20. Hukuk Dairesi 2017/9847 E. , 2018/435 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1981 yılında ilan edilen kadastro çalışmaları sırasında Aydıncık Köyü 2552 parsel sayılı 28.300,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Taşınmaz tapuda davalılar adına kayıtlı olup Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü lehine “3083 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince kısıtlıdır.“ şeklinde şerh bulunmaktadır.
Davacı ... Yönetimi vekilinin 30.11.2011 havale tarihli dilekçesinde, taşınmazın kısmen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek tapusunun iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle dava açmış, bilirkişi raporları doğrultusunda ıslah dilekçesi ile taşınmazın tamamının orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne; çekişmeli taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1981 yılında arazi kadastrosu, 2003 yılında orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları birlikte yapılmış, sonuçları 23/08/2004 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmaz 1981 yılında yapılan arazi kadastrosu neticesinde kişiler adına tespit görmüş ve tapuda kayıtlıdır, dava ise 2011 yılında açılmış olup bu süreçte taşınmazın orman haline gelmiş olması taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu şeklinde yorumlanamaz, ayrıca dava kesinleşen tahdide göre açılmış olup orman bilirkişi raporunda taşınmazın kısmen kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı bildirilmiş olmasına rağmen taşınmazın tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır, ayrıca Orman Yönetimi dava konusu taşınmazın bir kısmı için açtığı davasını 14.03.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmazın tamamına yöneltmiş ise de harca tabi ıslah talebinde bulunmadığı yani usule uygun ıslah talebinin olmadığı hususu da gözardı edilerek taşınmazın tamamı hakkında hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup, mahkemece taşınmazın orman tahdit hattına göre konumu net olarak belirlenmeli ve tahdit içinde kalan kısmı hakkında hüküm kurulmalıdır.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle yörede yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, çekişmeli taşınmaza komşu parsellere ilişkin kadastro tutanak örnekleri ile dayanakları ve tapu kaydı bulunduğu yerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve
bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36. maddesinde yazılı “Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır. Sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek
duruma uygun olanı uygulanır” hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin “Teknik İşler” başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu varsa aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, yukarıda anılan Yönetmelik ve Teknik İzahnamede yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan ..."in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 23/01/2018 günü oy birliği ile karar verildi.