16. Hukuk Dairesi 2017/1013 E. , 2020/3189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 20 parsel sayılı 17.673,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 109 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 21.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (20A) harfi ile gösterilen 8.760,40 metrekare ve (20C) harfi ile gösterilen 43,09 metrekare yüzölçümlü kısımlarına ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz fen bilirkişi raporunda (20A) ve (20C) olarak gösterilen bölümleri üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında, dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacıya ait olduğu belirtilmekle beraber, dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, ne zamandan beri ve ne şekilde tasarruf edildikleri, bir diğer ifade ile iktisaba elverişli süreye ulaşır şekilde davacı yanın ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunup bulunmadığı somut olaylara dayalı şekilde açıklattırılmamış; çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanağından, bu yere ilişkin irtifak hakkı tesisi ve kamulaştırma yapıldığı anlaşıldığı halde taşınmazlarla ilgili kamulaştırma ve irtifak hakkına ilişkin belgeler getirtilmemiş ve lehine irtifak hakkı tesis edilen ve kamulaştırma yapılan kurumların davada taraf olması gerektiği düşünülmeden işin esasına girilmiştir. Oysa, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re"sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza ilişkin irtifak hakkı tesisi ve kamulaştırmayla ilgili kayıt ve belgeler getirtilmeli, gelen belgelere göre davacıya, lehine irtifak hakkı tesis edilen ve kamulaştırma yapılan kurumları davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan
şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki ağaçların kim tarafından dikilip yetiştirildikleri, taşınmazda yapılan kamulaştırma nedeni ile davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın kadastro paftasının ölçekleri ile kamulaştırma haritasının ölçeği eşitlenerek çakıştırılması suretiyle kapsam tayini yapılması ve bu hususta denetime elverişli ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor tanzim edilmesi istenilmeli, çekişmeli taşınmazın kamulaştırılan alan içerisinde kalan bölümünün olduğunun tespit edilmesi ve kamulaştırmanın yapıldığı tarih itibariyle kamulaştırma alanında kalan taşınmaz bölümü açısından davacılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü halinde bu bölüm yönünden mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerektiği düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.