11. Hukuk Dairesi 2019/1223 E. , 2019/2682 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2016 tarih ve 2014/218-2016/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile temlik eden Akbank T.A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalının da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi geri ödemelerinde yaşanan gecikme sebebiyle hesabın kat edildiğini ve hesap kat ihbarnamesinin davalılara tebliğ edildiğini ancak, davalılarca ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 6.339,28 TL ana para, 144,06 TL işlemiş faiz, 7,20 TL KKDF ve BSMV’nin asıl alacağa 28.09.2007 tarihinden işleyecek %108 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılarca cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirket ile dava dışı Akbank A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi diğer davalı ..."ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davalı şirketin, genel kredi sözleşmesine istinaden kullanmış olduğu ticari artı para sistemi isimli bir kredi sebebiyle, davacıya 6.339,28 TL borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6.339,28 TL"nin temerrüt tarihi olan 28/09/2007"den itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere, huzurdaki davada kredi sözleşmesinden kaynaklanan asıl alacağın yanında işlemiş faiz ile KKDF ve BSMV de talep edilmiştir. Mahkemece sadece talep edilen asıl alacağa hükmedilmiş, diğer talepler bakımından ise olumlu olumsuz bir karar oluşturulmamıştır. Bu itibarla, işlemiş faiz ile KKDF ve BSMV taleplerine ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmemesi doğru görülmediği gibi, sadece asıl alacağa hükmedilmiş olmasına rağmen davanın kısmen kabulü yerine bütünüyle kabulü şeklinde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece, talep edilen asıl alacağa temerrüt tarihi itibariyle yasal faiz işletilmişse de, uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, gerek 6762 sayılı Kanun’un 4 ve 21/2. maddeleri ve gerekse de 6102 sayılı Kanun’un 4. ve 19. maddeleri açısından ticari iş niteliğindedir. Bu durumda, davacı yan, ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlık sebebiyle avans faizi talep hakkını haizdir. Bu itibarla, hükmedilen alacağa yasal faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, mahkemece benimsenerek hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, Bakanlar Kurulu’nun 3095 sayılı Yasa’nın ½. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari işlerde kanuni faiz oranını %9’a indirdiği, bu nedenle somut uyuşmazlık bakımından uygulanabilecek maksimum kanuni temerrüt faiz oranın %9 olduğu mütala edilmişse de, 3095 sayılı Yasa’nın 1/1 maddesiyle, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödemenin yıllık %12 oranı üzerinden yapılacağı hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 2/1 maddesiyle ise, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu belirtilmiştir. Zikredilen Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, 3095 sayılı Yasa ile belirlenen ile belirlenen kanuni faiz oranları ancak, taraflar arasındaki sözleşmede faiz oranının kararlaştırılmadığı hallerde uygulanabilecektir. Somut olayda ise, taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesiyle uygulanacak temerrüt faiz oranın belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, davacı yanın sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizi oranı ile birlikte asıl alacağı talep hakkı olduğu kabul edilerek, bu doğrultuda yapılacak araştırma ve incelemenin neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle, 3095 sayılı Yasa ile belirlenen kanuni faiz oranlarının esas alınması ve alacağa yasal faiz işletilmesi doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenlerle de davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.