Abaküs Yazılım
10. Daire
Esas No: 2019/9442
Karar No: 2021/2716
Karar Tarihi: 27.05.2021

Danıştay 10. Daire 2019/9442 Esas 2021/2716 Karar Sayılı İlamı

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/9442
Karar No : 2021/2716

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 05/12/2012 tarihinde gerçekleştirilen prostat ameliyatında belden iğne yapılarak spinal anestezi uygulandığı, ancak ameliyat sırasında tıbbi bir gereklilik olmadığı halde genel anestezi yapıldığı, genel anestezinin ölümüne dahi yol açabileceği, ameliyattan sonra 35 gün boyunca sonda takılı olduğu, baş dönmeleri yaşadığı, gözünde ani göz tansiyonu hastalığı çıktığı, sağ gözünün artık hiç görmediği, cinsel organının işlevsiz hale geldiği, aile birliğinin sarsıldığı, eşinin sinir ilaçları kullanmak zorunda kaldığı, ameliyatta idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 50.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 05/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının Mersin Üniversitesi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından 08/11/2012 tarihinde özel muayehanesinde muayene edildikten sonra Mersin Özel ...Hastanesinde 05/12/2012 tarihinde ameliyat olduğu, ameliyat gününden bir gün öncesinde de ameliyat olacağı özel hastanede tahlillerinin yapıldığı, her ne kadar öncesinde davacının Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene ve tahlilleri yapılmış ise de işbu davanın konusunun gerçekleşen prostat ameliyatı nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararların tazmini olduğu, ameliyat sırasında davalı idareye ait hastane tarafından hizmet verilmediği, dolayısıyla davalı idarenin davacının uğradığını iddia ettiği zararının oluşmasında hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca davalı idarenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren şartların da söz konusu olmadığı anlaşıldığından, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, usul yönünden, Mahkemece davanın hasmının Mersin Üniversitesi Rektörlüğü olmadığına kanaat getirilmiş ise hasım değişikliği ile yeni hasma göre karar verilmesi gerektiği, bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ilk incelemeye dayanılarak karar verildiğinden avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği, esas yönünden ise, ameliyat öncesi ve sonrasındaki her türlü sağlık işlemlerinin davalı idareye ait hastanede yapıldığı, sadece ameliyatın bir başka hastanede gerçekleştirildiği, tahliller için sonda takılmasının ardından idrarının kanlı olduğu ve şikayetlerinin arttığı, aşırı kanama nedeniyle ambulans ile hastaneye başvurduğunda acil serviste 3 saat bekletildiği, sonda yanlış takıldığından idrarını yapamadığı, böbrek MR'ının geç çekildiği, raporunun geç yazıldığı, 7 ila 10 günde bir uygulanan sonda değişimlerinde titiz davranılmadığı, bu nedenlerle 20 gün antibiyotik kullanmak zorunda kaldığı, eritrosit ve lökosit değerlerinin çok yüksek olduğu, sondanın 35 gün boyunca takılı kaldığı, idrarının kanlı olduğu, lokal anestezi ile yapılması gereken ameliyata onayının dışında genel anestezi ile devam edildiği, her geçen gün sağlığının daha da bozulduğu, ameliyatın vücudunda yaptığı tahribat nedeniyle beyin kanaması geçirdiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usul yönünden, davacı tarafından doğrudan davalı idareye yapılan bir başvuru olmadığı, Sağlık Bakanlığına yapılan başvurunun Yükseköğretim Kurulu tarafından bildirilmesi üzerine başvurunun reddedildiği, esas yönünden, özel bir hastanede gerçekleştirilen dava konusu ameliyat sırasında davalı Üniversitede öğretim üyesi olarak çalışan doktorun kamu hizmeti sunucusu olmadığı, dolayısıyla dava konusu zararın, kamu görevlisinin kamu gücünden aldığı yetkiyi kullanırken meydana gelmediği, olayda davalı Üniversitenin hizmet kusurunun bulunmadığının açık olduğu, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacının, bazı şikayetlerle Kasım/2012'de Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurduğu, burada yapılan tahlil ve tetkiklerin ardından 05/12/2012 tarihinde Mersin Üniversitesi Tıp Bilimleri Bölümü … Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından Mersin Özel ... Hastanesinde prostat ameliyatının gerçekleştirildiği, bu ameliyat nedeniyle çeşitli sağlık sorunları yaşadığından bahisle uğradığı zararlarının tazmini istemiyle 21/03/2017 kayıt tarihli dilekçe ile Sağlık Bakanlığına başvurduğu, başvurunun Mersin Üniversitesi Rektörlüğünün 17/05/2017 tarihli yazısı ile olayın özel muayenehanede gerçekleşmesi sebebiyle herhangi bir işlem yapılmadığından bahisle reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesinin söz konusu kararında özetle, davacının 05/12/2012 tarihinde özel sağlık kuruluşunda ameliyat olduğu, ameliyat gününden bir gün öncesinde de ameliyat olacağı bu özel hastanede tahlillerinin yapıldığı, öncesinde davacının Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene ve tahlilleri yapılmış ise de işbu davanın konusunun gerçekleşen prostat ameliyatı nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararların tazmini olduğu hususlarına yer verilmiş ise de, davacı tarafından, dava dilekçesinde, özel hastanede gerçekleştirilen prostat ameliyatında davalı idarenin kusurunun olduğu iddiasıyla birlikte, davalı idareye ait hastanede tahliller için sonda takılmasının ardından idrarının kanlı olduğu ve şikayetlerinin arttığı, aşırı kanama nedeniyle ambulans ile hastaneye başvurduğunda acil serviste 3 saat bekletildiği, sonda yanlış takıldığından idrarını yapamadığı, böbrek MR'ının geç çekildiği, raporunun geç yazıldığı, 7 ila 10 günde bir uygulanan sonda değişimlerinde titiz davranılmadığı, bu nedenlerle 20 gün antibiyotik kullanmak zorunda kaldığı, eritrosit ve lökosit değerlerinin çok yüksek olduğu, sondanın 35 gün boyunca takılı kaldığı, idrarının kanlı olduğu yönünde iddialarda da bulunduğu görülmektedir.
İlgililerin, özel sağlık kuruluşlarının personel, fiziki koşullar ve teknik donanım bakımından ilgili mevzuata aykırı olduğu, kontrol ve denetiminin yapılmadığı yönündeki iddiaları hariç davacının özel sağlık kuruluşunda gerçekleştirilen prostat ameliyatına yönelik iddialarının işbu davada incelenmesine olanak bulunmamakta ise de, davalı idareye ait hastanede (05/12/2012 tarihli ameliyattan önce) gerçekleştirilen sonda uygulamalarına yönelik iddialarının incelenmesi, söz konusu sonda uygulamalarının davacının dava konusu sağlık sorunlarına (baş dönmesi, göz tansiyonunun yükselmesi, cinsel organının işlevsiz hale gelmesi gibi) sebep olup olamayacağı hususu araştırılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde davacıya yapılan tıbbi müdahalelerin, davacının iddia ettiği sağlık sorunlarına sebep olup olamayacağı hususunun araştırılması suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerekirken bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/05/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi