Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/8120
Karar No: 2019/3624
Karar Tarihi: 18.04.2019

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/8120 Esas 2019/3624 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2016/8120 E.  ,  2019/3624 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.12.2009 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Davacı vekili; müvekkili Yunan uyruklu davacının o tarihte Türkiye"de gayrimenkul edinmesinin mümkün olmaması sebebiyle, 20.000,00 DM taşınmaz bedelini ödeyerek, 886 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 No"lu bağımsız bölümü, dava dışı ... ile aralarında akdedilen 15.01.2002 tarihli yazılı inanç sözleşmesi ile, ... adına tescil ettirdiğini, 16.08.2002 tarihli inanç sözleşmesi ile taşınmazın ..."ya teslim edildiğini, ...’nın kredi çekmek amacı ile taşınmazı muvazaalı olarak ..."a devrettiğini, taşınmazın ipotek gösterilerek kredi çekildiğini, daha sonra ..."ın taşınmazı ipotekle yüklü olarak, ..."nın kız kardeşi olan davalı ..."ya devrettiğini, ...’ın evi alırken ve devrederken hiçbir bedel ödemediğine ve almadığına dair yazılı beyanının bulunduğunu, belirterek davalı ... adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ise, ödenen 20.000,00 DM"ın güncel karşılığının, yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... vekili; davacının yabancı uyruklu olması nedeni ile, davanın görülebilmesinin teminat şartına bağlı olduğunu, zamanaşımı ve hakdüşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, taşınmazın bedelinin ...’ın borcuna karşılık müvekkili tarafından bankaya ödendiğini, satış işleminin muvazaalı olmadığını, davacının kanuna karşı hile yaptığını, yazılı sözleşmelerin hukuki sonuç doğurmayacağını belirterek davanın reddin istemiştir.
    Diğer davalı ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
    Mahkemece; davanın kabulü ile; 886 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 No"lu bağımsız bölümün, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı Türk asıllı Yunan uyruklu Vafaııka-Yunanistan doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
    Hükmü; davalı ... vekili temyiz etmiştir.
    İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
    İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
    İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolayı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
    İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
    İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
    Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (İnanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
    Yukarıda açıklanan ilkeler ışığı altında somut olaya gelince;
    1-Davaya dayanak yapılan 15.01.2002 tarihli yazılı inanç sözleşmesinin davacı ile dava dışı ... arasında yapıldığı, son malik ...’nun ise taşınmazı dava dışı ...’dan satın aldığı anlaşılmaktadır.
    Bu durumda aradaki zincirin tamamlanması için ... ve ...’ın davada taraf olması gerekeceğinden, mahkemece, davacı vekiline süre verilerek anılan kişilerin davaya dahil edilmesinin sağlanması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekecektir.
    2-Davacı Yunan uyruklu olması nedeni ile Tapu Müdürlüğünden Yunan uyruklu davacının taşınmaz edinmesine engel bir durum olup olmadığının sorulması, ondan sonra yabancıların mülk edinmelerine ilişkin 2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir.
    Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına; peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi