
Esas No: 2019/3472
Karar No: 2021/1115
Karar Tarihi: 31.05.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2019/3472 Esas 2021/1115 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/3472
Karar No : 2021/1115
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu Başkanlığı
UETS Kodu: ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde ... olarak görev yapan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesi uyarınca "Kamu Görevinden Çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlendiği,
Dosyanın incelenmesinden; Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde görevli öğretim elemanları tarafından Dekanlık makamına gönderilen 05/07/2012 tarihli dilekçelerde; Sivil Havacılık Yüksekokulu Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Bölümünde görev yapan davacının, başta bölüm hocaları olmak üzere üniversitedeki öğretim elemanları hakkında namus ve özel hayatlarına ilişkin iftiralarda bulunduğu, iftiralara konu iddiaları kurum çalışanlarına ve derslerde öğrencilere anlattığı, hoca-öğrenci ilişkisine uymayan tutum ve davranışlarda bulunduğu, bölümün huzurunu, öğretim elemanı-öğrenci ilişkilerini bozduğu iddialarına yer verilerek davacı hakkında gereğinin yapılmasının talep edildiği, dilekçelerdeki iddialar üzerine 20/07/2012 tarihli Rektörlük onayı ile davacı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı,
Soruşturmacı tarafından hazırlanan 12/11/2012 tarihli soruşturma raporunda; şikayetçilerden alınan ifadeler, davacının görev yaptığı fakültenin öğrenci ve mezunlarından gelen mektuplar çerçevesinde davacının üniversitedeki öğretim elemanları hakkında namus ve özel hayatlarına ilişkin iftiralarda bulunduğu, hoca-öğrenci ilişkisine uygun olmayan tutum ve davranışlar ile etik dışı davranışlar sergilediği, bölümün huzurunu ve öğretim elemanı-öğrenci ilişkilerini bozduğunun sabit olduğu, davacının savunmasında bir yandan tüm iddiaları reddettiği, öte yandan da bazı hocalar hakkında yeni ve ağır ithamlarda bulunduğu, gerek öğretim elemanları ve gerekse öğrencilerle ilişkilerinde mensubu bulunduğu üniversitenin saygınlığına zarar verecek, öğretim üyeliği ve kamu göreviyle bağdaşmayacak çok sayıda davranışı defalarca gerçekleştirdiği, bir yandan meslektaşlarının aile ve özel hayatlarına yönelik ağır ithamlarda bulunurken, diğer yandan da bunları derslerde öğrencilerle paylaştığı, bunun yanında kız öğrencilerle cinsel birliktelikler yaşamaya ve bunları başkalarıyla paylaşmaya kadar gidecek düzeyde yüz kızartıcı davranışlar içinde yer aldığı ve hatta bazılarından menfaat de talep ettiğinin anlaşıldığı, söz konusu fiilleriyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesinde belirtilen "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği belirtilerek, "Kamu Görevinden Çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği,
Davacı vekilinin 18/12/2012 tarihli yazılı savunmasında usule ilişkin olarak; soruşturma dosyasında bulunan şikayetçi ve tanıkların ifadelerinin hepsinde dedikodu niteliğindeki konuşmaların en az 3-4 yıl önce gerçekleştiğinin ifade edildiği, bu durumda ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, soruşturmanın Yönetmelik'te öngörülen süre içerisinde tamamlanmadığı, müvekkiline 7 günlük savunma süresi verilmeden ve atılı suç açıkça belirtilmeden savunmasının alındığı, müvekkilinin daha önce disiplin cezası aldığından söz edilerek iyi halin uygulanamayacağı yönünde görüş bildirilse de daha önce verilen aylıktan kesme cezasına karşı itiraz edildiği, itiraz sürecinin henüz tamamlanmamış olduğu, kesinleşmiş bir disiplin cezasının varlığından söz edilemeyeceği, esasa ilişkin olarak; şikayet mektuplarında yer alan iddiaların 3-4 yıl öncesine ilişkin olaylar hakkında olduğu, müvekkilinin atılı eylemlerin hiçbirini işlemediği ve iddia edilen eylem ve söylemlerin hiçbirisinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirecek eylemler olmadığı, hiçbir yerde dedikodu yapmanın yüz kızartıcı suç olarak tanımlanmadığı, şikayetçilerin dilekçelerinde, bu olayların üzerinden yıllar geçtiğinin ve herkes tarafından bilindiğinin ifade edildiği, hakkında bazı iddialarda bulunulduğunu bilen bir kişinin yıllarca şikayet için beklemesinin mantıksız olduğu, şikayetçilerin hepsinin hem şikayetçi hem de birbirine tanık oldukları, hepsinin iddia ettikleri söylentileri yıllardır bildikleri, birbirleriyle bu konuları aralarında görüştükleri, yani kendi aralarında müvekkilini suçladıkları eylemi yaparak "dedikodu" yaptıkları, ancak her nedense yıllardır susan şikayetçilerin tıpa tıp aynı ve aynı tarihli dilekçeleri yazarak şikayette bulundukları, müvekkiline yer, zaman, kişi, konu ve hukuka aykırılık nedenleri belirtilerek somut bir suçlama yapılmadığı, duyumların soruşturma konusu yapıldığı, müvekkilinin 2010 yılından önce asistan olduğu, müvekkilinin şikayet dilekçesi veren mezun öğrencilerin okuduğu dönemde derslere girmediği, resmi olarak derse girmediği dönemlerde öğrenci olan kişilerin mektuplarının inandırıcılığının şüpheli olduğu, 2010 yılından bu yana dersine girdiği öğrencilerin hiçbirisinin müvekkilinin ders işleyişi hakkında bir şikayetinin bulunmadığı hususlarına yer verildiği,
Yüksek Disiplin Kurulu tarafından; davacının, Yükseköğretim Kurumlan Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesinde belirtilen "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" disiplin suçunu işlediği sabit olduğundan, bu yöndeki Üniversite teklifinin kabulünün gerektiği, fiilin niteliği ve davacının daha önce disiplin cezası almış olduğu da göz önünde bulundurularak aynı Yönetmeliğin "İyi Halin Değerlendirilmesi" başlıklı 16. maddesi hükmünün uygulanamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak, davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın alınması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı,
Soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgeler ile alınan ifadeler birlikte değerlendirildiğinde, soruşturma konusu olaylarla ilgili ifadelerdeki anlatımların birbirini destekler mahiyette olduğu, davacının yürüttüğü görevle bağdaşmayacak biçimde bazı çalışma arkadaşları hakkında kişilerin şeref ve haysiyetini etkileyecek nitelikte itham ve beyanlarda bulunarak bunu değişik ortamlarda farklı kişilerle paylaştığı ve bu fiil ve davranışlarıyla üzerine atılı disiplin suçunu işlediği anlaşıldığından, söz konusu fiillerinden dolayı Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretme Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesi uyarınca "Kamu Görevinden Çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/05/2019 tarih ve E:2014/1334, K:2019/4721 sayılı kararıyla;
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 21/08/1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin "Üniversite Öğretim Mesleğinden veya Kamu Görevinden Çıkarma" başlıklı 11/b-6 maddesinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlendiği,
29/01/2014 tarih ve 28897 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile asıl Yönetmeliğin 11. maddesi değiştirilmekle birlikte, söz konusu fiilin, maddenin yeni halinin (e) bendinde aynen muhafaza edildiği,
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin, "kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngörmesi nedeniyle, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği,
Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı iptal kararı üzerine yeniden düzenlenen, 2547 sayılı Kanun'un 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren haller fiiller arasında düzenlendiği,
Bu çerçevede, davacıya isnat edilen suçun tanımı ile cezasında herhangi bir değişiklik olmadığı, davacı lehine değerlendirilebilecek bir durumun bulunmadığının açık olduğu,
Olayda, Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde görevli altı öğretim üyesi ve üç araştırma görevlisi tarafından; davacının başta bölüm hocaları olmak üzere üniversitedeki öğretim elemanları hakkında namus ve özel hayatlarına ilişkin iftiralarda bulunduğu, iftiralara konu iddiaları kurum çalışanlarına ve derslerde öğrencilere anlattığı, hoca-öğrenci ilişkisine uymayan tutum ve davranışlar içerisine girdiği, derslerin ve Erasmus staj işlemlerinin yürütülmesinde etik dışı davranışlarda bulunduğu ve bu suretle bölümün huzurunu, öğretim elemanı-öğrenci ilişkilerini bozduğu iddialarını içeren birbirinin aynı dilekçeler ile Dekanlık makamına başvurulması üzerine, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğünün 20/07/2012 tarih ve 3403 sayılı yazısı ile soruşturmacı tayin edilerek davacı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturmacı tarafından şikayetçilerin ifadelerine şikayetçi/tanık sıfatıyla başvurulduğu, şikayetçiler haricinde sadece tanık sıfatıyla Doç. Dr. Ö. A.'nın ifadesine başvurulduğu, adı geçenin, davacının kendisine hep saygılı davrandığını, zaman zaman odasına gelip dedikodular yaptığını ama bunların basit konulara ilişkin olduğunu belirttiği, V. ve N. (şikayetçi) Hocaların davacıyla ilgili yaşananları anlatmasından sonra olaylardan haberdar olduğunu ve durumu öğrencilere sorduğunu ve birçok öğrencinin iddiaları doğruladığını ifade ettiği,
Yrd. Doç. Dr. V.D.'nin 27/07/2012 tarihli ifadesinde; iddiaları davacının ağzından değil söylenti olarak müdür beyin odasında duyduğunu, davacının hoca öğrenci ilişkisine uymayan tutum ve davranışları ile dersler ve staj konusunda etik dışı davranışlarda bulunmasına ilişkin herhangi bir şikayet duymadığını belirttiği,
Arş. Gör. A.K.Y.'nin 27/07/2012 tarihli ifadesinde; davacının kendisi hakkında uygunsuz ifadeler kullandığını H.K.'dan duyduğunu, davacının bir çok kız öğrenci ile çıktığını, yüz yüze veya internet kanalıyla kız öğrencileri rahatsız ettiğini, davacının ilişki yaşadığı iddia edilen E.Ç. adlı öğrencinin davacının eşi tarafından haksız surette sınıfta bırakıldığını ve 2011-2012 eğitim-öğretim yılında doğum izninde olması nedeniyle bilgisinin sınırlı olduğunu belirttiği,
Yrd. Doç. Dr. A.E.S.'nin 27/07/2012 tarihli ifadesinde; iddiaları bizzat davacının ağzından duyduğunu, kız öğrenciler ile cinsel birliktelik yaşadığı ve kabul etmeyen öğrencilere baskı yaptığını bildiğini, davacının evlenmeden önce kendi kontrolünde iken evlendikten sonra değişerek dedikodular ve iftiralar üretir hale geldiğini belirttiği,
Arş. Gör. G.B.'nin 27/07/2012 tarihli ifadesinde; bir hocaya hakaret ettiğini bizzat duyduğunu, derslerde uygun olmayan cinsel çağrışımlar yapacak ifadeler kullandığını, davacının odasının önünde bekleyen bir arkadaşına kendisi hakkında uygunsuz ve küfürlü konuştuğunu, doğru olduğunu bilmediğini ancak bir öğrenciden duyduğu kadarıyla davacının anılan öğrenciyi geçirmek için kendisine kız bulmasını istediğini duyduğunu belirttiği,
Arş. Gör. S.S.A'nın 27/07/2012 tarihli ifadesinde; bazı iddiaları bizzat davacının ağzından duyduğunu, davacının öğretim elemanları ile yaşadıklarını derste anlattığını, C.Y. adlı öğrencinin davacının Ünal Hoca ile kavgasını derste anlattığını bizzat kendisine söylediğini, davacı hakkında başka bir diyeceğinin olmadığını belirttiği,
Arş. Gör. G.Ö.'nün 27/07/2012 tarihli ifadesinde; bazı iddiaları bizzat davacının ağzından duyduğunu, M.Ö. isimli asistana kendisi hakkında uygunsuz şeyler söylediğini, davacı ile bir yıl aynı odayı paylaştıklarını, öğrencilere karşı uygunsuz hareketlerini görmediğini, ancak davacının yalnız oturmaya başladıktan sonra odasına kız öğrencileri doldurduğunu, onlarla sigara içtiğini, bazen kapıyı içeriden kilitlediklerini gördüğünü, Erasmus staj koordinatörü iken haksız uygulamaları nedeni ile öğrencileri ağlattığına şahit olduğunu, kız öğrenciler ile ilişkileri ile ilgili bazı şeyler duyduğunu belirttiği,
Yrd. Doç. Dr. Ü.B.'nin 03/08/2012 tarihli ifadesinde; davacının iddialarını çoğunlukla öğrencilerden duyduğunu, bir kısım iddialarını ise bizzat duyduğunu, şehir dışında olduğu sırada sokakta rastladığı eşini barlar sokağına davet etiğini, davacının öğrenciler ile ilişkilerinin normal olarak nitelenemeyeceğini, derslerde uygunsuz ve cinsel içerikli konuşmalar yapmasını engellemek amacıyla Arş. Gör. G.B.'yi davacının derslerinde görevlendirdiğini ama durumda bir değişiklik meydana gelmediğini, davacının ilişki yaşadığı iddia edilen E.Ç. adlı öğrencinin yanına gelerek davacının eşi tarafından haksız surette sınıfta bırakıldığını söylediği, kız öğrencilerle yaşadıklarına ilişkin olarak çok sayıda söylentinin kulağına geldiğini, ancak bunlara şahit olmadığını, 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile yeni mezunların bu duruma şahitlik edebileceklerini belirttiği,
Yrd. Doç. Dr. N.E.'nin 27/07/2012 tarihli ifadesinde; davacının kendisi hakkında son derece üzücü iddialarda bulunduğunu öğrencilerden duyduğunu, bir kısım iddialarını ise bizzat duyduğunu, davacının Y.K. isimli öğrenciden kendisine kız bulmasını istediğini bulmayınca da notlarını düşürdüğünü, N.K. isimli öğrencinin ise davacının dersinde ödev yapmayan kız öğrencileri geçirdiğini söylediğini belirttiği,
Soruşturma dosyasında mezun öğrenci olduklarını iddia eden öğrencilerin şikayet mektuplarının bulunduğu, bunların genelinin davacının derste dedikodu yaptığı, cinsel içerkli ve küfürlü konuştuğuna ilişkin olduğu,
N.T.Ö isimli öğrencinin mektubunda; birkaç dersine giren davacının kendisini telefonla sürekli arayıp rahatsız ettiğini, görüşme teklifini kabul etmeyince kendisiyle beraber olduğu yönünde dedikodular çıkardığını ifade ettiği, İ.S. isimli öğrencinin ise, asistanlık yaptığı dönemde davacı ile kendi rızası ile birlikte olduğuna dair beyanda bulunduğu, konuyla ilişkili olarak davacının kendisini zorladığı, iftira attığı yönünde bir beyanı olmadığı, S.G. isimli öğrencinin, Erasmus koordinatörü olan davacının kendisinden para talep ettiği, parayı ödememesine rağmen bu talepten rahatsız olduğu yönünde beyanda bulunduğu, Ç.B. isimli öğrencinin, ödevini yapmaması nedeniyle sınıfta kalacağını düşünerek davacı ile görüşmeye gittiğini, davacının kendisini üç kız arkadaşı ile tanıştırırsa sınıfını geçeceğini söylediği ve bunun üzerine davacıyı bir kız arkadaşı ile tanıştırdığını ifade ettiği,
Davacının ise savunmasında; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, Yrd. Doç. Dr. N.E'nin eşinin yakın arkadaşı olduğunu ve adı geçenin eşi ile hala görüşmeye devam ettiklerini belirttiği, davacı ile ilgili suçlamaların genelinin iş yeri ortamında yer alan dedikodulara ilişkin olduğu, Doç. Dr. Ö.A.'nın şikayetçilerin kendisine durumu aktarmaları nedeniyle durumdan haberdar olduğunu, davacının kendisine karşı son derece saygılı olduğunu ifade ettiği, davacı ile aynı odayı paylaşan şikayetçi Arş. Gör. G.Ö'nün, anılan dönemde söz konusu iddialara yönelik davacının bir söylemine veya hareketine şahit olmadığı beyan ettiği, Yrd. Doç. Dr. A.E.S.'nin ifadesinde ise, davacının evlenmeden önce kendi kontrolünde iken evlendikten sonra değişerek dedikodular ve iftiralar üretir hale geldiği şeklinde yoruma açık bir söylemde bulunduğunun anlaşıldığı,
Şikayetçilerin bir iki olay dışında hep duyumdan bahsettikleri, birebir şahit olunan olayla ilgili anlatımların davacı tarafından ısrarla kabul edilmediği, bu halde iş yeri dedikodusu boyutunda olan söylemlerin davacının kamu görevinden çıkarılmasını gerektirecek mahiyette bulunmadığı açık olmakla birlikte, davacı hakkında ortaya atılan cinsel taciz iddialarının sübut bulması halinde dava konusu cezanın verilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmayacağı açık olup, cinsel tacize yönelik dava dosyasında yer alan ifade sahiplerinin Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde öğrenci olup olmadığının, davacının anılan öğrencilerin derslerine girip girmediğinin, anılan öğrencilerin ders notları ile ilgili şüpheli durumların var olup olmadığının, davacının ilişki yaşadığı iddia edilen E.Ç. adlı öğrencinin davacının eşi tarafından bu nedenle haksız surette sınıfta bırakılıp bırakılmadığının, Ç.B. adlı öğrencinin vermediğini iddia ettiği ödev hariç sınav notlarının ders geçmeye yeterli olup olmadığının ve adı geçenin hangi arkadaşını davacı ile tanıştırdığının soruşturma raporunda açıkça ortaya konulmadığının görüldüğü,
Bu durumda, söz konusu iddiaların kapsamlı olarak araştırılarak açıklığa kavuşturulması, davacı hakkında cinsel tacize yönelik olarak davalı idareye yapılmış şikayetlerin bulunup bulunmadığının ve söz konusu cinsel taciz iddiaları ile ilgili olarak davalı idarenin adli makamlara bilgi verip vermediğinin ve konu ile ilgili adli kovuşturma açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, anılan hususlar açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeye dayalı olarak verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Davacının kız öğrencilerle cinsel birliktelik yaşadığı ve bunu istemeyen kız öğrencilere baskı yaptığının kız öğrenciler tarafından beyan edildiği, dolayısıyla soruşturma konusu olaylarla ilgili ifadelerdeki anlatımların birbirini destekler mahiyette olduğu gerekçesi eklenmek suretiyle davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararının gerekçesinde belirtilen hiçbir hususun açıklığa kavuşturulmadığı, soruşturma raporunda belirtilen N.T.Ö., İ.S., E.D., S.G. ve Ç.B. isimli öğrencilerin hiçbirisinin dersine girmediği, bunların kendisi ile yakın münasebet içinde olan öğrenciler olmadığı, bu nedenle soruşturma konusu ile ilgili doğru bir bilgiye sahip olmalarının mümkün olmadığı, Ç.B. isimli öğrencinin 29/01/2014 tarihli dilekçesinde, kendisi ile ilgili iddialarını geri çektiği, şikayetçilerin kendisine karşı birlikte hareket ettiği, beyanlarının soyut iddia niteliğinde ve tarihi belli olmayan olaylara ilişkin olduğu, kendisine isnat edilen fiillerin en az 3-4 yıl öncesine yönelik olduğu, bu durumda ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, savunma hakkının ihlal edildiği, cezanın belirlenmesinde hataya düşüldüğü, isnat edilen fiillerin hiçbirisini işlemediği ve iddia edilen eylem ve söylemlerin hiçbirisinin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektirecek eylemler olmadığı, hiçbir yerde dedikodu yapmanın yüz kızartıcı suç olarak tanımlanmadığı, hükme esas alınan ifadeler arasında çelişkiler bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan ...- TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/05/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında, kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgelerin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylem nedeniyle, savunması alınarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerektiği disiplin hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden; Anadolu Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde görevli altı öğretim üyesi ile üç araştırma görevlisi tarafından Dekanlık makamına verilen ve birbirinin aynısı niteliğindeki 05/07/2012 tarihli dilekçelerde; Sivil Havacılık Yüksekokulu Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Bölümünde görev yapan davacının, başta bölüm hocaları olmak üzere üniversitedeki öğretim elemanları hakkında namus ve özel hayatlarına ilişkin iftiralarda bulunduğu, iftiralara konu iddiaları kurum çalışanlarına ve derslerde öğrencilere anlattığı, hoca-öğrenci ilişkisine uymayan tutum ve davranışlarda bulunduğu, bölümün huzurunu, öğretim elemanı-öğrenci ilişkilerini bozduğu iddialarına yer verilerek davacı hakkında gereğinin yapılmasının talep edildiği, söz konusu dilekçelerdeki iddialar üzerine 20/07/2012 tarihli Rektörlük onayı ile davacı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Soruşturmacı tarafından ise; şikayetçilerin ifadelerine şikayetçi/tanık sıfatıyla başvurulduğu, şikayetçiler dışında tanık sıfatıyla sadece Doç. Dr. Ö. A.'nın ifadesinin alındığı, adı geçenin ifadesinde, davacının kendisine hep saygılı davrandığı, zaman zaman odasına gelip dedikodular yaptığı ama bunların basit konulara ilişkin olduğu, V. ve N. (şikayetçi) Hocaların davacıyla ilgili yaşananları anlatmasından sonra olaylardan haberdar olduğu ve durumu öğrencilere sorduğu, birçok öğrencinin iddiaları doğruladığı hususlarına yer verilmiştir. Ayrıca, soruşturma devam ederken yedi kişinin soruşturmacıya mektup gönderdiği, bu mektuplarda mezun öğrenci olduklarını belirterek soruşturma konusu olaylarla ilgili beyanlarda bulundukları görülmektedir.
Olayda, şikayetçiler dışında tanık sıfatıyla sadece bir öğretim üyesinin ifadesi alınmış, diğer öğretim elemanlarının ifadelerine başvurulmadığı gibi şikayetçilerin ifadelerinde isimleri geçen öğrencilerin de ifadeleri alınmamıştır. Tanık sıfatıyla ifadesi alınan öğretim üyesinin ifadesinde ise, doğrudan kendisinin tanık olduğu herhangi bir husustan bahsedilmemiş, şikayetçilerden duyulan bazı olaylar anlatılmıştır.
Ayrıca, soruşturmacı tarafından tanık ifadesinin hangi usule göre alınacağı hususu mevzuatta açık bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre; tanık ifadesinin bir tutanakla tespit edilmesi, söz konusu tutanakta, ifade sahibine sorulan soruların ve cevapların belirtilmesi ve soruşturmacı, katip ve ifade sahibi tarafından da bu tutanağın imzalanması gerekmektedir. Bu nedenle, soruşturma devam ederken mezun öğrenci olduklarını belirten yedi kişi tarafından soruşturmacıya gönderilen mektupların tanık ifadesi olarak kabul edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, soruşturma konusu olaylarla ilgili bilgi sahibi olabilecek diğer öğretim elemanlarının ve öğrencilerin ifadeleri alınmaksızın yapılan eksik soruşturma sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, eksik soruşturma sonucunda tesis edilen dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu işleme dayanak oluşturan 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının işlem tarihindeki hali; "Öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslara göre Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." şeklinde iken, 01/03/2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun'un 7 maddesiyle, "Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." şeklinde değiştirilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan, Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/b-6 maddesinde "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği ve davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci cümlesinin, "kapsama dâhil personelin disiplin işlemlerine dair usul ve esasların kanunda gösterilmeyerek, tüm bu işlemlerin Yükseköğretim Kurulunca düzenlenmesini öngörmesi nedeniyle, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararıyla iptaline ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin yasal dayanağının kalmadığı ve davacının, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararından yararlanması gerektiği açık olduğundan, davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.