
Esas No: 2020/1121
Karar No: 2021/918
Karar Tarihi: 29.04.2021
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2020/1121 Esas 2021/918 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1121
Karar No : 2021/918
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/11/2019 tarih ve E:2015/235, K:2019/3562 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 30/12/2014 tarih ve 29221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. ve 3. maddeleri ile 2. maddesinde yer alan "Söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmeciler; abonelere ve diğer işletmecilere hizmet sunamaz; diğer işletmeciler de söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmecilere hizmet sunamaz." cümlesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/11/2019 tarih ve E:2015/235, K:2019/3562 sayılı kararıyla;
30/12/2014 tarih ve 29221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 1. fıkrasına, “ç) Sabit Telefon Hizmeti yetkilendirmesine başvuracak şirketlerin en az 1 000 000 TL sermaye ile kurulmuş olması,” bendinin eklendiği; 2. maddesi ile aynı Yönetmeliğin 19. maddesinin (u) bendinin, “5397 ve 5651 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen yükümlülükler: İşletmeciler, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden millî güvenlikle, 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik altyapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurumca belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdür. Hâlen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmeciler de; söz konusu teknik altyapıyı, Kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdürler. Söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmeciler; abonelere ve diğer işletmecilere hizmet sunamaz; diğer işletmeciler de söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmecilere hizmet sunamaz. İşletmeciler, 5397 ve 5651 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili olarak, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere; ilgili mevzuat gereği verilmesi gereken bilgi, belge ve veriyi Kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda eksiksiz ve zamanında kanunen yetkili mercie teslim etmekle, her türlü sistemin işletilmesi bakımından, altyapı kullanımının sağlanması ile söz konusu sistemlerin çalışır vaziyette tutulması için gerekli donanım, yazılım, bakım, onarım, teknik destek gibi gerekli tedbiri almakla ve bunları etkileyen donanım, yazılım, altyapı ve şebekeye ilişkin değişiklikleri Kurum onayını alarak yapmakla yükümlüdürler.” şeklinde değiştirildiği; 3. maddesi ile de aynı Yönetmeliğe, “Geçici Madde 7 – (1) Hâlihazırda Sabit Telefon Hizmeti sunmak üzere yetkilendirilmiş işletmecilerin bu Yönetmeliğin 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde belirtilen sermaye şartını sağladıklarını gösterir belgelerle birlikte bu fıkranın yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde Kuruma başvurmaları gerekmektedir. Anılan tarihe kadar sermaye şartını sağlayamayan şirketlerin yetkilendirmeleri kendiliğinden iptal olmuş sayılır.
(2) Bu Yönetmeliğin 19'uncu maddesinin birinci fıkrasının (u) bendinde belirtilen teknik altyapıyı kurmayan Sabit Telefon Hizmeti yetkilendirmesine sahip işletmecilere, bu yetkilendirme kapsamında hizmet sunan diğer işletmecilerin, bu fıkranın yürürlüğe girmesinden itibaren 2 ay içerisinde hizmet sunumlarına son vermeleri gerekmektedir.” maddesinin eklendiği;
Davacı tarafından, söz konusu Yönetmeliğin 1. ve 3. maddeleri ile 2. maddesinde yer alan "Söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmeciler; abonelere ve diğer işletmecilere hizmet sunamaz; diğer işletmeciler de söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmecilere hizmet sunamaz." cümlesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesi yönünden;
Davacı tarafından, 5809 sayılı Kanun'un serbestleşmeyi benimsediği, söz konusu sermaye şartının piyasaya giriş engeli oluşturduğu, işletmecilerin kazanılmış haklarının ihlâl edildiği, kanunî dayanağının bulunmadığı, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek anılan düzenlemenin iptalinin istenildiği;
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6. maddesinin (I) bendinde, yürütülecek elektronik haberleşme hizmetleri, şebeke ve/veya altyapısı ile ilgili yapılacak yetkilendirmelere ilişkin hüküm ve şartları belirlemenin ve (ş) bendinde, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almanın Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış olması karşısında, Kurumun sabit telefon hizmeti sunacak işletmeciler için asgari sermaye şartı getirilmesi konusunda yetkili olduğunda kuşku bulunmadığı;
Öte yandan, 5809 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrasında, işletmecilerin, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden milli güvenlikle ve 5397 ve 5671 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik altyapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurmakla yükümlü olduklarının; hâlen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilerin de, söz konusu teknik altyapıyı, Kurum tarafından belirlenecek süre içerisinde aynı şartlarla ve tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmakla yükümlü olduklarının kurala bağlandığı;
Nitekim, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin (u) bendinde de, "5397 ve 5651 sayılı Kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen yükümlülükler; işletmeciler, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden milli güvenlikle, 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve ilgili diğer Kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili taleplerin karşılanmasına yönelik teknik altyapıyı, elektronik haberleşme sistemini hizmete sunmadan önce kurumca belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdür. Hâlen elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmeciler de; söz konusu teknik altyapıyı, Kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere kurmak ve güncellemekle yükümlüdürler. İşletmeciler, 5397 ve 5651 sayılı kanunlar ve ilgili diğer kanunlarda getirilen düzenlemelerle ilgili olarak, tüm harcamaları kendilerine ait olmak üzere; ilgili mevzuat gereği verilmesi gereken bilgi, belge ve veriyi kurum tarafından belirlenecek usul, esas ve standartlarda eksiksiz ve zamanında kanunen yetkili mercie teslim etmekle, her türlü sistemin işletilmesi bakımından, altyapı kullanımının sağlanması ile söz konusu sistemlerin çalışır vaziyette tutulması için gerekli donanım, yazılım, bakım, onarım, teknik destek gibi gerekli tedbiri almakla ve bunları etkileyen donanım yazılım, altyapı ve şebekeye ilişkin değişiklikleri Kurum onayını alarak yapmakla yükümlüdürler." düzenlemesine yer verildiği;
Elektronik haberleşme sektörüne yönelik olarak, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almanın Kurumun görev ve yetkileri arasında yer aldığı dikkate alındığında, milli güvenlik ve kamu düzeninin sağlanabilmesi açısından aktarılan mevzuat kuralları ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi için elektronik haberleşme sektöründa faaliyet gösterecek işletmecilerin güçlü bir sermaye yapısına sahip olması gerektiğinin açık olduğu;
Öte yandan, Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik'in dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 17. maddesinde, bu Yönetmelik çerçevesinde yapılacak tespit, dinleme, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması faaliyetlerini olanaklı kılacak her türlü teknik alt yapının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmeciler tarafından kurulmasını sağlamanın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görevleri arasında sayıldığı;
Dairelerinin 10/06/2015 tarih ve E:2015/235 sayılı ara kararı ile, davalı idareden, "1-Dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesi ile sabit telefon hizmeti yetkilendirmesine başvuracak şirketlerin en az 1.000.000-TL sermaye ile kurulmuş olması şartı getirilmiş olup, bu sermaye tutarının neye dayanılarak ve hangi yöntemlerle belirlendiği, 2-Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan cihaz ve sistemlerin kurulmasını temin etmek amacıyla anılan sermayenin getirilmiş olması durumunda bu cihaz ve sistemlerin kurulum maliyeti, 3-Sabit telefon hizmeti pazarına girecek bir işletmecinin elektronik haberleşme mevzuatına uygun bir şekilde hizmet sunabilmesi için ne miktarda sermayeye ihtiyacı bulunduğu," hususlarına ilişkin açıklama istenildiği; davalı idare tarafından gönderilen … tarih ve … sayılı cevap dilekçesinde, dava konusu düzenleme ile getirilen sermaye şartının sektöre yönelik milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi adına önem arz ettiği, 5809 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 5. fıkrasında yer alan yükümlülüklerin hâlen bir kısım sabit telefon işletmecisi tarafından yerine getirilmediği, 1.000.000-TL sermaye şartı tutarının ise Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının hassasiyetleri doğrultusunda belirlendiği, 07/08/2015 tarihi itibarıyla 1.000.000-TL ve üzeri kuruluş sermayesine sahip 201 işletmecinin bulunduğu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan "STH İşletmecileri Kuruluş Sermayesinin Tespitine İlişkin Çalışma" isimli dokümanda STH işletmecilerinin kurması gereken altyapıyı kurup bir yıl işletebilmesi için gerekli olan cihaz ve devre kirasının yaklaşık 24.000 $ ve aylık giderin 3.000-TL olduğunun ifade edildiği, dava konusu sermaye şartı düzenlemesi öncesinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile irtibatlı teknik altyapıyı kurmuş olan 32 işletmeciden 15'inin kuruluş sermayesinin 500.000-TL'nin altında, 14'ünün 500.000-TL ile 100.000.000-TL arasında, 3'ünün ise 100.000.000-TL'nin üzerinde olduğu şeklinde açıklamalara yer verildiğinin görüldüğü;
Bu durumda, elektronik haberleşme sektörüne ilişkin yetkilendirme usûlünün genel çerçevesinin 5809 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri ile çizildiği, bu çerçevenin dışına çıkmamak kaydıyla usûl ve esasları belirleme konusunda Kuruma yetki verildiği dikkate alındığında, Kurumun asgarî sermaye şartına yönelik düzenleme yetkisinin bulunduğunun görüldüğü; milli güvenlik, kamu düzeni veya bir kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla öngörülen yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilebilmesi için işletmecilerin güçlü bir sermaye yapısına sahip olmasının zorunlu olması karşısında, sabit telefon hizmeti sunmak isteyen işletmecilere 1.000.000-TL sermaye şartı getirilen dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinde yer alan "Söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmeciler; abonelere ve diğer işletmecilere hizmet sunamaz; diğer işletmeciler de söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmecilere hizmet sunamaz." cümlesi yönünden;
Davacı tarafından, yetkilendirme iptalinin sonuçlarının düzenlenmediği, diğer işletmecilerin söz konusu durumdan nasıl haberdar olacaklarının belirsiz olduğu, diğer işletmecilere yükümlülük getirilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek anılan düzenlemenin iptalinin istenildiği;
5809 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (ş) bendinde, elektronik haberleşme sektörüne yönelik olarak, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla mevzuatın öngördüğü tedbirleri almanın Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış olması ve 60. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "Kurum; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık hâlinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idari para cezası uygulamaya, milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen hükümlerin uygulanması amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya, belirlediği süre içerisinde yetkilendirme ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur hâlinde verdiği yetkilendirmeyi iptal etmeye yetkilidir." kuralı birlikte değerlendirildiğinde, Kurumun kamu düzeni, milli güvenlik veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi ve kanunlarla getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirleri almaya yetkili ve görevli olduğunun anlaşıldığı;
5809 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (h) bendi ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (f) bendine göre, elektronik haberleşmenin, elektriksel işaretlere dönüştürülebilen her türlü işaret, sembol, ses, görüntü ve verinin, kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesini, gönderilmesini ve alınmasını ifade ettiği, anılan Kanun'un 3. maddesinin (ı) bendine ve Yönetmeliğin 4. maddesinin (g) bendine göre de, elektronik haberleşme altyapısının, elektronik haberleşmenin, üzerinden veya aracılığıyla gerçekleştirildiği anahtarlama ekipmanları, donanım ve yazılımlar, terminaller ve hatlar da dâhil olmak üzere her türlü şebeke birimleri, ilgili tesisleri ve bunların bütünleyici parçalarını ifade ettiği dikkate alındığında, elektronik haberleşme faaliyetinin bizatihi kendisinin veri iletimi, gönderilmesi ve alınması faaliyetlerini kapsadığının anlaşıldığı;
Bu itibarla, elektronik haberleşme sistemleri üzerinden milli güvenlikle ilgili olarak kanunlarla getirilen taleplerin karşılanmasına yönelik olarak işletmecilerce yapılacak veri, bilgi ve belge tesliminin, bir kamu hizmeti olan elektronik haberleşme hizmetinin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiği;
Bu durumda, aktarılan mevzuat kuralları uyarınca işletmecilere getirilen altyapı kurma yükümlülüğünün gereklerinin yerine getirilmemesinin, kamu düzeni ve milli güvenlik konularında ciddi kayıplara neden olabileceği görüldüğünden, 5809 sayılı Kanun'un 12. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kurala dayanılarak Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin (u) bendi ile getirilen altyapı kurma yükümlülüğünün gereği gibi uygulanmasını sağlamak amacıyla dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin (u) bendine eklenen, "Söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmeciler; abonelere ve diğer işletmecilere hizmet sunamaz; diğer işletmeciler de söz konusu sistemleri kurmayan ve güncellemeyen işletmecilere hizmet sunamaz." cümlesinde hukuka aykırılık görülmediği;
Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi yönünden;
Dairelerinin 10/06/2015 tarih ve E:2015/235 sayılı ara kararı ile, davalı idareden, "Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile sermaye şartının sağlanabilmesi için öngörülen 3 aylık sürenin neye göre belirlendiğinin" sorulduğu, davalı idare tarafından gönderilen … tarih ve … sayılı cevap dilekçesinde, dava konusu düzenleme ile getirilen sermaye şartının sektöre yönelik milli güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi adına önem arz ettiği, 5809 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 5. fıkrasında yer alan yükümlülüklerin hâlen bir kısım sabit telefon işletmecisi tarafından yerine getirilmediği, üç aylık sürenin belirlenmesinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının talebinin dikkate alındığı, üç aylık süre zarfında 160 civarı sabit telefon hizmeti işletmecisinin sermaye arttırımına gittiği, 07/08/2015 tarihi itibarıyla 1.000.000-TL ve üzere kuruluş sermayesine sahip 201 işletmecinin bulunduğu, söz konusu sürenin yeterli olduğu şeklinde açıklamalara yer verildiğinin görüldüğü;
İşletmecilere getirilen altyapı kurma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin, kamu düzeni ve milli güvenlik konularında ciddi kayıplara neden olabileceği, Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik'in dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 17. maddesinde, bu yönetmelik çerçevesinde yapılacak tespit, dinleme, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması faaliyetlerini mümkün kılacak her türlü teknik alt yapının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmeciler tarafından kurulmasını sağlamanın, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görevleri arasında sayıldığı da dikkate alındığında, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan sermaye şartının sağlanabilmesi için öngörülen sürenin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının görüşleri dikkate alınarak üç ay olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Yönetmelik ile yapılan değişiklikle getirilen sınırlamanın teknik bir çalışmaya dayanmadığı, belirlemenin keyfi olduğu, Anayasa'nın girişim özgürlüğü ilkesinin ihlâl edildiği, asgari sermaye şartının yasallık ilkesine aykırı olduğu, piyasaya giriş engeli oluşturduğu, mevcut işletmecilerin kazanılmış haklarının ihlâl edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 12/11/2019 tarih ve E:2015/235, K:2019/3562 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/04/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.