranın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonrası oluşan durum ile ilgili olarak üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin mesai sonrasında muayenehane veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversite hastanelerinde çalışılıp çalışamayacakları hususundaki görüş istemleri üzerine, 2547 sayılı Kanunun 36. maddesi ve 657 sayılı Kanunun 28. maddesi çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu; Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmayı gerektirecek faaliyetlerin yapılamayacağı, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alınamayacağı yönündeki düzenlemeler uyarınca öğretim elemanlarının bu kuruluşlarda çalışmasının mümkün olmadığına ilişkin Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... gün ve ... sayılı işleminin bildirimine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... gün ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Anayasanın 130. maddesi gereği öğretim elemanlarının özlük haklarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, davalı idarenin yetkisiz olduğu, bilimsel faaliyetleri engelleyici nitelikte olduğu öne sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Dava konusu işlemin, 650 sayılı KHK'nın 40. maddesinin (a) bendi ile 2547 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen son fıkranın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonrası oluşan hukuki boşluğun ve tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan düzenlemelerin dikkate alınması suretiyle tesis edildiği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesine 02.01.2014 gün ve 6514 sayılı Kanun ile eklenen 7. fıkrası ile öğretim elemanlarının mesai saatleri dışında çalışma esaslarının yeniden düzenlendiği ve hukuki boşluğun doldurulduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Anayasanın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği; 128. maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Anayasanın 128. maddesinin emredici kuralı gereği; öğretim elemanlarının çalışma esasları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesinde kurala bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 01.01.2013 gün ve 28515 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18.07.2012 gün ve E.2011/113, K:2012/108 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesinde öngörülmeyen ve ancak kanunla getirilebilecek bir sınırlamanın, idare tarafından tesis edilen dava konusu işlemle getirilmesinin, Anayasa Mahkemesinin 04.12.2010 gün ve 27775 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 16.07.2010 gün ve E:2010/29, K:2010/90 sayılı kararının gerekçesine ve Anayasanın 13 ve 128. maddelerinin emredici kurallarına aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 650 sayılı KHK'nın 40. maddesinin (a) bendi ile 2547 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen son fıkranın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonrası oluşan durum ile ilgili olarak üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin mesai sonrasında muayenehane veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversite hastanelerinde çalışılıp çalışamayacakları hususundaki görüş istemleri üzerine, 2547 sayılı Kanunun 36. maddesi ve 657 sayılı Kanunun 28. maddesi çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu; Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmayı gerektirecek faaliyetlerin yapılamayacağı, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alınamayacağı yönündeki düzenlemeler uyarınca öğretim elemanlarının bu kuruluşlarda çalışmasının mümkün olmadığına ilişkin Yükseköğretim Yürütme Kurulunun v gün ve ... sayılı işleminin bildirimine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... gün ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
650 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 40. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36. maddesine “ Yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen haller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tabidir. Ancak öğretim üyeleri, yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde mesleki faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir…..” fıkrası eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 18.07.2012 gün ve E:2011/113, K:2012/108 sayılı kararı ile; 6223 sayılı Kanun'un kapsamına giren iki konu açısından değerlendirildiğinde çeşitli kamu kurumlarında çalışan tabip, diş tabibi ve uzman tabip gibi kamu görevlilerinin ikinci işte çalışma yasağına ilişkin kuralların kamu hizmetlerinin bakanlıklar arasındaki dağılımının yeniden belirlenmesi ile bir ilgisinin bulunmadığı, diğer taraftan çeşitli kamu kurumlarında çalışan tabip, diş tabibi ve uzman tabip gibi kamu görevlilerinin ikinci işte çalışma yasağına ilişkin kurallar kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına ilişkin bir düzenleme olarak da nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle yetki kanunu kapsamında olmayan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 40. maddesi iptal edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu işlem ise; Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.07.2012 gün ve E:2011/113, K:2012/108 sayılı kararı sonrasında oluşan hukuki boşluk üzerine öğretim elemanlarının mesai saatleri dışında çalışma esaslarına ilişkin meydana gelen tereddütlerin giderilmesi amacıyla tesis edilmiştir.
02.01.2014 tarih ve 6514 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen altıncı fıkrası yeniden düzenlenmiş ve maddeye eklenen yedinci fıkrada ise; "Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tabidir. Ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabilir...." hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, 02.01.2014 tarih ve 6514 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen altıncı fıkrasının yeniden düzenlendiği ve maddeye eklenen yedinci fıkrada öğretim elemanlarının mesai saatleri dışında çalışma esaslarına ilişkin hükümlere yer verildiği göz önüne alındığında Anayasa Mahkemesinin 18.07.2012 gün ve E:2011/113, K:2012/108 sayılı kararı sonrasında uygulamada oluşan hukuki boşluğun doldurulacağına ilişkin belirleme yapılmış olup, bu haliyle dava konusu edilen işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği kalmamıştır.
Bu durumda davanın esasını inceleme olanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
Dava; 650 sayılı KHK'nın 40. maddesinin (a) bendi ile 2547 sayılı Kanunun 36. maddesine eklenen son fıkranın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonrası oluşan durum ile ilgili olarak üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin mesai sonrasında muayenehane veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversite hastanelerinde çalışılıp çalışamayacakları hususundaki görüş istemleri üzerine, 2547 sayılı Kanunun 36. maddesi ve 657 sayılı Kanunun 28. maddesi çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu; Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmayı gerektirecek faaliyetlerin yapılamayacağı, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alınamayacağı yönündeki düzenlemeler uyarınca öğretim elemanlarının bu kuruluşlarda çalışmasının mümkün olmadığına ilişkin Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... gün ve ... sayılı işleminin bildirimine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... gün ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kurala bağlanarak, profesör ve doçentlerin üniversitede devamlı veya kısmi statüde görev yapmaları esası benimsenmişken, 36. maddede, 30.01.2010 tarih ve 27478 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5947 sayılı Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. maddesi ile yapılan değişiklikle;
“Öğretim elemanları, üniversitede devamlı statüde görev yapar.
Öğretim elemanları, bu Kanun ile diğer kanunlarda belirlenen görevler ve telif hakları hariç olmak üzere, yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde ücretli veya ücretsiz, resmi veya özel başka herhangi bir iş göremezler, ek görev alamazlar, serbest meslek icra edemezler. Öğretim elemanının görevi ile bağlantılı olarak verdiği hizmetin karşılığında telif ücreti adıyla bir bedel tahsil etmesi halinde 58 inci madde hükümleri uygulanır.
Öğretim üyesi, kadrosunun bulunduğu yükseköğretim birimi ile sınırlı olmaksızın ve ihtiyaç bulunması halinde görevli olduğu üniversitede haftada asgari on saat ders vermekle yükümlüdür. Öğretim görevlisi ve okutmanlar ise, haftada asgari on iki saat ders vermekle yükümlüdür.
Öğretim elemanlarının, ders dışındaki uygulama, seminer, proje, bitirme ödevi ve tez danışmanlıklarının kaç ders saatine karşılık geldiği; kendi üniversitesi dışındaki devlet veya vakıf üniversitelerine bağlı yükseköğretim kurumlarında haftada verebileceği azami ders saatleri ve uzaktan öğretim programlarında verdikleri derslerin örgün öğretim programlarında verilen kaç ders saatine tekabül ettiği Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir.
Rektör, rektör yardımcısı, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürlerinin ders verme yükümlülüğü yoktur. Başhekimler, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdür yardımcıları ve bölüm başkanları, bu madde hükümlerine göre haftada asgari beş saat ders vermekle yükümlüdür.” düzenlemesi yer almıştır.
5947 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi 04.12.2010 gün ve 27775 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 16.07.2010 gün ve E:2010/29, K:2010/90 sayılı kararı ile 5947 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değiştirilen 36. maddesinin 2. fıkrasının 1. tümcesinin iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararında;
''Anayasanın 130. maddesinde çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile kurulan üniversitelerin kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olduğu, öğretim üyeleri ve yardımcılarının serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilecekleri belirtilmiş, madde gerekçesinde de, yasaya bırakılan konuların 'bilimsel özerklik' ilkesi göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Anayasa'da üniversite, bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurum olarak nitelendirilip bilimsel ve idari özerkliğe sahip kılınarak diğer kamu kurumlarından farklı değerlendirilmiş, öğretim üyelerine de kamu görevlisi olmakla birlikte genel sınıflandırma içinde ayrı bir yer verilerek kendilerine özgü önem ve değerde bir meslek sınıfı olduğu belirtilmiştir. Öğretim üyelerinin bu konumları dikkate alındığında bunları diğer kamu görevlileri gibi değerlendirmek mümkün değildir.
Yasakoyucu, yükseköğretimin Anayasa'da belirtilen ilkeler doğrultusunda geliştirilmesi, bu bağlamda sağlık sorunlarının çözüme kavuşturulması için öğretim elemanlarının unvan ve statülerine uygun bazı sınırlamalar getirerek çalışma koşullarını belirleyebilir. Ancak getirilen bu sınırlamalar, üniversitelerdeki bilim özgürlüğü ve bilimsel özerkliğin gereği olan her türlü bilimsel faaliyeti engelleyici nitelikte olamaz. İptali istenen düzenleme ile üniversitelerin bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişime ve kalkınmaya destek olmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek gibi görevlerini yerine getirmesinin engellendiği, ayrıca, üniversitelerde görev yapan öğretim görevlileri, okutmanlar, öğretim yardımcıları ile akademik olarak belirli bir yetkinliğe sahip öğretim üyeleri arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın mesai sonrası ücretsiz de olsa resmi veya özel herhangi bir iş yapmalarının yasaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumun Anayasa'nın 130. maddesi ile bağdaşmadığı açıktır.
Belirtilen nedenlerle dava konusu ikinci fıkranın birinci tümcesi Anayasa'nın 130. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.'' gerekçesine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin aktarılan iptal kararı sonrası, 26.08.2011 gün ve 28037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 40. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36. maddesine, ''Yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tâbidir. Ancak öğretim üyeleri, yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir. Yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde çalışan öğretim üyelerine 58 inci madde ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca ek ödeme yapılmaz; bunlar rektör, dekan, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcısı olamaz.” fıkrası eklenmiştir.
650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin bazı maddelerinin iptali istemiyle de Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin 01.01.2013 gün ve 28515 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18.07.2012 gün ve E.2011/113, K:2012/108 sayılı kararı ile 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 40. maddesinin, Yetki Kanunu kapsamında olmadığından Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Devam eden süreçte, 18.01.2014 gün ve 28886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6514 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen 1. fıkrasının son cümlesi ile 2. fıkrası yeniden düzenlenerek; “Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz.” kuralına yer verilmiştir.
6514 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddeye eklenen 7. fıkrada; ''Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tabidir. Ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabilir. Bu şekilde çalıştırılabileceklerin hesabında küsurat dikkate alınmaz ve çalıştırılacak öğretim üyeleri, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek yüzde 50’si uygulama, yüzde 50’si de akademik faaliyetlerinden oluşacak önceki yılın performans kriterlerine göre belirlenir. Bu fıkra kapsamında çalıştırılan öğretim üyeleri;
a) Aynı anda birden fazla sözleşme ile çalıştırılamaz.
b) Aylık sözleşme ücretleri, mesai dışı toplam tavan ek ödeme brüt tutarından az olamaz.
c) Altıncı fıkrada sayılan idari görevlerde bulunamaz.
ç) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ilave ücret alınmak suretiyle hizmet veremez.
d) İlgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine aykırı davranmaları hâlinde, idari ve disiplin sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla bir yıl, üç yıl içinde tekerrüründe beş yıl süreyle bu kapsamda çalıştırılamaz.'' kuralı yer almıştır.
6514 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile yeniden düzenlenen 657 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi ve 11. maddesiyle 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesine eklenen 7. fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptal edilmesi istenilmişse de, Anayasa Mahkemesi 19.06.2015 gün ve 29391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.11.2014 gün ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile anılan maddelerin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal istemlerinin reddine karar vermiştir.
Bununla birlikte, 6514 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 64. maddede; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyeleri, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirir; bu süre içinde sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişikleri kesilir.” düzenlemesi yer almıştır.
6514 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 2547 sayılı Kanuna eklenen geçici 64. maddenin iptal edilmesi istemi üzerine, Anayasa Mahkemesi 19.06.2015 gün ve 29391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.11.2014 gün ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararında; ''Yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyeleri, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planlamış, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirlemişlerdir. Öğretim üyelerinin var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaat nedeniyle planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olması, aksi hâlde haklarında insan hayatında çok önemli bir hukuki sonuç doğuran istifa etmiş sayılma veya ilişik kesme işlemlerinin uygulanması hakkaniyete aykırıdır. Bu nedenle söz konusu öğretim üyeleri için yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışma ve faaliyette bulunmaları bu statünün kazanılmış hak olarak değerlendirilmesini olanaklı kılmasa da bu statülerin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiğinin kabulü gerekir. Ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olması da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsiz bir durum yaratmış ve duraksamalara neden olmuştur. Dolayısıyla dava konusu kurallar hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırıdır.'' gerekçesiyle kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğundan, iptaline karar vermiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinde, öğretim elemanlarının çalışma esasları kurala bağlanarak, profesör ve doçentlerin üniversitede devamlı veya kısmi statüde görev yapmaları esası kabul edilmişken, 36. maddede, 30.01.2010 gün ve 27478 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5947 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, öğretim elemanlarının üniversitelerde devamlı statüde görev yapmaları kabul edilerek, serbest meslek icra edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Ancak, anılan düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından yukarıda aktarılan gerekçe ile 04.12.2010 gün ve 27775 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 16.07.2010 gün ve E:2010/29, K:2010/90 sayılı karar ile iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası 26.08.2011 gün ve 28037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36. maddesi yeniden düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre, yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanlarının, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28. maddesi hükmüne tâbi olduğu, ancak öğretim üyelerinin, yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilecekleri ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilecekleri kurala bağlanmışsa da, bu düzenleme de Yetki Kanunu kapsamında olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından 01.01.2013 gün ve 28515 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18.07.2012 gün ve E.2011/113, K:2012/108 sayılı karar iptal edilmiştir.
Dava konusu işlem ise Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı sonrası oluşan hukuki boşluk üzerine öğretim elemanlarının, mesai saatleri dışında çalışma esasları bakımından meydana gelen tereddütlerin giderilmesi amacıyla tesis edilmiştir.
Nitekim, dava konusu işlem sonrası 6514 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddeye eklenen 7. fıkra ile tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28. maddesi hükmüne tabi olduğu; ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanların, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabileceği kabul edilmiştir.
Bu bağlamda; Anayasa Mahkemesinin 01.01.2013 gün ve 28515 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 18.07.2012 gün ve E.2011/113, K:2012/108 sayılı kararı sonrası oluşan hukuki boşluk nedeniyle meydana gelen tereddütlerin giderilmesi amacıyla düzenlendiği anlaşılan dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Yükseköğretim Yürütme Kurulunun ... gün ve ... sayılı işleminin bildirimine ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının ... gün ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
02/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.