1. Hukuk Dairesi 2019/897 E. , 2020/4131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ..."ın 25 ada 6 parsel sayılı taşınmazını ölünceye kadar bakma akdi ile, 25 ada 28 parsel sayılı taşınmazdaki payını ise bağış suretiyle davalıların mirasbırakanı olan oğlu ..."a temlik ettiğini, dava konusu taşınmazların temlik tarihinde mirasbırakanın hukuki ehliyetinin olmadığını, ehliyetli olsa bile yapılan işleminin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairenin 10/11/2014 tarih ve 2014/1030 E, 2014/17238 K sayılı ilamı ile bozulmuş, karar düzeltme üzerine Dairece bu defa, "...hukuki ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olduğu, ehliyetsizliğin saptanması halinde öteki nedenlerin incelenmesi gereğinin ortadan kalkacağı gözetilerek ehliyetsizlik iddiasının öncelikle incelenmesi, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa mirasbırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, mirasbırakan ..."ın, dava konusu taşınmazların temlik tarihlerinde ehliyetli olup-olmadığı yönünde rapor alınması, miras bırakanın ehliyetli olduğunun saptanması halinde muris muvazaası yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, ehliyetsizlik iddiası üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir…" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, bozma ilamına uyulmuş olmakla ilgilileri lehine usulî kazanılmış hak oluşur ve mahkeme bozma gereklerini yerine getirmek zorundadır.
Ne var ki, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, bozma ilamında, ehliyetsizliğin kamu düzeni ile ilgili olması sebebiyle öncelikle incelenerek, tarafların bu yönde bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa mirasbırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, mirasbırakan ..."ın dava konusu taşınmazların temlik tarihlerinde ehliyetli olup-olmadığı yönünde rapor alınması belirtildiği halde, mirasbırakan hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmadan sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca, davacıların bildirdiği mirasbırakana ait tedavi evraklarının, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Sayıştay Başkanlığı’ndan istenilmesi, varsa tedavi evrakları ile birlikte dosyanın kül halinde Adli Tıp Kurumuna gönderilerek mirasbırakanın temlik tarihlerinde hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınması, ehliyetli olduğunun saptanması halinde muris muvazaası iddiası yönünden inceleme yapılarak hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.