Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/1254
Karar No: 2018/447

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/1254 Esas 2018/447 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davalı-karşı davacı arasında yapılan dava sonucunda, davacı-karşı davalı borçlu olmadığının tespiti ile 50.528,84 TL'nin iadesini, davalı-karşı davacı ise 4.106,00 TL alacağın tahsilini istemiştir. Mahkeme, asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar vermiş, fakat karar tarafların temyizi sonucunda Yargıtay tarafından bozulmuştur. Dosya incelendiğinde, paylı/müşterek mülkiyet türünde olan anataşınmazın üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakının bulunmadığı ve davalının davacıya ait olan villa ve havuzun kullanımına müsaade etmediği, davacının anataşınmazda nadiren bulunduğu, davalının tarım ve hayvancılık işlerinin yapıldığı ve görevli çalıştırdığı ortaya çıkmıştır. Bu durumda, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 689, 690 ve 694. maddeleri gereği; paylı/müşterek mülkiyete sahip olan taraflar, kanunun belirttiği hükümler dışında anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin düzenlemeler yapabilirler. Ancak yapılan anlaşma ile paydaşların hak ve yetkileri kısıtlanamaz. Olağan yönetim işleri, her paydaş tarafından yapılabildiği gibi zorunlu işlerde çoğunluk kararı alınarak farklı düzenlemeler yapılabilir. Paydaşların ortak giderleri ve y
20. Hukuk Dairesi         2017/1254 E.  ,  2018/447 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı-karşı davalı vekili, borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyalarından tahsil edilen 50.528,84.-TL"nin iadesini, davalı-karşı davacı ise 4.106,00.-TL alacağın tahsilini istemiş, mahkemece asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, anataşınmaz üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakının kurulu olmadığı ve müşterek/paylı mülkiyet hükümlerine göre davacının 1/3, davalının ise 2/3 hisse oranlarında malik oldukları, taşınmaz üzerinde üç adet villa ve bir adet havuzun bulunduğu, iki villanın davalının bir villanın ise davacının kulllanımına ait olduğu, anataşınmaz üzerindeki elektrik, su aboneliklerinin davalı üzerine kayıtlı olduğu ve anataşınmazda ikamet ettiği, davacının ise nadiren gelip gittiği, davalı tarafından bir kısım tarım ve hayvancılık işlerinin yapıldığı ve devamlı surette bir adet görevli çalıştırıldığı ve sosyal güvenlik sigortasının kendisi tarafından ödendiği, davalı tarafından davacı aleyhine anataşınmazın yönetim giderlerinin ödenmemesi nedeniyle üç ayrı icra takibi yapıldığı, davalının icra dosyası ile hissesini devraldığı önceki hissedarın yaptığı bir kısım giderleri de talep ettiği, anataşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesi kararına istinaden satış bedelinden icra dosyalarının tamamının tahsil edildiği, satış sonrası anataşınmazın tamamının malikinin davalı olduğu, paylı maldan yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin taraflar arasında bir anlaşmanın bulunmadığı, olayda ise Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
    4721 sayılı Türk Medenî Kanunun 689. maddesinde, “Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle bir anlaşmayla paydaşların aşağıdaki hak ve yetkileri kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz:
    1) Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek,
    2) Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına almak”
    Kanunun 690. maddesinde “Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye yetkilidir. Zorunlu ve ivedi işlerin yapılmasına ilişkin kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, paydaşların çoğunlukla alacağı kararla olağan yönetim işlerinde yetkiyle ilgili farklı düzenleme getirilebilir”
    Kanunun, Giderler ve Yükümlülükler başlıklı 694. maddesinde ise “Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı ilgilendiren yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paydaşlar tarafından payları oranında karşılanır. Payına düşenden fazlasını ödemiş bulunan paydaş, diğerlerine payları oranında rücu edebilir” hükümleri düzenlenmiştir.
    1) Somut olayda, öncelikle anataşınmazda ikamet etmeyen davacının, hangi giderlerden sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler göre davacı, paylı mülkiyetten doğan ve paylı malı ilgilendiren yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülüklerden ve paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak, eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemler için davalının yaptığı giderlerden payı oranında sorumludur. O halde; mahkemece, davalı ve davalının hissesini devraldığı önceki hissedar tarafından yapılan tüm bu giderler tespit edilerek davacının hissesi oranında sorumlu olduğu miktar belirlenip, icra dosyası ile tahsil edilen bedelden düşülmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, ortak gider adı altında talep edilen giderlerin zorunlu ve faydalı gider kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi,
    2) Mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, yasal faize karar verilmemesi ve reddedilen karşı dava nedeniyle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, doğru görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 23/01/2018 günü oy birliği ile karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi