Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/3971
Karar No: 2012/4951
Karar Tarihi: 04.04.2012

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2012/3971 Esas 2012/4951 Karar Sayılı İlamı

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2012/3971 E.  ,  2012/4951 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.06.2006 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı ... Köyü vekili, köylerine ait meraya davalı köyün elattığını ileri sürerek müdahalenin menini istemiştir.
    Davalı ... ise davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece dava konusu merada tarafların müşterek kullanım hakları olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmü her iki köy vekili temyiz etmiştir.
    Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
    31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “...tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar
    üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
    Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
    Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
    Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
    Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
    Somut olayda Davacı ... dava konusu meranın 15.9.1960 tarihli ve 147 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunca adına tahsis edildiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1951/101E. 1952/107K. Sayılı, 10.9.1952 tarihli kararı ile davalı ... ile olan müşterek sınırlarının belirlendiğini ve bu bölgedeki meraların kullanımı hakkında da sulh olduklarını, davalının buna rağmen meralarına elattığını belirtmiştir.
    Davalı ... ise 1952 yılında hükmen tasdik olunan sulh kararının uygulama kabiliyetinin olmadığı, köyler arası idari sınırın ilçe İdare Kurulunun 23.11.1950 tarihli kararı ile belirlendiğini, davacı köyün sürekli sınır ihtilafı çıkardığını, dava konusu meranın köylerine ait kadim meraları olduğunu savunmaktadır.
    Tarafların iddia ve savunmalarından her iki köyün de dava konusu merada müstakiliyet iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece deliller toplanmış, mahallinde keşif yapılmış ve dava konusu yerlerin tarafların müşterek meraları olduğuna karar verilmiştir. Ancak yapılan inceleme,
    araştırma ve düzenlenen kroki hüküm vermeye yeterli değildir. Öncelikle davacı ve davalı köye Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan mera tahsisine ilişkin belirtme tutanak, tahsis ve krokileri getirtilmeli, İl Mera Komisyonundan bu alanda mera tespit, tahdit ve tahsis çalışması yapılıp yapılmadığı sorulmalı, tamamlanmış bir tahsis var ise bu kayıt ve krokiler getirtilmeli, yeniden mahallinde keşif yapılmalı tarafsız, yaşlı bilirkişi ve tanıklar dinlenmeli, taraf köylere ait toprak tevzi haritalarındaki mera krokileri ve 1952 tarihli mahkeme kararı uygulanmalı, düzenlenecek krokide anlaşılır şekilde işaretlenerek gösterilmelidir. Eğer İl Mera Komisyonu tarafından bu yerde 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince halen bir çalışma yapılmakta ise bu çalışmanın sonucu beklenmelidir.
    Eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına,istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 04.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi