
Esas No: 2008/17781
Karar No: 2009/22301
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2008/17781 Esas 2009/22301 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Konya 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :30.7.2008
NUMARASI :Esas no: 2007/632 Karar no: 2008/737
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 2184 nolu 137 parselde kayıtlı bulunan ve aile konutu olan taşınmazın davacı eşin rızası alınmadan Türk Medeni Kanununun 194. maddesine aykırı olarak yapılan satışının iptali, eski malik davalı M.adına tescili isteğine yöneliktir.
Toplanan delillerden, davacı ile davalı M.’in 22.6.1995 tarihinde evlendikleri yurtdışında yaşadıkları, T.’ye geldiklerinde dava konusu evde kaldıkları, çocuklarının sünnet törenlerini bu evde gerçekleştirdikleri, T.’de başka konutları olmadığı ve bu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı A.davalı eş M.’in dayısı olup bu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını bildiği de sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında, talebin kabulü gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 23.12.2009
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *davacı T. ve davalı eşi M.in yurt dışında yaşamalarının yanında, kısa süreli olarak Türkiye’ye geldiklerinde, bu yerde tatil amacı ile kalmaları o yeri aile konutuna dönüştüremeyeceği anlaşılmakla onama görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Aile konutu, sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı oturduğu yer olarak tarafımızdan tanımlanmıştır. ( Boşanma, Tazminat ve Nafaka Hukuku, Ankara – 2008. s. 635)
Aile konutu kural olarak tek bir konut ise de eşlerin haklı sebeplerle yaşamsal faaliyetlerini eşdeğer seviyede geçirdikleri yerlerdeki konutlar da pekala aile konutu olabilir.
Buna karşılık eşlerin ortak yaşamlarının merkezi olarak seçilmeyen ve düzenli olmayacak şekilde geçici olarak sadece belirli zamanlarda kullanılan konutlar ise ikincil nitelikli konut olarak adlandırılır. (GENÇCAN, Boşanma-3.s. 648)
İkincil nitelikteki konutlar ise aile konutu olmadığından Türk Medeni Kanununun m. 194. hükmünün korunması kapsamı dışındadır.
Tarafların evlendikten sonra Danimarka’da oturmak üzere yurt dışına gittikleri, yıllardır yurt dışında oturdukları, dava konusu taşınmazın taraflar yurt dışında iken alındığı tanık anlatımı ve tapu kaydı ile sabittir.
Tarafların 2001 yılında alınan bu taşınmaza 2006 yılı izninde gelerek bu konutta “sünnet düğünü” yaptıktan sonra ayrılmaları bu konutun aile yaşamının yoğunlaştığı yer olarak kabulü sonucunu mu doğurur?
Dava konusu taşınmaz aile konutu değil ikincil nitelikte bir konuttur.
Yerel mahkeme ile aynı görüşü paylaşıyorum.