
Esas No: 2012/3822
Karar No: 2012/4978
Karar Tarihi: 04.04.2012
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2012/3822 Esas 2012/4978 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.01.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 3448 ada 6 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, davalının hakkı olmadığı halde taşınmazlarına müdahalede bulunduğunu belirterek elatmanın önlenmesi ve kal talep etmişlerdir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmüne göre, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere arazi mülkiyeti kapsamına üzerindeki yapılar da girer. Kural olarak da bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarının da malikidir. Dava konusu her iki taşınmaz da paylı mülkiyet rejimine tabi bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Paylı mülkiyette mülkiyet hakkına sahip birden fazla kişi olmasına rağmen aslında eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı vardır. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliğini meydana getirir.
Davacı adına kayıtlı 6 parsel ve davalı adına kayıtlı olan 5 parsel sayılı taşınmazda da davacı ve davalı dışında başkaca paydaşlar mevcuttur.
Somut olayda, yıkım hükmü davada taraf olmayan diğer paylı maliklerin hukukunu da etkileyeceğinden, 3448 ada 5 ve 6 sayılı parsellerin davacı ve davalılar dışındaki paydaşlarının da bu davada taraf olarak yer almaları zorunludur. Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun uygulaması da açıklanan doğrultudadır. (Yargıtay HGK"nun 26.10.2005 tarihli, 2005/14-587 – 2005/609 sayılı kararı )
Bu itibarla mahemece, 3448 ada 5 ve 6 sayılı parsellerin davacı ve davalı dışındaki paydaşlarının haklarında ayrı dava açılması için süre verilerek dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilmesine karar verilmesi veya usul ekonomisi gereğince harçlı dilekçe ile davaya katılmaları sağlanarak taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmelidir.
Değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...