20. Hukuk Dairesi 2017/9883 E. , 2018/409 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... köyü 208 ada 186 parsel sayılı 25.088,77 m² yüzölçümündeki taşınmaz ve 208 ada 184 parsel sayılı 7447,70 m² yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile taşınmazların tapulu olduğunu, miras yoluyla davacılara intikal ettiğini ve uzun zamandır zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek adlarına tescilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile... ilçesi, ... köyü 208 ada 186 sayılı parselin harita mühendisi raporunda ve ekindeki haritada; 186/A rumuzu ile gösterilen kısmının ifraz edilerek bu kısım denizde kaldığından tespit harici bırakılmasına, 186/C ve 186/D rumuzları ile gösterilen kısımlarının ayrı ayrı ifraz edilerek aynı ada içerisinde yeni birer parsel numarası verilerek zeytinlik vasfıyla .... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, ifrazlar sonrası arta kalan ve 186/B rumuzu ile gösterilen kısmın 208 ada 186 parsel numarası verilerek tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline,.... ilçesi, ... köyü 208 ada 184 sayılı parselin harita mühendisi raporunda ve ekindeki haritada; 184/B rumuzu ile gösterilen kısmının ifraz edilerek aynı ada içerisinde yeni bir parsel numarası verilerek zeytinlik vasfıyla Şerife Karsak mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, ifraz sonrası arta kalan ve 184/A rumuzu ile gösterilen kısmın 208 ada 184 parsel numarası verilerek tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 07/06/2002 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanunla değişik 9/son maddesi uyarınca yapılıp 28/02/2008 tarihinde ilân edilen fennî hataların düzeltilmesi çalışması vardır.
Mahkemece davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle çekişmeli 186 parsel sayılı taşınmazın (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümleri ile 184 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün adlarına tesciline, 186 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün denizde kaldığından tespit harici bırakılmasına ve 184 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünde davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumu, tespit tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarındaki, durumu ile 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesine göre hukukî durumu incelenmemiş, yörede 3573 sayılı Kanuna göre yapıldığı anlaşılan çalışmalara ait harita, tutanak ile diğer bilgi ve belgeler getirtilmemiş, taşınmazın deniz altında kalan bölümü ile davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı bilimsel yöntemlerle net olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1985-1990 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile yörede 3573 sayılı Kanuna göre yapıldığı anlaşılan çalışmalara ait harita, tutanak ile diğer bilgi ve belgeler ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler
dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği ve taşınmazın yörede 3573 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalara konu edilip edilmediği ve şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığı belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve 6831 sayılı Kanunun 1/j ve 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, taşınmazın deniz altında kalan bölümü duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekili ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 22/01/2018 günü oy birliği ile karar verildi.