20. Hukuk Dairesi 2017/8739 E. , 2018/226 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2008 yılında yapılan kadastro sırasında, dava konusu ...Köyü 102 ada 74 parsel sayılı 885.917,80 m² yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
Davacı ... tapu kaydına ve zilyetliğe, birleşen dosya davacıları ise zilyetliğe dayalı olarak dava açmışlar, yargılama sırasında ... ve ... harç yatırmak suretiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda birleşen dosya davacılarının ve katılanların davasının reddine, asıl dosya davacısı ...’nun davasının kısmen kabulü ile dava konusu 102 ada 74 nolu parselin kadastro tespitinin iptaline, 19/06/2013 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 6 numaralı kısım içerisinde bulunan (A) harfi ile gösterilen 6.230,00 m2"lik kısmın parselden ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası verilerek çayır vasfıyla tapu maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 02/10/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda 9 numara ile gösterilen 3.297,13 m2, 10 numara ile gösterilen 1.788,07 m2, 14 numara ile gösterilen 1.682,02 m2, 17 numara ile gösterilen 17.286,15 m2, 18 numara ile gösterilen 2.857,00 m2"lik kısımların ise parselden ifraz edilerek ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, parselden geriye kalan kısımların mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır.
1) Birleşen dosya davacısı ...’in temyiz itirazları incelendiğinde; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre yazılı biçimde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, temyize konu 102 ada 74 sayılı parsel kadastro sırasında mera olarak sınırlandırılmış ve davacı taraf dava dilekçesinde Hazine ve köy tüzel kişiliğine husumet yöneltmiştir. Eldeki davada davalı ... Yönetimi, bu dosyadan tefrik edilen 101 ada 1 ve 102 ada 1 sayılı orman parsellerine yönelik olarak açılan davalar nedeniyle taraf olarak gösterilmiş olup, davacı ...’in söz konusu orman parsellerine yönelik davası olmadığı gibi temyize konu eldeki davanın sadece 102 ada 74 sayılı mera parseline ilişkin olması nedeniyle davalı ... Yönetimi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davanın reddi nedeniyle Yönetim lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle
-2-
2017/8739 - 2018/226
hüküm fıkrasının 6 numaralı bendinde yer alan “Davalı ..."nün kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31/3. maddesi gereğince vekilin emek ve mesaisi gözönüne alınarak takdiren 800,00 TL. vekalet ücretinin davacılar ... ile ..., dahili davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile asli müdahiller ... ve ..."den tahsil edilerek davalı kuruma verilmesine” cümlesindeki "... ile" ibaresinin cümleden çıkartılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı HMK"nın 370/2 maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına karar verilmiştir.
2) Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; davacılardan ... tapu kaydına dayandığı halde dayanak tapu kaydı tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmediği gibi mahallinde yapılan keşif sırasındaki tapu kaydı uygulaması da yetersiz görülmüştür. Zira tapu kaydının nasıl oluştuğu, davacı ile tapu malikleri arasındaki bağın tespiti, tapu malikleri ile davacı yanında diğer mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığı dosyadaki mevcut kayıt ve beyanlara göre anlaşılamamaktadır.
O halde; mahkemece davacı ...’ın dayandığı Temmuz 1946 tarih cilt:73 sayfa:37 no:64’te kayıtlı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren sıra izler biçimde tüm tedavülleri (tapu kaydının nasıl oluştuğunu tespit edecek şekilde, eski kayıtların Türkçe tercümesi ile birlikte), revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları ilgili yerlerden getirtilip, mahkemece bir fen elemanı aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte tapu kaydının kapsamı kesin ve net bir şekilde belirlenmelidir. Bu cümleden hareketle; tüm tedavülleri getirtilen tapu kayıtları yeterince yaşlı yerel bilirkişiler yardımıyla yöntemince zemine uygulanmalı, tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar konusunda taraf tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, tapu kayıtlarının kapsamları arazi üzerinde işaretlettirilmeli, fen bilirkişisine tapu kapsamındaki arazinin krokisi düzenlettirilmeli ve çekişmeli parselin bu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı yöntemince saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli 102 ada 74 sayılı parsele uyduğu belirlendiği takdirde ise, Temmuz 1946 tarih cilt:73 sayfa:37 no:64’te kayıtlı tapunun, ¼ hisse itibariyle davacının murisi ...adına kayıtlı olduğu dikkate alındığında diğer hisseye sahip tapu malikleri ile ...arasında harici ve fiili taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu taksim sonucu taşınmazın davacının murisi Selahattin Özçubukçu’ya isabet edip etmediği, söz konusu taşınmazın muris Selahattin Özçubukçu’dan davacı ...’a nasıl geçtiği, davacı yanında murisin diğer mirasçılarının da hak sahibi olup olmadığı hususları davacının göstereceği tanıklar ve yaşlı yerel bilirkişilerden sorulmak suretiyle belirlenmeli, gerçek hak sahipleri tespit edilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ...’in temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 17/01/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.