(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/4511 E. , 2012/5148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafından, davalı aleyhine 22.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 300 parsel sayılı taşınmazda tapuda "... oğlu ..." ismi ile malik olduğunu, kadastro tutanağında 1942 olarak yazılan doğum tarihinin nüfus kaydına uygun olarak "01.01.1956" olarak düzeltilmesini ve taşınmazın maliki olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 300 parselde kayıtlı taşınmaz maliki ... oğlu ..."in aynı köy nüfusuna kayıtlı ..."dan 1956 yılında doğma ... olduğunun tespitine ve tapu kaydının şerhler hanesinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek
kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Tapu kaydında malik görünen ... oğlu ..."in 300 sayılı parselin tapulama tutanağında 1942 doğumlu olduğu belirtildiğinden nüfus müdürlüğüne yazı yazılarak "Tapu kaydında malik görünen 1942 doğumlu ... oğlu ..." isimli kişi veya kişilerin kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorulmalı, davacı 01.01.1956 doğumlu ... ve ... oğlu ... dışında şahısların nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişiler veya mirasçıları çağrılıp dinlenmeli ve Dairemizin yukarıdaki ilkelerine uygun inceleme yapılmalıdır.
Ayrıca, “Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin doğum tarihi yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltmeyi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata tüzüğün 87. maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki konular araştırılarak idarece düzeltilmelidir.
Bu nedenle tapuda malik görünen kişi ile davacının aynı şahıs olduğunun belirlenmesi durumunda tespit kararı verilmekle yetinilmesi gerekirken doğum tarihi ile ilgili olarak tapu kaydının şerhler hanesinin düzeltilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.