Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/9664
Karar No: 2020/6880
Karar Tarihi: 23.11.2020

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/9664 Esas 2020/6880 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2020/9664 E.  ,  2020/6880 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; davalı ile imzalamış oldukları 31/03/2007 tarihli Kar Ortaklığı Protokolü ve Centilmenlik Anlaşmasına istinaden ... mevkiinde bulunan ... Otelin işletme hakkının davalıya bırakıldığını, bahse konu anlaşmanın 4/3 maddesine göre; işletme ve işletmeden kaynaklanan üçüncü kişilere karşı sorumluluğun davalıya ait olduğunu, yine anlaşmanın 4/7 maddesi ile de otel işletmesi ile ilgili bilumum işletme dönemine ait harcamaların işletme tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, anlaşmanın bu amir hükümlerine rağmen davalının otel işletmesi ile ilgili belirlenen koşulların hiç birisini yerine getirmediğini, bu nedenle kendisinin otelin işletmesinden kar alamadığı gibi işletmeye, dolayısıyla davalıya 65.000,00 TL, üçüncü şahıslara 12.251,53 TL, resmi kurum ve kuruluşlara ise 12.358,79 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL"nin en yüksek reeskont faizi ile birlikte 08/10/2007 tarihinden itibaren tahsilini talep etmiş, 05/03/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 83.102,81 TL"ye yükseltmiştir.
    Davalı, 31/03/2007 tarihli sözleşmenin davacının işletmeyi kendisine devretmemesi nedeniyle askıda kaldığını, zira işletmenin tam anlamıyla yönetilebilmesi için özellikle muhasebe ve kazanç üzerinde tam bir kontrolün bulunmasının gerektiğini, oysa davacının işletmede kendisinden emir alan muhasebecilerini çalıştırması nedeniyle kendisinin işletmenin durumu hakkında bilgi almasına ve gerekli talimatları vermesine engel olduğunu, ayrıca işletmenin gelirinin % 90’ının kredi kartları ile yapılan ödemelere dayandığını ve bu ödemelerin davacıya ait üç ayrı banka hesabında toplandığını, kendisinin bu hesaplara giren parayı kullanma yetkisinin bulunmadığını, yine davacının sözleşmeye aykırı olarak alınan demirbaşların bedelini işletmeye ödetmesine rağmen bunları işletme kasasına iade etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Davacı cevaba cevap dilekçesinde, davalı tarafça bildirilen banka hesaplarından yararlanma yetkisinin şifre ve kart teslim edilmek suretiyle davalı tarafa verildiğini ileri sürmüştür.
    Mahkemece; sözleşme hükümleri ve içeriği konusunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında davalı tarafça otelin işletilmesi aşamasında davacının işletme yönetimine müdahale ettiği ve sözleşme hükümlerine aykırı davrandığına dair davalının davacıya herhangi bir ihtar keşide etmediği, bu yönde itirazda bulunduğuna dair bir belge de ibraz edilmediği, davalının savunmasında iddia ettiği hususlar gerçek olsa dahi, mevcut fiili duruma rıza göstermiş olduğunun kabulünün gerekeceği, zira tam yetki ile devralınan işletmenin % 90 gelirinin devredenin tasarrufuna bırakılmasının gerek uyuşmazlığa konu olay gerekse de hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu nedenle davalının savunmalarına itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 83.102,81 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairece verilen 15/11/2013 tarih, 2013/13538 E.,2013/15236 K. sayılı ilamla; davacının iş bu davada davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle işletme için yapmış bulunduğu ödemelerin tahsilini istemiş olmasına karşın davalının işletmenin gelirinin önemli bir bölümünün davacıya ait banka hesaplarında toplandığı ve bu hesapları kontrol yetkisinin kendisinde bulunmadığı şeklinde savunmada bulunmuş, hal böyle olunca davacının, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisinin davalı tarafa devredildiği hususunu ispat ile yükümlü olup, mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa iddiasını ispat için varolan delillerini sunmak üzere süre verilmesi, akabinde davacının bu hususta sunacağı delillerin toplanan diğer deliller ile birlikte değerlendirilip gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacının, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacının temyizi üzerine Dairece verilen 7/11/2017 tarih ve 2017/1164 E. 2017/16492 K. sayılı kararla; her ne kadar bozmaya uyulmuş ise de, dosyada mevcut diğer deliller göz önüne alınmaksızın, yalnızca bankadan gelen yazı cevaplarına göre davacının banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, oysa bozma ilamında belirtilen hususun, davacının kendisine ait ve işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı bu banka hesabının kontrol yetkisini davalıya devretmemiş olması halinde, davanın doğrudan reddi gerektiğinin değil, banka hesabındaki bu paranın ve bu parayı kullanma yetkisinin kime ait olduğu hususunun tespit edilerek, bunun diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi, şayet davacının bir alacağı mevcut ise banka hesabındaki bu paranın davacının mevcut alacağından düşülebileceği hususu gözetilerek, davacı alacağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi için gerekirse yeniden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
    Bozmaya uyan mahkemece; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultunda; davaya konu işletmenin ödeme bilgi ve belgelerinde davalı ..."e ait bilgi ve belgeye rastlamadığı, taraflar arasında imzalanan bir ortaklık sözleşmesi bulunmasına rağmen işletmenin fiilen davalı tarafından idare edilmeyip taraflar arasında adi ortaklığın söz konusu olmadığı, resmi ve mali kayıtlarda ortaklığın tespit edilemediği, adi ortaklığa ait vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, sunulan tüm diğer belgelerden işletmenin tüm mali ve hatta idari işlemlerinin, banka hareketlerinin ve nakit akışının davacı tarafından ifa edildiği, tüm gelir ve giderlerin davacının kontrolünde yapıldığı, davalının işletmeye idari ve mali açıdan katkısı ve müdahalesine yönelik bir iz tespit edilemediği, bu nedenlerle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-)Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir.
    Somut olayda; mahkemece uyulmasına karar verilen her iki bozma ilamında da, 31/03/2007 tarihli ve “Kar Ortaklığı Protokolü ve Centilmenlik Anlaşması” başlıklı belge ile Alabanda Otel adlı işyerinin işletilmesi konusunda, taraflar arasında Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu kabul edilmiş olup, açıklığa kavuşturulması gereken hususun tarafların söz konusu adi ortaklık nedeniyle herhangi bir alacağının olup olmadığının tespiti yönünden gerekli araştırmanın yapılarak mevcut delillerin hep birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir.
    İşbu davada davacı, davalının “Kar Ortaklığı Protokolü ve Centilmenlik Anlaşması” adı altında imzaladıkları adi ortaklık sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle işletme için davalıya, 3. şahıslara, resmi kurum ve kuruluşlara yaptığı ödemeler ile otel işletmesinden kendi payına düşen kar payını talep etmekte olup, taraflar arasında adi ortaklığın kurulu olduğu hususu önceki bozma ilamlarının içeriği ile kabul edilmiş ve bu yön kesinlik kazanmıştır.
    Bilindiği üzere, adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsar.
    Hal böyle olunca, mahkemece önceki bozma ilamlarındaki adi ortaklığın varlığına ilişkin kabul doğrultusunda, uyuşmazlığın, davacının dava dilekçesinde talep ettiği alacak kalemlerini talep etme hakkı olup olmadığı noktasında değerlendirilip Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmak suretiyle, işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında adi ortaklık bulunmadığından bahisle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi