
Esas No: 2020/931
Karar No: 2021/2400
Karar Tarihi: 21.05.2021
Danıştay 7. Daire 2020/931 Esas 2021/2400 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/931
Karar No : 2021/2400
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, madeni yağ üretmek taahhüdüyle teslim aldığı baz yağların basit bir karışımla yoğunluğu değiştirilmiş baz yağ olarak teslim edildiği ve düzenlenen madeni yağ faturalarının da muhteviyatı itibariyle sahte belge olduğunun vergi inceleme raporuyla tespit edildiği, dava dışı Sadettin Korkmaz tarafından elektronik ortamda verilen beyannamelere istinaden 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 2012 yılının Eylül ve Ekim dönemlerine ilişkin tecil edilen vergilerin terkin işlemlerinin yapılmayarak tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, asıl borçlu tarafından adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada Mahkemece kabul kararı verildiği, asıl borçluya ait ödeme emri kesinleşmediğinden müteselsil borçlu sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından, 4760 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca özel tüketim vergisi beyannamelerinde tecil edilecek özel tüketim vergisi olarak gösterilen, ancak şartların ihlal edildiğinden bahisle, tecil talebinin yerine getirilmemesi suretiyle verginin ödeme emri ile tahsil yoluna gidilmiş ise de, söz konusu verginin, tecil talebinde bulunan davacı yönünden vadesi belli olmadığından, öncelikle 6183 sayılı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 37. maddesi uyarınca bir aylık vade tayin edilmesi, bu sürede ödenmemesi halinde ödeme emriyle tahsil yoluna gidilmesi gerekmekte olup, doğrudan ödeme emriyle takibinde hukuka uyarlık bulunmadığı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergi tekniği raporunda tespit edilen hususlara ve vergi inceleme raporuna göre, mükellefin 2012 yılında madeni yağ üretmek taahhüdü ile ithal ettiği baz yağları taahhüt ettiği alanlarda kullanmadığı, yoğunluğu değiştirilmiş baz yağ olarak teslim ettiği, taahhüdüne uygun üretim gerçekleştirmediğinin tespit edildiği, bunun üzerine davaya konu ödeme emirlerinin düzenlendiği ve vergi inceleme raporu ile birlikte davacıya tebliğ edildiği, ödeme emrinin kamu alacağının cebren tahsiline yönelik tesis edilen ilk işlem olduğu, davacıya ödeme emrine konu borcunu ödemesi için yedi günlük bir süre verildiği, diğer bir değişle uyarı yapıldığı, tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/05/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
X- KARŞI OY:
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'a ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelindeki malların; (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılmak üzere mükellefler tarafından tesliminde tarh ve tahakkuk ettirilen özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek kısmının, teminat alınmak suretiyle tecil olunacağı, söz konusu malların tecil tarihini takip eden aybaşından itibaren oniki ay içinde (I) sayılı listeye dahil olmayan malların imalinde kullanılması halinde tecil olunan verginin terkin edileceği, bu hükümlere uyulmaması halinde, bu malların tecil-terkin işlemi dışındaki amaçlarla tesliminde tarh edilmesi gereken vergi tutarından, daha önce tahsil edilen verginin mahsubundan sonra kalan tutarın, vade tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirlenen gecikme zammı ile birlikte alıcıdan tahsil edileceği, ancak, tecil edilen verginin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda belirtilen mücbir sebepler dolayısıyla terkin edilememesi halinde bu verginin, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edileceği hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan Kanun hükümleri dava konusu olayla birlikte değerlendirildiğinde; tecil-terkin şartlarının ihlali halinde, beyanname üzerine tahakkuk eden, ancak, 4760 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında yapılan teslimler nedeniyle taahhüt edilen üretimde kullanılan girdilere isabet eden vergiler tecil edildiğinden, bu girdilerin üretimde kullanılmadığının tespiti halinde, Kanun'da, bunlara isabet eden vergilerin 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte tahsil olunacağı öngörüldüğünden aynı Kanun'un 37. maddesi uyarınca vade tayinine gerek bulunmayıp doğrudan ödeme emri ile takibata geçilmesi Kanun gereğidir.
Bu durumda, 4760 sayılı Kanun kapsamında, tecil terkin uygulamasının ihlal edildiğinin tespiti halinde yukarıda açıklandığı üzere 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca işlem yapılmasına gerek bulunmadığından temyize konu kararın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.