21. Hukuk Dairesi 2019/880 E. , 2019/4712 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 22/11/2011 tarihli iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece, davacıın maddi tazminat alacağı 73.535,57 TL olmakla beraber taleple bağlı 68.712,50 TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işeyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, somut olayda mahkemece verilen 30/06/2016 tarihli önceki kararda hükme esas 16/03/2016 tarihli hesap bilirkişi raporunda asgari ücretin yaklaşık 2,07 katı üzerinden hesap yapıldığı, iş bu raporda bilinen devre sonunun 16/03/2016 tarihi olarak esas alındığı, mahkemece iş bu rapora itibarla 68.712,50 TL maddi tazminata hükmedildiği, kararın davalı ... şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 09/04/2018 tarih ve 2016/18628 esas, 2018/3468 karar sayılı ilamıyla, davalı ... şirketinin temyiz itirazlarının sair yönleri reddedilmek suretiyle somut olayda davacının dava dilekçesinde ücrete ilişkin beyanı aşılmak suretiyle, karar verilmesinin hatalı olduğu, yapılacak işin, davacının dava dilekçesindeki ücrete ilişkin beyanı ile bağlı olarak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak yaptırılacak hesabı hükme esas aalmaktan ibaret olduğu belirtilerek yerel mahkeme kararının bozulduğu, bozma üzerine hesap bilirkişiden alınan 30/10/2018 tarihli ek hesap raporunda ücret yönünden bozmaya uygun şekilde taleple bağlı asgari ücretin 1,72 katı üzerinden hesap yapılmış ise de kararın davalı lehine bozulduğu gözardı edilerek bilinen devrenin önceki raporda kabul edilen tarihten geri çekilerek kök raporda kabul edilen 30/10/2018 tarihi olarak esas alındığı ve maddi tazminat alacağının 73.535,57 TL olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına Mahkemece uyulmasına karar verildiğinde, Mahkeme için uyulan kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E. 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece önceki kararın davalı lehine bozulduğu gözetilerek bozma öncesi kararda esas alınan bilinen devre sonunun 16/03/2016 tarihi olduğu bu tarih yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözönüne alınarak bilinen devre sonunu bu tarih olarak esas almak, bu tarihten sonra bilinmeyen devre için iskontolu hesap yapmak, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamamak suretiyle hesap raporu düzenlettirmek gerekirke yazılı şekilde davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde bilinen devre sonunun ileriye çekilmek ve asgari ücretteki farklar rapora yansıtılmak suretiyle düzenlenen hesap ek raporuna itibarla karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... Şirketi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
25.06.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.