
Esas No: 2021/1398
Karar No: 2021/1858
Karar Tarihi: 25.05.2021
Danıştay 13. Daire 2021/1398 Esas 2021/1858 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/1398
Karar No:2021/1858
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … (… Seyahat)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı …/…
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yüksekova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nce 06/08/2018 tarihinde 4734 sayılı Kanun uyarınca pazarlık usulüyle gerçekleştirilen "2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Taşıma Kapsamına Alınacak Temel Eğitim Öğrencilerinin 809 Araç İle Taşıma Hizmet Alımı" ihalesi üzerinde kalan davacının sözleşme imzalanması aşamasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 10. maddesinde belirtilen belgeleri süresinde tamamlayamadığı, ayrıca ihale tarihinde icra takibi ve kesinleşmiş vergi borcu bulunduğundan bahisle geçici teminatının gelir kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nince verilen kararda; geçici teminatın gelir kaydı işleminin, sözleşme ve ihalenin iptali tarihinden yaklaşık olarak iki buçuk ay sonra öğrenildiğinin belirtildiği, davacının dava konusu işlemi öğrendiğini belirttiği tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içerisinde doğrudan idare mahkemesine dava açılması veya 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca idareye başvuru yapılarak başvurunun reddi üzerine süresi içinde dava açması gerekirken, bu süreler geçirildikten sonra 21/05/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, geçici teminatın irat kaydedilmesine dayanak işlemlerin ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiği, bu kapsamda Kamu İhale Kurulu'nun 10/04/2019 tarih ve 2019/MK-132 sayılı kararı ile ihale tarihinde ihaleye katılmaya engel vergi borçlarının bulunmadığına karar verildiği, bu nedenle gelir kaydedilen geçici teminatın iadesi için 2577 sayılı Kanun'da öngörülen bir yıllık süre geçmeden dava açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
MADDÎ OLAY:
Yüksekova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 06/08/2018 tarihinde "2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı Taşıma Kapsamına Alınacak Temel Eğitim Öğrencilerinin 809 Araç İle Taşıma Hizmet Alımı" ihalesi pazarlık usulüyle gerçekleştirilmiş ve idare tarafından ihale üzerinde bırakılan davacıya 04/09/2018 tarihinde EKAP üzerinden tebliğ edilen sözleşmeye davet yazısı ile 4734 sayılı Kanun'un 10. maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e) ve (g) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına dair belgelerin idareye teslim edilmesi talep edilmiştir.
Sözleşmeye davet yazısında belirtilen belgelerin, davacı tarafından kanuni süresi içerisinde idareye teslim edilmediği ve ihalede başka geçerli teklif kalmadığı gerekçesiyle ihale idarece iptal edilmiş, davacı tarafından anılan işleme yönelik yapılan itirazen şikâyet başvurusu 01/11/2018 tarih ve 2018/UH.I.1923 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararı ile reddedilmiştir.
Bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan Kurul kararı iptal edilmiş, bunun üzerine Kurul tarafından 10/04/2019 tarih ve 2019/MK-132 sayılı karar ile, Mahkeme kararında yer alan "davacının ihale tarihi itibarıyla … Vergi Dairesi Müdürlüğüne olan 28.691,27-TL vergi borcunun yapılandırmasının devam ettiği; … Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne olan borcunun ise 5.000-TL'nin altında kaldığından vergi borcu kapsamında nitelendirilemeyeceği..." şeklindeki gerekçe doğrultusunda, 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından 21/05/2019 tarihli dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı, 3. maddesinde, idarî davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller, c) Davaya konu olan idarî işlemin yazılı bildirim tarihi, d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar, e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarasının gösterileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dava dilekçelerinin 3. ve 5. maddelere uygunluk açısından inceleneceği; 15. maddesinin, 1. fıkrasının (d) bendinde ise, 3. ve 5. maddelere uygun olmayan dilekçelerin, bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek veya noksanı tamamlanarak otuz (30) gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Dava dilekçesi incelendiğinde, dilekçenin on üç (13) sayılı paragrafında, "Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin kararına dayanılarak alınan söz konusu Kamu İhale Kurulu kararıyla teklifimizin geçerli bir teklif olduğuna karar verilmiş, dolayısıyla teklifimizin değerlendirme dışı bırakılması nedeniyle tesis edilen diğer işlemlerin hukukî temeli de ortadan kalkmıştır." ifadesine yer verildiği, "Sonuç ve İstem" başlıklı bölümünde ise,"... geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin kararın iptaline, tarafımıza geri ödenmesine..." şeklindeki istemin yer aldığı görülmektedir.
Bakılan davanın 10/04/2019 tarih ve 2019/MK-132 sayılı Kurul kararının tesis edilmesi üzerine 26/09/2020 tarihinde açıldığı, her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde, "geçici teminatın gelir kaydedilmesine ilişkin kararın iptaline" karar verilmesi istemine yer verilmiş ise de, iptali istenilen işlemin tarih ve sayısının açıkça belirtilmediği, öte yandan, davacının, idare tarafından gelir kaydedilen geçici teminat bedelinin tarafına ödenmesi yönünde de bir talebinin bulunduğu, dava dilekçesinin genelinde Kamu İhale Kurulu'nun sonraki kararıyla oluşan hukukî duruma uygun şekilde tam yargı isteminde bulunulduğu yönünde ibarelere de yer verildiği, bundan dolayı, davanın bir iptal davası mı yoksa 2577 Sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında bir tam yargı davası mı olduğu hususunun hiç bir tereddüde mahal vermeyecek ölçüde açık şekilde ifade edilmediği anlaşılmaktadır.
Nitekim, bakılan dava bakımından, 2577. Sayılı Kanun'un dava açma süreleriyle ilgili olarak hangi hükümlerinin uygulanacağının ve dava açma süresinin hangi tarihten başlatılması gerektiğinin değerlendirilebilmesi için öncelikle yukarıda bahsedilen hususun açığa kavuşturulması gerekmektedir.
Öte yandan, yargılama sürecini yürüten Mahkemece davanın konusuna ve türüne ilişkin bu çelişki belirtilerek yeniden dava dilekçesinin reddine karar verme imkânına sahip olunduğu hâlde, bu yola başvurulmaksızın davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkına da müdahale oluşturacağı açıktır.
Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru üzerine verilen kararlarda; mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek olarak tanımlanmıştır (AYM Kararı, Özkan Şen Başvurusu, B. No: 2012/791, Karar tarihi: 07/11/2013, § 52).
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan, davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle, dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (AYM Kararı, Mohammed Aynosah Başvurusu, B. No: 2013/8896, Karar tarihi: 23/02/2016, § 33).
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan, Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir. 36533/04 başvuru numaralı ve 14/10/2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşrû bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında mâkûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları mevcut olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usûllerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usûl şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce yeniden dava dilekçesinin reddi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda hüküm kurulmasında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 25/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.