13. Hukuk Dairesi 2016/14017 E. , 2018/1787 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki fesih davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzalanan devre tatil sözleşmesi gereğince, ... İlçesi, ... mevkiinde bulunan 911 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ... Tatil Sitesinde A bölgesinde bulunan 44 kapı nolu evin 2 nolu döneminin devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalının sözleşmenin 12. Maddesine aykırı olarak, dönemlerini 3. kişilere kiraya vermeye engel oldukları gibi, kendisinin kiraya verip bedel ödemediğini, keyfi olarak yıllık aidatları fahiş belirleyerek 2005 ve 2006 yılı duyurularında belirlenen aidatların ödenmemesi durumunda kendisine ait kira bedellerinden kesinti yapılacağının bildirildiğini, bu şekilde davalının uyguladığı yöntemlerle dönemcileri bezdirmeye yönelik tavır ve davranışlar sergilediğini bu nedenle sözleşmenin çekilmez hal aldığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile, dava tarihi itibariyle sözleşme sonuna kadar bu yıllara karşılık gelen bedellerin denkleştirici adalet ilkesi gereğince ulaştığı değer belirlenerek şimdilik 5.000,00 Tl.nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile ödetilmesini istemiş, ıslah ile talebini artırmıştır.
Davalı, davacı devreciden talep edilen yenileme katkı bedellerinin hukuka uygun olduğunun yargı kararları ile kesinleştiğini, yine sözleşmenin 10.maddesine göre belirlenen devre servis bedellerinin de mevzuata uygun olduğunu, devrecilerin tatil haklarını kullanabilmeleri için yenileme katkı bedeli ve devre servis bedellerini ödemeleri gerektiğini, kullanımı kendilerine bırakılan devrecilerden devre servis bedeli alınmadığını ve kira bedellerinin ödendiğini, tatil haklarından yararlanmalarına engel olunmadığını, kaldı ki, sözleşmeyi feshetmek isteyen devrecilere devrelerinin satın alınabilceğinin bildirildiğini aksi halde davacı isteklerine göre fesih koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne taraflar arasındaki devre tatil sözleşmesinin feshi ile 34.904,37 TL. nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının A bölgesi 44 kapı nolu 2.dönem için 2.3.1987 tarihinde imzaladığı devre tatil sözleşmesi ile sözleşme bedelinden, 490.000 TL.nin peşin ve bakiyesi 4.410.000 TL.nin taksitle ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, sözleşmenin feshi ile dava tarihinden sözleşme sonuna kadar bakiye süreye karşılık gelen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değer hesaplanırken tüfe, banka mevduat faizi, cumhuriyet altını, külçe altın, asgari ücret ve dolar bazında ortalamaları alınarak yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, ekonomik etkenlerden tüfe artışlarının ve mevduat faiz artış oranlarının neye göre hesaplandığı mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Öyle ki, tüfe/üfe artışlarının ... İstatistik Kurumu verilerinden, mevduat faiz oranlarının da ... Merkez Bankası verilerinden yararlanılarak belirlenmesi gerekir. Yine ekonomik etkenlerin bozma ilamında da sınırlı tutulmadığı gözetildiğinde, tüfe ve üfe artış oranlarının, asgari ücretin yanında memur maaş artış oranlarının ve dolar yanında diğer döviz kurlarındaki artış oranlarının da hesaba katılması gerekir. Mahkemece bu yönlerde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Davacının sözleşme bedelini peşin ödemediği bakiye bedele ilişkin taksitlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece, denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılırken sözleşme bedelleri peşin ödenmiş gibi hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle, her bir taksidin ödendiği tarihler dikkate alınarak alım gücü değerinin ne olabileceği konusunda yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dahilinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına bozulmasına, 3. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.